Mersin İl Temsilcisi
- Katılım
- 2 Ağu 2006
- Mesajlar
- 10,372
öylece usul usuldu bence
ama sence; birden bire!...
ben gecelerin yıldız araması gibi sevdim seni
sen beni, özlemin yakını istemesi gibi...
ben karanlıkta siyahı buldum oysa,
sen siyahları karaladın içinde
ben gece nöbetinde silahı ağırlaşan bir sırtken
sen silahına sarılan taarruzda bir ersin cephede
ben seni kuşatmalarda kurtuluş hayali kurduğumda
ben seni her göçmen kuşların ardı sıra sıcak yerler hayalimde
yani
dostu düşmanı aynı şey veya kişi
yani
buzulda hiç olmayışı
çölde başka şey olmayışı
yani sevdada
ve kaygada
orantısız bir öfkenin kendi dudaklarını kanatması
ve üst dudağıyla yarasını kapatması gibisin bende...
yani silahım ve zincirimsin;
mektubum ve bulunmayan posta pulum
grevdeki postacımsın en beklendiğin günde...
dedim ya;
ben karanlıkta siyahı buldum oysa,
sen siyahları karalarken içinde...
YÜREKÇE!!!...
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:38 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:37 ----------
EVRİMLEŞMEK
ben, senin yorgun halini seviyorum
düşbakışı soluğun geçerken avuçlarımdan
senin bende ne kadar fazla olduğunu
ve ne kadar imkansız olduğunu gördüm azalmanın
ben, yokluğun neden bu kadar çok
ve çokluğun ne kadar yok olduğunu gördüm sende ve seninle...
yaratılışa aşinalığım tanrıçalardan kalma
ve küskün tanrılar brifinginde sana öpüşmeyi anlattığımı
dokunmak teormimi provakasyon önermelerimle destekleyip
parmak uçlarımda cehheneme dönüştürülüş hipotezimi kanıtlamak için
bir kadının nasıl da birden bire bir yalıma
ve bir erkeğin nasıl olup da kıvılcımlara
yani evrenin dönüşümü taa darwin amcadan öncedir...
fakat unutulan bir şey var ki;
ademin yediği elma, zamanla ayvaya dönüşmektedir!...
YÜREKÇE!!!
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:46 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:38 ----------
YALNIZLIK BÖLGESİNDE
Şeytanın kokusu sarmıştı her yanı
Ateş değil, köz değil kül ise hiç
Hiçbir nesne söndüremezdi yangını
Su değil, sel değil, yağmur bile hiç
Gece, solmuş yırtık siyah bir çarşaftı
Ay ışığı sızardı her bir yanından
Aşk gibi delik deşik bir hali vardır
Cinnet çok korkardı çıldırmasından
Çığlığın kokusu sarmıştı her yanı
Söz değil, ses değil sus ise hiç
Günahlar hep ondan bile tatsızdı
Ten değil, suç değil, tuz bile hiç
Sinsi bir kurt gibi yürüyordum işte
Gece sis altında,
ben sisin altında saklambaç oynuyorduk
Ben henüz kan tatmamıştım
Ve sen henüz öpüşmemiştin
İkimiz de henüz masumduk yani;
Ve o vakti beklerdik de
Vakitten bihaberdik .
Görünenlere de kapattık gözümüzü
Görünmeyenleri de yok saydık duyularımızdan
Ve sonra bir sen ve bir ben kalınca
Birimiz ötekimizden bile yalnızlaşıp,
Korkularımızla yıkadık el ve yüzümüzü
sonra sen öğlenüstü başlayıp
şafakertesi çizdin sınırlarını
ben ihlallerle ilhaktaydım bir karartma gecesinde
düşlerin teyakkuzda;
ellerin mayın,
gözlerin şarapnel şarapnel çiziyordu gözlerimi
sesin sınır nöbetindeydi
kulaklarında ince bir hasret türküsü
biryanın ölüm,
bir yanın savaştı
oysa sana saldıran gerçek,
vahşi tırnaklı bir aşktı!...
Her şey masum mahremiyet avcısı;
Yalnızlık bölgelerinde kırık kılıçlardı sözlerim
Çelik çelik saplanmıştım kendime,
Bir senden bir benden alıp gidiyordu dizelerim
Ve tutsak düştük iki meleğe
Melaikem çılgın bir sorguda
Soldaki sus diyor, sol yanım susmaz
Sağ yanım haykır diyor, sağdaki haylaz!!!
