Varlığın sebebini hiç düşündünüz mü? yada merak ediyor musunuz?

Ömrümüzü sadece yaratıcıya itaat edip etmediğimizin sınanması için mi yaşıyoruz?

  • evet, sadece bunun için yaratıldık.

    Oy: 9 25.7%
  • hayır, yaratılma sebebimiz bu değil.

    Oy: 8 22.9%
  • biz yaratılmadık ki, evren kendi kendine bir oluşum içerisinde.

    Oy: 17 48.6%
  • kararsızım

    Oy: 1 2.9%

  • Kullanılan toplam oy
    35
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
5 Kas 2015
Mesajlar
11,464
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Ya Haşmet ağa ben sana basit mi dedim? Yada dinden mi dem vurdum. Mehmet Akif Can gibi olmayın lütfen. Konu başlığından ziyade muazzam demenize laf attım ben.

OK, geriye döneyim. Bağışıklık sistemi sorunlu, mükemmel falan değil diyorsunuz. Bunu daha önce yazmıştım. Benim iddiam bağışıklık sisteminin her şart altında çalışıyor olduğu değil. Sadece çok zor şeyleri başarabilen, halen bir çok soru işaretleri içeren, süper kompleks bir yapı olduğu.

Bağışıklık sistemi böyle olduğu kadar, onun savaştığı virüs ve özellikle bakteriler de çok basit düşmanlar değiller. Gördüğüm kadarıyla hayatın işin içine girdiği hiç bir canlı basit değil.

Bakın bağırsaklarımızda, vücudumuzdaki hücre sayısından çok bakteri mevcut, ve yaşamımız ciddi oranda onlara bağlı. Ve dışkıyı kokutan, birbiriyle ve birbirlerinin artıklarıyla beslenen bu tek hücreli canlılar bile ilginçler. Eskiden zannediliyordu ki yiyecek miktarı azalınca ölüyorlar, daha doğrusu ölen bakteri sayısı, doğan bakteri sayısını geçiyor. Ve matematiksel modeller bu varsayımla hareket ediyor.

Sonra öğrenildi ki herifler yiyecek azaldığında iletişim için kullanılan özel proteinler saçıyorlar etrafa, "chorum sensing molecules" diye geçiyor. Chorum, bir komitenin oylama yapıp karar alabilmesi için gereken minimum üye sayısı demek. Bu molekülleri çoğu farklı tür bakteriler anlıyor, ve seviyesi belli bir eşiği geçtiğinde üremeyi durduruyorlar... Çünkü bu, sürekli üreyip ölmekten çok daha verimli. Bakın bu canlılar tek hücreli.

Velhasıl daha önce yazdığım gibi, bağışıklık sisteminin başarısızlığı gibi görünen şey, aslında virüs ve bakterilerin başarısı. Silah ve baltayla savaşmıyorlar. Bilakis, aşırı yüksek teknolojili acaip bir savaş gerçekleşmekte.

Bakın bunları okuduğunuzda aklınızda beliren "işte öyle olmasının sebebi de yıllardır devam edegelen evrimin sonucu" ya da "Allah neler yaratıyor yahu, aksini düşünmek mümkün değil" düşüncesiyle, aslında bilim değil din konuşuyorsunuz demektir. Bu düşünceleri eleştirmiyorum. Çünkü bunlar inanç. Ancak gizli bir sonuca yönelik içerik konuşmayı manipulatif buluyorum. En azından bir kısmımız bu tip düşünceler içinde olmalı ki konu dine evrildi.
 
Son düzenleme:
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
Bence asiri yuzeysel olsa da bu da bir bakis acisi tabii ki. Sonucta biri sayi sistemi, digeri molekul, ve isleyis arasinda makul bir iliski soz konusu degil.

Bakin tum dunya olarak tam 1 senemizi aldi, on yillardir haberdar oldugumuz ve calistigimiz bir viruse asi gelistirmek icin... Ve asiyi alip, asil agir isi yapip, vucudu koruyacak olan da yine bagisiklik sistemimiz. Bagisiklik sisteminin yaptigiyla karsilastiracak olursaniz sadece hafif bir iktirmedir asi.

Cok ilginc bir sey aktarayim:

Laboratuvarda dunyada olmayan, tamamen sentetik bir bilesik uretip vucuda enjekte edin. Bir sure sonra aatikorlari olusacaktir. Yani sizin modern teknolojiyle laboratuvarda urettiginiz, ve dunyada esi benzeri olmayan sentetik molekulu notralize edecek molekulu vucudumuz uretiyor, hem de uykumuzda! Nasil oluyor? Lenf dugumlerinde kucuk bir evrim gerceklesiyor. Milyonlarca permutasyon deneniyor, ta ki biri uyana kadar. Ve evrimin cabuk olmasi icin kullanilan hucreler bir nevi kanserojen, yani cok cabuk buyuyorlar. Onun icin de bu hucreler apoptotik, yani kanser olusumuna sebebiyet veremeden intihar ediyorlar... Ve bu olayin gerceklestigi yapinin geometrik seklinin bile onemi soz konusuymus...

