Cuma namazını kılıp yola devam ettik. Planda arka yollardan Halfeti ve Rumkale sonra da Adıyaman Nemrut Dağı'nda konaklama vardı. Ama saat ikiyi geçiyordu bile.
Hemen toparlanıp Antep'i arkamızda bıraktık. Arka yollarda kaybolmaya başladık.
---------- Mesajlar birleştirildi - 16:19 ---------- bir önceki mesaj zamanı 16:17 ----------
tüh ya bu başlığı 1 ay sonra falan denk gelseydim..beklemek zorunda kalmazdık
:santa:Kurşuna gerek yok

---------- Mesajlar birleştirildi - 16:44 ---------- bir önceki mesaj zamanı 16:19 ----------
Buralarda en ekonomik ulaşım biçimi ve en havadar
Bu arada sıcaklık da bu:
Ve en sonunda kaybolduk. Hedef Halfeti idi. Fakat Halveti'ye gitmek için Fırat'ı dolaşmak gerekti. Ters tarafta idik. Ya dolaşacaktık ya da Rumkale denilen yerden Fırat Nehri üstünde motor ile Halfeti'ye gidecektik. Bunları bize kim mi anlattı? Gönüllü rehberimiz...
Onlar önde biz arkada bu Şahin'i takip ediyoruz.
---------- Mesajlar birleştirildi - 16:54 ---------- bir önceki mesaj zamanı 16:44 ----------
Yolda gördüğüm ilginçlikleri hemen resimliyorum.
Hemen ekleyeyim. Daha ilk dakikalarda misafirperverlik, ilgi-alaka ve yardımseverlikte yarışma kendini göstermeye başladı.
Durumu rehberimize izah ettik ve bizi Rumkale'ye götüreceğini söyledi. Kenidisi de oralıydı ve görmemizi istiyordu. Fakat ben ısrarla Halfeti diye tutturunca bir yol tarif etti fakat kötüydü yol ve yine kaybolmuştuk...
Bir Alevi köyü. Kocaaa köy bomboş ve hepsi Almanya'nın bir kentinde imişler. Bakkalda durduk ve soluklandık ve hemen ikramlar gelmeye başladı. Hani insan beş parasız yola çıksa inanın yolda kalmaz. Herkese çok teşekkür ediyorum tekrardan.
Köy neden boş diye sorduğumda muhtara, ''ne olacak rahmetli Erbakan bize ektirdi Şam fıstığı ağaçlarını millet de 30 yıl bekleyemedi çekip gitti'' diye siten edince kahkahalara gömüldük. Ama doğu ve güney gerçekten bomboştu. Hani o topraklara insan eksen çıkar da ekecek insan yok. Giden gelememiş birtürlü.
---------- Mesajlar birleştirildi - 16:58 ---------- bir önceki mesaj zamanı 16:54 ----------
Köyden...Topaç gibi çocuklar. Hepsi çok tatlı ve meraklı. Sorularına cevap da cevap...
Köyün ismi SARILAR. Hepinize sonsuz selamlar.
---------- Mesajlar birleştirildi - 17:01 ---------- bir önceki mesaj zamanı 16:58 ----------
Onlar da bize Rumkale ve eğer istersek oradan Halfeti'ye sandal ile gitmeyi söylediler. ''Tamam'' dedim ve topo haritayı açtım. Allahtan harita yüklüydü çoğu yer normal haritaa gözükmüyordu.
Yoldan...
---------- Mesajlar birleştirildi - 17:04 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:01 ----------
Dön dolaş birtürlü bulamıyor insan yolu. Gezi şimdi başladı dedim. Kimse yok ortalıkta. ama çok keyif alıyoruz doğrusu. İnsana her taraf aynı geliyor.
Derken rotaya gitiroruz ve yüzümde gülümseme. Aşağısı Rumkale.
---------- Mesajlar birleştirildi - 17:10 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:04 ----------
Muhteşem bir doğa. İyiki gelmişiz, iyiki kaybolmuşuz, herşeye değmiş diyoruz. Ve iniyoruz Fırat'ın kenarına.
Büyüleyici. Yüzden fazla fotoğraf çekiyoruz. Hak verin bana bunaları temizlemek seçmek hatırlamak ve yazmak... Ama tam zamanı bu Şubat ayı
İnsan nereyi çekeceğini şaşırıyor.