Son dileğimde,
bana senin dudaklarında kan sunuldu
Sana ise benim dudaklarımdan öpücük
Ve son hükmü sana bıraktılar da,
kansız ve öpüşsüzce masum mu öldük?
Bir dudak daha ıslanmıştı ölümde
Çiğ değil, yaş değil, çığ ise hiç
Bin defa daha ölürdüm aynı ölümle
Cennet-i âlâ da doğmak bile hiç
YÜREKÇE!!!
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:47 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:46 ----------
yorgun ve terliyim
ellerim kir içnde, gözlerim yangın
ak bir damla süzülüyor, sönüyor alnım
doğup da büyüdüm elbette, işçi işçi - grev grev
ben tahminimden fazla yaşadım gülüm
beni biraz da ölümümle sev
YÜREKÇE
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:52 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:47 ----------
bütün istanbul üstüme yürüyor bugün
bütün altgeçitler korkak
bütün üstgeçitler üşengeç
ve karlı bir istanbul...
geceden kalma bir çığ düşmüş üstüme
kulaklarımda sesin:
bu gece n'olur sakın ölme diyor;
oysa, bütün İstanbul üstüme senle yürüyor
YÜREKÇE
---------- Mesajlar birleştirildi - 01:07 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:52 ----------
SESSİZ CİNAYET
Sen şarkı söyledikçe ışık dolardı ağlarım,
gün batımında karanlık sulara gömdüğüm
sen şarkı söyledikçe yeşeriyor dağlarım
gençliğimi kazarak çocukluklar gömdüğüm..
sen şarkı söyledikçe; şarkı sen olur, susma!
Susarsan acırım teninde, etinde söndüğüm
Şarkı seni söyledikçe gülümsüyor dudağım
Öpüşümü mahremine gizli saklı gömdüğüm
sen şarkı söyledikçe, şarkılar büyür sende
Söylemek, şarkı, çocuk hepsi senin sesinde
Bir yok iken varolmuş şimdi bu hikayede
Sessiz sedasız usulca susarak öldürdüğün
YÜREKÇE
ama sence; birden bire!...
ben gecelerin yıldız araması gibi sevdim seni
sen beni, özlemin yakını istemesi gibi...
ben karanlıkta siyahı buldum oysa,
sen siyahları karaladın içinde
ben gece nöbetinde silahı ağırlaşan bir sırtken
sen silahına sarılan taarruzda bir ersin cephede
ben seni kuşatmalarda kurtuluş hayali kurduğumda
ben seni her göçmen kuşların ardı sıra sıcak yerler hayalimde
yani
dostu düşmanı aynı şey veya kişi
yani
buzulda hiç olmayışı
çölde başka şey olmayışı
yani sevdada
ve kaygada
orantısız bir öfkenin kendi dudaklarını kanatması
ve üst dudağıyla yarasını kapatması gibisin bende...
yani silahım ve zincirimsin;
mektubum ve bulunmayan posta pulum
grevdeki postacımsın en beklendiğin günde...
dedim ya;
ben karanlıkta siyahı buldum oysa,
sen siyahları karalarken içinde...
YÜREKÇE!!!...
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:38 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:37 ----------
EVRİMLEŞMEK
ben, senin yorgun halini seviyorum
düşbakışı soluğun geçerken avuçlarımdan
senin bende ne kadar fazla olduğunu
ve ne kadar imkansız olduğunu gördüm azalmanın
ben, yokluğun neden bu kadar çok
ve çokluğun ne kadar yok olduğunu gördüm sende ve seninle...
yaratılışa aşinalığım tanrıçalardan kalma
ve küskün tanrılar brifinginde sana öpüşmeyi anlattığımı
dokunmak teormimi provakasyon önermelerimle destekleyip
parmak uçlarımda cehheneme dönüştürülüş hipotezimi kanıtlamak için
bir kadının nasıl da birden bire bir yalıma
ve bir erkeğin nasıl olup da kıvılcımlara
yani evrenin dönüşümü taa darwin amcadan öncedir...
fakat unutulan bir şey var ki;
ademin yediği elma, zamanla ayvaya dönüşmektedir!...
YÜREKÇE!!!
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:46 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:38 ----------
YALNIZLIK BÖLGESİNDE
Şeytanın kokusu sarmıştı her yanı
Ateş değil, köz değil kül ise hiç
Hiçbir nesne söndüremezdi yangını
Su değil, sel değil, yağmur bile hiç
Gece, solmuş yırtık siyah bir çarşaftı
Ay ışığı sızardı her bir yanından
Aşk gibi delik deşik bir hali vardır
Cinnet çok korkardı çıldırmasından
Çığlığın kokusu sarmıştı her yanı
Söz değil, ses değil sus ise hiç
Günahlar hep ondan bile tatsızdı
Ten değil, suç değil, tuz bile hiç
Sinsi bir kurt gibi yürüyordum işte
Gece sis altında,
ben sisin altında saklambaç oynuyorduk
Ben henüz kan tatmamıştım
Ve sen henüz öpüşmemiştin
İkimiz de henüz masumduk yani;
Ve o vakti beklerdik de
Vakitten bihaberdik .
Görünenlere de kapattık gözümüzü
Görünmeyenleri de yok saydık duyularımızdan
Ve sonra bir sen ve bir ben kalınca
Birimiz ötekimizden bile yalnızlaşıp,
Korkularımızla yıkadık el ve yüzümüzü
sonra sen öğlenüstü başlayıp
şafakertesi çizdin sınırlarını
ben ihlallerle ilhaktaydım bir karartma gecesinde
düşlerin teyakkuzda;
ellerin mayın,
gözlerin şarapnel şarapnel çiziyordu gözlerimi
sesin sınır nöbetindeydi
kulaklarında ince bir hasret türküsü
biryanın ölüm,
bir yanın savaştı
oysa sana saldıran gerçek,
vahşi tırnaklı bir aşktı!...
Her şey masum mahremiyet avcısı;
Yalnızlık bölgelerinde kırık kılıçlardı sözlerim
Çelik çelik saplanmıştım kendime,
Bir senden bir benden alıp gidiyordu dizelerim
Ve tutsak düştük iki meleğe
Melaikem çılgın bir sorguda
Soldaki sus diyor, sol yanım susmaz
Sağ yanım haykır diyor, sağdaki haylaz!!!
Son dileğimde,
bana senin dudaklarında kan sunuldu
Sana ise benim dudaklarımdan öpücük
Ve son hükmü sana bıraktılar da,
kansız ve öpüşsüzce masum mu öldük?
Bir dudak daha ıslanmıştı ölümde
Çiğ değil, yaş değil, çığ ise hiç
Bin defa daha ölürdüm aynı ölümle
Cennet-i âlâ da doğmak bile hiç
YÜREKÇE!!!
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:47 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:46 ----------
yorgun ve terliyim
ellerim kir içnde, gözlerim yangın
ak bir damla süzülüyor, sönüyor alnım
doğup da büyüdüm elbette, işçi işçi - grev grev
ben tahminimden fazla yaşadım gülüm
beni biraz da ölümümle sev
YÜREKÇE
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:52 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:47 ----------
bütün istanbul üstüme yürüyor bugün
bütün altgeçitler korkak
bütün üstgeçitler üşengeç
ve karlı bir istanbul...
geceden kalma bir çığ düşmüş üstüme
kulaklarımda sesin:
bu gece n'olur sakın ölme diyor;
oysa, bütün İstanbul üstüme senle yürüyor
YÜREKÇE
---------- Mesajlar birleştirildi - 01:07 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:52 ----------
SESSİZ CİNAYET
Sen şarkı söyledikçe ışık dolardı ağlarım,
gün batımında karanlık sulara gömdüğüm
sen şarkı söyledikçe yeşeriyor dağlarım
gençliğimi kazarak çocukluklar gömdüğüm..
sen şarkı söyledikçe; şarkı sen olur, susma!
Susarsan acırım teninde, etinde söndüğüm
Şarkı seni söyledikçe gülümsüyor dudağım
Öpüşümü mahremine gizli saklı gömdüğüm
sen şarkı söyledikçe, şarkılar büyür sende
Söylemek, şarkı, çocuk hepsi senin sesinde
Bir yok iken varolmuş şimdi bu hikayede
Sessiz sedasız usulca susarak öldürdüğün
YÜREKÇE