Hangi paraya neyin alınacağı, beklentiyle doğru orantılı bir tercih meselesi aslında.
Burada kullanıcı, 250cc bir motosikletin kapasitesini ve kullanım amacını bilmeli; beklentisi de bunu karşılayacak düzeyde olmalıdır.
250cc bir motosikletin 0-100 hızlanmaları gayet seri, 100-140 arası süratlere çıkma süresi tatminkar ve 160 km son sürate ulaşması yeterli kabul edilmelidir. Benzin tüketiminin makul düzeyde olması da tercih sebebinde önemli bir kalemdir tabi.
Eğer geçiş motosikleti olarak kullanılacak ve ileride hacim büyütülecekse, ben her zaman bulunabilecek 2. el temiz bir motosikletin mali anlamda ve herhangi bir kaza durumunda daha az canımız yanması açısından doğru tercih olacağını düşünüyorum.
Ama eğer kullanıcı bu motosikletin beklentilerini karşıladığını ve uzun süre kullanmayı düşünüyorsa, satıp büyütürüm diye almıyorsa, o zaman gayet yerinde bir seçim olacaktır.
Kaldı ki bu biraz kişinin maddi durumuyla da alakalı. İlk motoru olacaksa ve geçiş motoru olarak kullanacaksa bile, kaliteli bir seçim yapmak isteniyorsa sıfır bir 250cc düşünüldüğünde yine de ön plana çıkıyor.
Tüm bu pencerelerden bakıldığında piyasadaki 250cc sınıfındaki sıfır motosikletler arasında Honda CBR250R, fiyat-kalite-satış sonrası hizmetler üçgeninde oldukça avantajlı görünüyor.
Şahsen tecrübeli bir kullanıcı olarak, ekonomi derdim ve sıfır motosiklet alma niyetim de yoksa, 9000 TL parayla Ninja 250, CBR250R ve GT250R yerine 2006 model ER6 tercih ederdim. 9000 TL'ye alınacak 4 silindirliler pek iyi durumda değil ya da model yılı çok eski çünkü.
Ama dediğim gibi, bu tamamen tecrübe ve beklentiyle doğru orantılı bir seçim olurdu. Yukarıdaki pencereden bakıldığında halen en mantıklı seçim CBR250R'dır bana göre.