Buyrun size RUMKALE. Muhakkak gidin ve görün ve hatta bir gün de kalın derim.
---------- Mesajlar birleştirildi - 17:14 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:10 ----------
Aşağı indik ki ne görelim. Bizim gönüllü rehber (adı Çelebi) bir kayıkçı ( adı Metin) ile muhabbet ediyor. İkisine de sonsuz selamlar. Nehir kenarında soluklanıp birşeyler içip sandal ile Rumkale'ye oradan da eğer motorları yükleyebilirsek Halfeit'ye gideceğiz.
Demir atlarımızı Fırat üsütnde gezdirelim dedim fakat açıkçası cesaret edemedim. Gidecek daha çok yol vardı ve aksilik çıkarsa ki burada ne yapardık!!!
---------- Mesajlar birleştirildi - 17:24 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:14 ----------
Kandil günüydü iyi hatırlıyorum. Kendimizi nehir üstünde güzelce gezdirelim dedik, Motorları kıyıda bıraktık ve bindik sandalımıza başladık gezmemize.
Kayıkçımız Metin
Haakon ne poz vermiş ama!
Bu da ben...
---------- Mesajlar birleştirildi - 17:29 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:24 ----------
Rumkale
İddia o ki ilk yerleşimcileri Asurlular fakat günümüz eseri Bizans ve Ermeni yapıtı. İncillerden birinin burada yazıldığı ve kalede halâ saklı olduğu da efsaneler arasında.
Ulaşım: Gaziantep-Yavuzeli üzeri Rumkale.
---------- Mesajlar birleştirildi - 17:34 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:29 ----------
Adeta bir yarımada şeklindeki arazi ucunda fırat ile komşu bu kalenin iskelesine ayak basıyorum.
Ve hemen büyük bir iştah ile merdivenleri tırmanıyorum.
Yalnız Haakon harap ve bitap. Günümüz çok yoğundu ve itiraf ediyorum çok hızlı idik. Hem onun herşeyi yapmasını hem de görmesini istiyordum. Fakat benim yaşımda değildi ve pes etti.
---------- Mesajlar birleştirildi - 17:42 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:34 ----------
---------- Mesajlar birleştirildi - 17:49 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:42 ----------
Ben yola devam ederken Haakon da boş durmamış hem kendini hem de beni uzaktan çekmiş...
---------- Mesajlar birleştirildi - 17:53 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:49 ----------
Dağ taş ne varsa ben çekiyorum, Haakon da beni çekiyor.
---------- Mesajlar birleştirildi - 17:59 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:53 ----------
Haakon artık gözükmüyor. Kayıkçı güya bizi öteki taraftan alacaktı ama Haakon arka tarafta kaldı. Mecburen kayıkla tekrar ilk noktaya gidip onu alacağız

Ben çekimlere devam ediyorum.
Muhteşem bir işçilik. Ve herşey düşünülmüş.
Sanırım Kale ile ilgili bu kadarı yeterli.
---------- Mesajlar birleştirildi - 18:03 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:59 ----------
Aşağı kuzeye toplanma noktasına inip kayığa binip ilk noktadan Haakon'u alıyoruz ve köy merkezine motorların yanına çıkıyoruz.
Köy demişken, köy filan da kalmamış. Halfeyi'ye gitmedik kayık ile. Çünkü coğrafi olarak aynı ve eski eser yoktu. Sular altında kalan, hani minarisi gözüken ve gerisi su alında kalan camili yer. Bu iki yerleşim yeri Birecik Baraj suyu altında kaldılar maalesef.
---------- Mesajlar birleştirildi - 18:13 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:03 ----------
Adıyaman Besni yeni varış noktamız ve yavaşa yavaş hava kararmaya başlayacak ve bizim daha yaklaşık 200km ve belki de daha fazla ve bilmediğimiz bir yol var.
Yol üsütnde pekçok Bizans eseri görüyoruz. Köylüler gözleri gibi koruyorlar.
Çok hoşuma giden bir eser. Sanırım çeşme- sarnıç ya da bir lahit.
