Cezayı yazan trafik polisi, çalıntı motoru bulacak olan asayiş polisi. İkisini neden karıştırmamak lazım.
Trafik polisi görevini yapıp cezayı yazacak, motoru bağlayacak, asayiş çalıntı motoru bulacak. En azından öyle yapması lazım.
Ama asayiş araç hırsızlığı kapsamına değil, "kilit altında çalınan eşya" kapsamına giren motosiklet hırsızlığı ile ilgilenmiyor diye trafik polisleri kötüdür diyemeyiz.
Burada kötü olan, yetersiz olan maalesef kanunlar. Öncelikle motosiklet hırsızlığının, araç hırsızlığı kapsamına alınması ve hırsızların adam gibi ceza almaya başlaması gerekiyor.
Bu bir...
İkincisi, ben de eleştirdim motorun bağlanmamasını. Ama bu polisin art niyetli olduğu, bir tezgah kurduğu vs anlamına gelmiyor. Gerçekten kendi çapında yardım etmeye çalışıyor. Yapmaması gerekir, kimsenin o motoru almaması gerekir, o ayrı mesele.
Ama bu yüzden polisi de karalamamak lazım.
Daha dün başıma geldi, arkamdan gelen bir Yunus'a köprü üzerinde yol verdim. Geçiş önceliği onun olmasına rağmen geçerken korna ile teşekkür etti.
Hemen arkasından TEM girişinde bir sivil polis aracı emniyet şeridine çıkmak üzereydi. Birkaç yüz metre geriden gelen motoru (beni) bekleyip yol verdikten sonra çıktı.
Geçen gün köprü girişinde çevirip, evrak kontrolü yapan polis, "kusura bakmayın, yolunuzdan alıkoydum" diye başladı söze.
Böyle güzel insanlar, polisler de var memleketim de.
O yüzden giydirmeden önce bir durup düşünelim. Bu adamlar kanun yazmıyor, yazılı kanunu uygulamaya çalışıyor. Uygularken kendi çapında (ne kadar yanlış da olsa) yardımcı olmaya çalışmış, sağolsun. Ama dediğim gibi, o motoru teslim almamak lazım, zira imza atmanız demek sorumluluğu üstlenmeniz anlamına geliyor ki ben şahsen kimsenin canının sorumluluğunu üstlenmem.