Sevgili arkadaşım,
Madem buraya yazıp derdini bizimle paylaşmışsın, iki kelime de ben yazmak isterim belki bir yol bulmanda faydası dokunur.
Benim kronik bir hastalığım var. Hastalığımın tanısı konduğunda 21 yaşımda üniversite hayatımın ortasındaydım. Hastalığım beni yatağa düşürmüştü, yürüyemez, elimle gömleğimin düğmesini ilikleyemez duruma gelmiştim. Bütün bu kaybettiğim yetileri yeniden geri kazanabilecek miyim konusu bile büyük bir soru işaretiyken, hayatım boyunca içten içe beni kemiren başarılı olma kaygısı, maddi konular, kız arkadaşım, ailevi sorunlar vs. gibi dertlerim o kadar geride kalmıştı ki; aylar geçip de bu savaşı kazandığımda kendi içimde uzun bir yolculuğa çıkmıştım. Herkesin aman dediği ve hayatım boyunca taşıyacağım bu kötü görünümlü hastalık aslında hayatımı bana geri vermişti.
Sevgili dostum. Maalesef bireyler olarak o kadar büyük bir toplum baskısı altında yaşıyoruz ki hayatın odağını çoğu zaman kaçırıyoruz. Ve yine maalesef ki bizler ancak sadece adım atmak, ayakkabının bağcığını bağlayabilmek gibi en temel yeteneğini ve gücünü kaybettiğinde para, iş, eş gibi kavramların baskısının farkına varabiliyor ve kendimizi bundan sıyırabilecek düşünce olgunluğuna erişebiliyoruz. Sağlığını kaybettiğinde veya kaybetme riski ile karşı karşıya kaldığında... Biliyorum herkesler sana önce sağlık diyor ve bu seni tatmin etmiyor ama bana kulak vermen senin için en büyük dileğim.
Hayatı en doğal haliyle kabul etmek ve ona karşı bir sevgi beslemekte yatıyor aslında mutluluğun sırrı. Gökten yağan yağmura kollarını açmak, toprak bir zeminde ayakkabılarını çıkarıp doğayı hissetmek, şehir hayatının hiç bulaşmadığı bir yerdeki doğallıktır hayat. Gözlerini kapatıp, o hiçbir şeyin olmadığı yere götür kendini. Rüzgarın sesini dinle, soğuk havayı hisset ve o karanlıkta ne kadar da bir hiç olduğunu fark et. Şu an canını sıkan bütün meselelerin bu yerde hiç önemi var mı bir düşün.
Para, pul, iş, ev, araba, motosiklet bunlar insanoğlunun kendi eliyle yarattığı ve sonrasında kendi eliyle yarattklarının tutsağı olduğu metalardır. Tabii ki bunlar hepimizin hayatında dilediğimiz gibi olsun, bunlar hayatlarımızı güzelleştiren şeylerdir. Ancak onların tutsağı olduğumuz zaman da hayatımızı zehir eden şeylerdir.
Ne olursa olsun, zincirlerini kırıp çok daha huzurlu yaşayabileceğin bir hayatın br yerlerde var olduğunu unutma. Hayatını bugüne kadar kurmuş olduğundan ibaret görme, her zaman başını alıp çok daha sakin bir hayata doğru çekip gidebilirsin. Hayata böyle bakarsan, sorunlar şu anda göründüğü kadar büyük olamazlar hiçbir zaman, çünkü büyük değillerdir aslında. Ve sen de bunların üstesinden gelecek gücü kendinde bulacaksındır.
Yolunun açık olmasını diliyorum.