---------- Mesajlar birleştirildi - 18:40 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:13 ----------
Maalesef Adıyaman'a giderken hava kararmaya başladığı için resim çekmedim. Ve tam hava kararmak üzere iken şehir merkezine girdik. Benzincide durduk yan ayağı açtım ve motoran kalktım fakat motor daha fazla açı ile yatmıştı sola doğru. haakon da fark etti ve baktık ama bişey göremedik.
Sonra Nemrut Dağ yoluna girdik. Hava karardığında biz Nemrut eteklerinde kalacak yer arıyorduk. Karadut köyü çıkışı dağa devam ederken biri önümüze atladı ve pansiyonu olduğunu söyledi. Neyse kabul ettik ve motorları park ettik. Bizden sonra bir turist kafilesi daha geldi. Uluslararası bir pansiyon haline geldi adeta.
O gece ve yer ile ilgili hatırladığım tek şey çok ama çok rüzgarlı olması idi. Duşa girdim, çamaşır makinesini kullandım ve çamaşırlar yarım saatte kurudular. Haakon çadır kuracağını söylemişti. Rüzgarda tam yarım saatte kurdu otağını ama ben kendime kalacak yer bulmuştum bile. Zaten onuncu gün oluyordu ve sadece iki kere kurmuştum çadırı.
---------- Mesajlar birleştirildi - 18:46 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:40 ----------
Bu dükkan da pansiyona aitti ve ben satılık halılar üstünde çekyatta içeride odada uyumuştum. Çok da rahattı.
Dışarıdan pansiyon da bu. Tavsiye ederim.
Ertesi sabah çok erkenden saat 3 buçuk gibi güneşin doğuşunu izlemek için gelen minibüse doluştum yabancılar ile ve minibüs bizi dağ girişine kadar çıkardı.
Dağ çok kalabalıktı. Ve güneş daha doğmamıştı. Haakon uyumak istediğini söylemişti geceden ve bana katılmadı.
Bu vatandaşlar klip çekiyorlardı. Sanırım yerel mahalli biri ve TV için çekiyor Kürtçe klibi. Çok komikti ama. Adam sadece ağzını oynatıyor teyp evet teyp çalıyor boğuk bir şekilde birileri de kameraya alıyor sanki yıl 1970...
---------- Mesajlar birleştirildi - 18:50 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:46 ----------
Vee güneş doğuyor...
---------- Mesajlar birleştirildi - 18:54 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:50 ----------
Karşınızda Komagene Krallığı eserleri
Bu heykeller binlerce yıl güneşin doğuşuna şahitlik ettiler burada.
---------- Mesajlar birleştirildi - 18:57 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:54 ----------
Güneş artık doğdu.
Muhteşem bir manzara tekrardan. Medeniyetler beşiği Mezopotamya.
---------- Mesajlar birleştirildi - 19:03 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:57 ----------
Pansiyona geri geldim ve bütün gece bizimle olan kedi karşıladı beni tekrardan
Sabah saat çok erkendi daha ve yapacak bişey yoktu. Matımı ve uyku tulumumu alıp çimneler üstüne kıvrılıp 2 saat kadar uyudum. Haakon uyandırmıştı beni.
Muhteşem bir veda kahvaltısı bizi bekliyordu.
KARADUT PANSİYON çalışanlarına ve köylülere selamlar sevgiler. Göz yaşartan ve insanı etkileyen bir vedadan sonra Menzil köyü kenarından Atatürk Barajı kıyısından feribota binip Bucak, Siverek ve urfa merkeze varış, gezi ve Mardin bugünkü planımızdı. Yine uzun bir yol, git git bitmiyor ama insan bir saatten sonra yoldan çıkıyor ve daha daha diyor.
---------- Mesajlar birleştirildi - 19:06 ---------- bir önceki mesaj zamanı 19:03 ----------
Baraj kıyısından feribota biniş ve Urfa il sınırına az kaldı artık.
Bomboş yollar ve köyler geçe geçe Urfa merkeze varıyoruz.
Burada Hz. Eyyup A.S. mezarı ve Hz. İbrahim Camii gezilecek başlıca yerler. Bir not: Adıyaman ve Urfa gerçekten çok büyük iki şehir. Büyükşehirlerden hiç bir farkı yok.
---------- Mesajlar birleştirildi - 19:08 ---------- bir önceki mesaj zamanı 19:06 ----------
Şimdilik bu kadar. En kısa zamanda rapora devam.