Tuaregler kültür ve geleneklerini, yüzyıllardır korumayı başaran nadide topluluklardan biri. Üstelik de kadın haklarını benimsemiş, özel toplumlar arasındalar.
Önceleri yaşadıkları Kırmızı boyalı deri çadırların yerini şimdilerde kendi yaptıkları evler almış durumda. Ancak evlerle ilgili en önemli bilgi, bunların kadının mülkü olması ve tamamen kadınların sözünün geçmesi. Eğer biten bir evlilik olursa da, çocukların veyaleti ile birlikte tüm mal varlığı kadınların oluyor.
Eğer kadınlar izin verirse, erkekler geceleri bu çadırlarda kalabilirler. Ancak gün doğduğundan çıkmış olmaları gerekiyor.
Aileler, kızlarının yaşamlarına bazı kurallar dışında karışmıyorlar. Evde yaşayan kadınlar, geceyi bir erkekle geçirdiğinde bunu görmezden geliyorlar. Tek bir şart var: Sabah olduğunda, erkeğin devesi ile birlikte orayı terk etmiş olması gerekiyor.
Erkekler bir çadırda yemek yiyebilmek için o çadırda yaşayan bir kadınla cinsel ilişki yaşamış olmalı, aksi takdirde ayıp kabul ediliyor.
Bir erkeğin cinsel ilişki yaşamadığı bir kadının çadırında yemek beklemesi, büyük bir kabalık ve kadına yapılmış ağır bir saygısızlık olarak kabul ediliyor.
Evlilik, tamamen kadınların arzusuna bağlı gerçekleşiyor. Eğer bir kadın evlenmeye karar verirse, erkeğin kendisine yazacağı şiirlerin etkileyici olmasını bekliyor.
Bir kadın boşanma kararı aldığında, ona en büyük desteği ailesi veriyor ve bir de boşanma partisi düzenliyor. Bu parti ile aile, kızlarının yeniden bekar kaldığını kutlayarak tüm kabileye duyuruyor.
Evli olmadıkları müddetçe, boşanmış ya da hiç evlenmemiş olmalarının, genç ya da yaşlı olmalarının, toplum önünde hiçbir farkı yok.
Kadınlar değil, erkekler peçe takıyor!