- Katılım
- 3 Nis 2012
- Mesajlar
- 323
- Konu Yazar
- #1
Adrenalin (Epinefrin)
Böbreküstü bezlerinin iç kısımları tarafından öz bölgede salgılanan bir hormondur.
Doğada bu hormonun görevi, organizmayı acil harekete hazırlamaktır. Etkisini, nabzın atışı, kanın iç organlar ve deriden kaslara sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza değişmesi ve böylelikle, acil bir enerji kaynağı sağlanması şeklinde gösterir. Heyecan ve korku durumunda adrenalin salgılanması artar. Kan damarlarını genişletir. Acı hissini azaltır. Göz bebeklerinin büyümesiyle göze alınan ışık artar, daha net ve hızlı görüş sağlanır. Adrenalin hormonunun yarılanma ömrü iki dakikadır.
Adrenalinin salgılanması sırasında:
İskelet kaslarına ait atardamarlarda genişleme, düz kas ve sindirim sistemine ait atardamarlarda daralma meydana getirir.
Koroner arterler genişler,
Kan basıncı yükselir,
Kalp atış hızı artar,
Göz bebekleri (pupilla) büyür,
Kan şekeri (glisemi) yükselir.
(Kaynak: Wikipedia)
Burda bize en cok hitap eden cumle sanırım şu: "Göz bebeklerinin büyümesiyle göze alınan ışık artar, daha net ve hızlı görüş sağlanır." Evet motorsiklet üstündeyken yüksek hızlarda aşırı konsantrasyon olabilmemize, trafiği okumamıza, net görüşümüze katkısı var bu hormonun.
Motordan düştüğümüzde ise aşırı şekilde salgılanıp şoka girmemize neden olur.Buda acıyı hissetmemizi engeller.
Sinirlendiğimizdede bazen kapıya, duvara veya birisine öyle güçlü vururuzki daha sonradan düşündüğümüzde kendimize şaşırırız.Bu durumdada Epinefrin vucuttaki laktik asiti (patlayıcı kuvvet) maximum'a cıkartır.Karaciğer de deposundakileri (özellikle glikojeni karbonhidratı kafeini) glikoza cevirir ve kaslarımıza yollar.Bizde bu durumda olduğumuzdan daha güçlü oluruz.
Vucut geliştirme ve dövüş sporlarında da motivasyonun önemi burdan gelir, yanlız bu motivasyon durumunda bu anlattığımız olay minimum seviyededir.Motorsikletle yüksek hızda seyrederkende öyle... Motor kazasında veya savaşta yaralanıldığında ise maximum seviyede olur.
(Son iki paragraf bana ait)
Böbreküstü bezlerinin iç kısımları tarafından öz bölgede salgılanan bir hormondur.
Doğada bu hormonun görevi, organizmayı acil harekete hazırlamaktır. Etkisini, nabzın atışı, kanın iç organlar ve deriden kaslara sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza değişmesi ve böylelikle, acil bir enerji kaynağı sağlanması şeklinde gösterir. Heyecan ve korku durumunda adrenalin salgılanması artar. Kan damarlarını genişletir. Acı hissini azaltır. Göz bebeklerinin büyümesiyle göze alınan ışık artar, daha net ve hızlı görüş sağlanır. Adrenalin hormonunun yarılanma ömrü iki dakikadır.
Adrenalinin salgılanması sırasında:
İskelet kaslarına ait atardamarlarda genişleme, düz kas ve sindirim sistemine ait atardamarlarda daralma meydana getirir.
Koroner arterler genişler,
Kan basıncı yükselir,
Kalp atış hızı artar,
Göz bebekleri (pupilla) büyür,
Kan şekeri (glisemi) yükselir.
(Kaynak: Wikipedia)
Burda bize en cok hitap eden cumle sanırım şu: "Göz bebeklerinin büyümesiyle göze alınan ışık artar, daha net ve hızlı görüş sağlanır." Evet motorsiklet üstündeyken yüksek hızlarda aşırı konsantrasyon olabilmemize, trafiği okumamıza, net görüşümüze katkısı var bu hormonun.
Motordan düştüğümüzde ise aşırı şekilde salgılanıp şoka girmemize neden olur.Buda acıyı hissetmemizi engeller.
Sinirlendiğimizdede bazen kapıya, duvara veya birisine öyle güçlü vururuzki daha sonradan düşündüğümüzde kendimize şaşırırız.Bu durumdada Epinefrin vucuttaki laktik asiti (patlayıcı kuvvet) maximum'a cıkartır.Karaciğer de deposundakileri (özellikle glikojeni karbonhidratı kafeini) glikoza cevirir ve kaslarımıza yollar.Bizde bu durumda olduğumuzdan daha güçlü oluruz.
Vucut geliştirme ve dövüş sporlarında da motivasyonun önemi burdan gelir, yanlız bu motivasyon durumunda bu anlattığımız olay minimum seviyededir.Motorsikletle yüksek hızda seyrederkende öyle... Motor kazasında veya savaşta yaralanıldığında ise maximum seviyede olur.
(Son iki paragraf bana ait)