Hocam şahane bir yazı olmuş. Baştan sona sıkılmadan keyifle okudum.
Ben de XT 660Z ile toprağa ilk girdiğimde hihihihi diye gülme tutmuştu. Ayakta sürdüm falan off çok kısa ama güzeldi. Fakat o gülücükler, iş asfalta çıkıp virajları almaya gelince yerini korku ve büyük bir dehşete bıraktı. Çok keskin bir virajı hızım düşük olmasına rağmen (cbde aldığım viraj hızına oranla) alamadım. (Bunun sebebi yeteneksizlik de olabilir.) Motora güvenemedim, bütünleşemedim. Kefken yolunda CB ile çok tatlı aldığım o virajı tenereyle almaya kalktığımda karşı şeritteki arabayla burun buruna geldim, ölecektim! :queen:
CB500'den inip tenereye binince evet bi acayip hissediyorsun. Sonra tenereden inip cbye binince de acayip hissediyorsun.

Tenereye binip toprağa sürünce özgüven patlaması ve hırçınlık geliyor ama cbye binince cbnin asfaltta ne kadar konforlu, atik ve zevkli olduğunu anlıyorsun. Uzun yol için bence tabiki de cb...
Velhasıl o gün asfaltı topraktan daha çok sevdiğimi ve enduro motosikletin (tek silindirli, titreşimli, toprak makineleri) bana aslında pek hitap etmediğini anladım.
Tenerenin sahibi motoruna çok alıştığı için hızını ona göre ayarlayıp güzel dönüyordu ama ben beceremedim. Becersem bu sefer de indiğimde elciklerdeki titreşimin yarattığı kol uyuşukluğum yüzünden sevmezdim sanırım. Benim için enduro/cross bir makineyle asfaltta azcık yatık vaziyette viraj almaya çalışmak da elm sokağı kabusu, testere, siccin, dabbe vb korku filmlerini izlemekten daha çok s.çırtıcıydı.

:queen: (Beceriksizliğimden de olabilir)
Ben de sana güçlü bir naked kullanmanı tavsiye ederim. Yanlış anlaşılmasın benim cb 35 kw çok güçlü bir makine değildi. MT07-09'u falan hayal edemiyorum zaten :joker:
Sağlıcakla kal