Türkiye'deki sahipsiz başıboş köpek sorununun, bir heves satın alınıp, sonradan sokağa bırakılan köpeklerden kaynaklandığı savı, biraz da bilinçli bir çarpıtmadır. Evet, başıboş köpek varlığı içinde, satın alınmış ev hayvanı popülasyonu yoktur diyemeyiz ama bu çok çok düşük bir orandadır. Bu bilinçli çarpıtma, sokaklarda terör estiren vahşileşmiş ve çeteleşmiş köpeklerin verdiği zararları sempatik gösterme çabasının bir ürünüdür. Çünkü burada yine zarar veren köpekten çok, onu sokağa bırakan insanoğlunu suçlayan mizantropist dil devreye girer. Hele bir de masum yüzlü yavru bir köpek fonunda dillendirildi mi, artık itiraz eden katil damgasını çoktan yemiştir.
Türkiye'deki pet hayvanı popülizmi, sosyal yalnızlaşmanın da bir ürünü olarak, yaklaşık 10-12 yıllık bir mevzuudur. Bundan önce de insanlar hayvan sahiplenir beslerdi ama evlerde değil. Hele kent insanı buna hepten yabancıydı. Eve ayakkabıyla girmeyen bir kültürde, evde hayvan beslenmesi yakışık almazdı. Tabii pet ürünleri, mama sektörü, veteriner varlığı bu denli yaygın değildi. Ortada paylaşılacak bir rant yoktu. Veteriner dediğin kırsalda küçükbaş, büyükbaş hayvan bakardı. Öyle kedi köpek tedavisi, berberi, oteli, kıyafeti, oyuncağı falan hak getire. Değil kediye köpeğe, çocuğuna oyuncak/kıyafet alırken bile düşünürdü insanlar. Tüketim bu denli vahşileşmemişti. Herkes her gördüğüne sahip olmak için çıldırmıyordu. Bugün alınan bir ürün, 6 ay sonra demode olmuyordu, vs.
Yüzyılın getirdiği bireyselleşme, sosyal izolasyon, toplumsal yabancılaşma, ekonomik ayrışmalar, politik değişimler, küresel reklam, hızlı tüketim gibi değişimler; insanoğlunu, kendi cinsinde bulamadığı koşulsuz sevgi ve sadakati hayvanlarda aramaya yöneltti. Bu irrasyonel değişim, özellikle kedi ve köpek özelinde hayvanlara aşırı anlam yükleme ve onları kendi çocukları yerine koyma gibi sağlıksız bir ruh halini ortaya çıkardı. Bu hal, sorumluluğunu almasa bile sokaklarda yaşayan hayvanları sahiplenme güdüsüyle, çarpık ve şirret bir hayvanseverliği tüm topluma dayattı. Daha geçen gün haberi geçti, hayvan beslemenin yasak olduğu korunaklı bir sitenin yönetim kurulunda olan bir kadın, kendi sitesinden kilometrelerce uzakta bir mahalledeki evin kapısının önünde köpekleri beslediği için, ev sahipleri ile aralarında çatışma çıkıyordu. İşte size nobran bir manipülasyon. Bu keyfi ve Paternalist muhafazakarlık, kendini özellikle köpek severlikte inşa eden, kaba bir ikiyüzlülüğü tüm topluma dayatıyor yıllardır. Her itirazı da, katil ve vicdansız diye savuşturuyor işte...
Neyse ki artık tüm katmanlara yayılan haklı bir isyana yol açtı da, devlet aygıtı da daha fazla kayıtsız kalamadı bu rezalete...Meclis tatile girmeden de iyi kötü bir karar çıkacağa benziyor. Yıllardır tüm uyarılara kulak tıkayanlar, çıkacak sonuçtan da birinci derecede vicdani sorumlu olacaklardır, böyle de biline...