Bir de hastaliklari sanki bir problem ya da eksiklik gibi yazmissiniz... Ama virus ve bakteriler acisindan tam tersi. Sonucta onlar da bir canli, ve onlarla rekabet icerisindeyiz. Iyi olan kazaniyor. Sadece bizim degil, onlarin basarilari da yine hayatin basarisi aslinda...

---------- Mesajlar birleştirildi - 09:37 ---------- bir önceki mesaj zamanı 09:10 ----------


Ornek verin lutfen.

Koko iyi bir ornek degil, cunku "gerizekali cocuk seviyesinde" diye yazdigim zaten Koko'ydu, cunku Koko'nun olculmus infant IQ'su 70-90 arasi, bu da "mentally retarded infant" kategorisinde. Bu da gayet normal, ancak bir goril icin inanilmaz bir seviye tabii ki.

Suphesiz. Motorlu arac ve atesli silah dizayn edip, uretip, kullanabilen herhangi bir hayvan var mi bildiginiz?

Dogru-yanlis ile zekayi karistiriyorsunuz galiba. Yalan soylemek yanlistir. Ancak bir zeka belirtisidir. Koko'nun bakicilarini en cok sasirtan hadiselerden biri, kirdigi lavabonun sucunu besledigi kedisinin uzerine atmasidir. Bakicilari "Lavabo'yu kim kirdi" diye sorduklarinda el isaretiyle "kedi yapti" demistir :) Bakin bu bile cok ciddi bir zeka belirtisi, bir goril icin tabii ki.

o örnekteki mesele yapılanın etik ve ahlak bağlamında değerlendirilmesi gerekliliğinden değil.
bu davranışı yapan canlıyı zeki olarak niteliyoruz. çünkü bu davranışı yapan canlı kendisini zeki olarak niteliyor.
diğer canlıların zeka seviyesini ölçerken kendisini baz alıyor ve bu sonuca ulaşıyor. bu metot subjektif temellere dayanıyor.

koko, insan için, insana yakın zeka seviyesine sahip bir canlı olarak belirtiliyor ve insan ile etkileşimde olduğundan dolayı popüler oluyor. eğer insan ile etkileşim halinde olmasa ve insan ile iletişim kurmasa idi sıradan bir hayvan olarak nitelenecekti.
bu arada suçladığı kedi yanlış hatırlamıyorsam kendisinin evcil hayvan olarak aldığı kedidir.

günümüzde hiçbir maymun uzay yolculuğu yapamaz, ancak bir insan onu uzaya gönderir ise uzaya gidebilir. herhangi bir maymunun uzaya çıkma ihtiyacı içerisinde olduğunu düşünmüyorum. kendilerine sormak gerekiyor.

insanın aşırı hızlı biçimde evrimleşerek dominant tür olması doğal olarak onun diğer canlılara nazaran daha sosyal ve sofistike olması ile açıklanabilir, daha zeki olduğunu da iddia edebiliriz. bu sadece ölçme metodunuz ile ilgili bir varsayımdır. birçok homo türünden geriye homo sapiensin kalması oldukça kafa karıştırıcı bir durumdur. zeki olduğu için mi hayatta kaldı? diğerlerine yaşama şansı vermediği için mi? yoksa ortama uyum sağlamakta başarılı olduğu için mi? uyum sağlayabilmesinin temelinde zeki olması mı yatıyor?

avusturalya keşfedildiğinde oradaki hayvanlar insana karşı savunmasız idiler. bir anlamda ispanyollar ile karşılaşan güney amerikalılar gibi. ve insanlar neredeyse bütün hayvanları yok ettiler. geriye birkaç tür kaldı. bu hayvanların zekasının düşük olmasından ziyade insana karşı yani bu yeni yırtıcıya karşı hazırlıksız olmaları ile açıklanabilir. dünyanın geri kalanındakiler hazırlıklı idiler de ne oldu? en azından bazı türler insana uyum sağlayabildi. yine de insan eli ile sonlanan tür sayısı az değildir.

insan türünün kendi türü ile olan ilişkisini biraz değerlendirdiğimizde, kendisine rakip olarak kendisini görmesi sonucu kendi içerisindeki devinimi artırmış ve doğal olarak da diğer türler üzerinde de hakimiyet kurmuştur.

doğa, güçlüyü değil en iyi uyum sağlayanı seviyor.
bilim kurgu filmlerinde modellenen yapay zekanın baskın olduğu bir ortamda insan da gerizekalı ve zayıf olacaktır.
ölçüyü insan aldığında diğerlerinin zeka seviyelerinin insana nazaran düşük olduğu sonucu teknik olarak doğru görünebilir.
sanırım ortalama insan zekası 90-109 arası,

bağırsak florası ile de ufak detaylar vermek isterim, konuya vakıf olanlar daha derin bilgiler verebilirler.
bağırsak florasındaki organizmalar bireyin yemek kültürüne şekil verebiliyorlar, canınız bir şey çektiğinde o gıdayı isteyenler sizin vücudunuzda, sizin ile simbiyotik ilişki içerisinde olan sizden bağımsız canlılar olma ihtimali oldukça yüksek. oldukça zekiler, maalesef onlara zeka testi uygulayamadığımız için ne kadar zeki olduklarını bilemiyoruz.
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
5 Kas 2015
Mesajlar
11,464
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
insan türünün kendi türü ile olan ilişkisini biraz değerlendirdiğimizde, kendisine rakip olarak kendisini görmesi sonucu kendi içerisindeki devinimi artırmış ve doğal olarak da diğer türler üzerinde de hakimiyet kurmuştur.

İnsanların diğer hayvanlardan ayrılıp dünyayı domine eden tür olmalarını zekalarından ziyade kendi içlerinde rakip olmalarına bağlamak bence çok makul değil. Rekabet doğada bolca mevcut, hem de oldukça acımasızca.

"Gut microbiome" için "zeki" tabirini kullandığınıza göre belli ki hayvanların zekasını (animal intelligence) araştıranların kullandığı "zeki" kelimesinden farklı bir şeyler kastediyorsunuz. Hayvan zekası nedir, ne değildir:

https://en.m.wikipedia.org/wiki/Animal_cognition

Hayvan zekası bahsettiğiniz kadar muğlak ya da görece değil. Basbayağı somut bir bilim dalı. Her konuya felsefi yaklaşabilir, lakin bu bilim değil felsefe olur.
 
Son düzenleme:
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
6 Kas 2019
Mesajlar
2,241
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
O degilde saka maka millet baya baya dinden uzaklasiyor galiba.

Diyanet isleri baskani hakliymis sanirim dsdsdsds

Bu arada varolussal problemler uzerine(bana gore,oyle yorumladim) guzel bir film oneriyorum.

https://m.imdb.com/title/tt7589524/


Benim gibi bilimkurgu manyagi iseniz bu filmi izlemenizi oneririm.

Aldigi dusuk puana aldanmayin,isin tabancali,patlamali catlamali bir film olmadigindan boyle.Bu arada nuri bilge filmi gibi de sikici degil ha..izleyin iste.bir ustad olarak kotu film onerecek degilim.
 
Son düzenleme:
Katılım
30 Eki 2016
Mesajlar
3,351
Son paragrafta su koy verdin ki öncesine de iki laf sallayım. Bakteri veya virüse göre çok daha büyük karmaşık ve ev sahibi olmanın kaynak açısından bir sürü avantajı var. Her şeyi geçtim çok karmaşık kompleks olsa dahi onu muazzam yani kusursuz yapmıyor. Bana birinin başarısızlığı diğerinin üstün başarısı gibi cevapla gelmeyin olmuyor.


Bir film tavsiyesin de de ben bulunayım.

 
Katılım
26 Mar 2018
Mesajlar
10,040
Motosikleti
2022 Suzuki V Strom 650 (DL650)
Man from Earth seyrettiğim en iyi filmlerden biridir gerçekten de.
 
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
insanın besin zincirinde üstte yer almasını tamamen iç mücadelelerine bağlamıyorum.
bu davranış biçimi de denklemdeki etkenlerden bir tanesidir.
zira mevcut durum tek bir sebep ile açıklanabilecek bir durum değil, disiplinler arası ve birçok bilim dalının konusudur.
ayağa kalkması, ellerinin serbest kalması, ellerini kullandıkça beyninin gelişmesi, beyni geliştikçe ellerini daha çok kullanması ...
liste uzar gider.

türkçe linkini de ekleyeyim Hayvan Bilişi.

bu bilim dalına ait yazıyı ilk defa okudum. iyi kötü belgesel seyretmişliğim var, evcil hayvanım da var.

yazının içerisinde bir kaç kez Antropomorfizm hakkında uyarı var. yani hayvanın ölçütü olarak insanın kullanılmasının metodolojik olarak yanlış sonuçlara götürebileceğini belirtiyorlar.
akabinde de farklı kişilerin deneyleri ve sonunda da karşıt görüşlerden bilgiler verilmiş.

insanın kendisine zeka atfetmesi ve sonrasında geri kalan türleri de bu zekaya göre sınıflandırmasını destekleyecek bir veri göremedim.
(biraz hızlı okudum zira şu an gece vakti kararnameleri ile oynana oyunu seyrediyorum).

itiraz ettiğim noktanın anlaşılması gerekiyor.
hayvanı kendin ile kıyaslayarak onun ne olduğuna karar vermek bir yöntemdir ama sağlıklı bir yöntem değildir.
iyi ya da doğru olup olmadığını söylemiyorum sağlıklı olmadığını söylüyorum.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst