Madem konudan koptuk, şu zincir fetişi konusunda ben de iki kelam laf edeyim (sonra da bağlantılı olarak yakıt sarfiyatını anlatacağım) Bende de zincir fetişi var sanırım; şu sebepten: Evlilik, çocuk falan derken -haliyle- motosikletle sevişmelerimiz azaldı. Onun için ne zaman bunalsam, kendimi dışarı atmak istesem bahanem bu oluyor. Başka ne dersem diyim hanım "4 aylık çocuğunla güzel karın evdeyken sen nasıl bizsiz çıkarsın" argümanıyla çemkiriyor fakat zincir yağlama konusunu nasıl bir ciddiyetle öğrettiysem "zinciri yağlamam lazım" dediğimde huşu içinde gözlerini kapatıp "tabi tabi sen o işi hallet" diye yolluyor beni evden. Ben de seke seke montla kaskı kaptığım gibi fırlıyorum. (Bir "Allah bağışlasın"ınızı alırım)
Velhasıl, motosiklet ailemizin denge unsuru konumunda. Sanırım benim verdiğim değerden ve hanımın da çocuk doğmadan önce artçım olarak motosikletin ne muhteşem bir şey olduğunu yaşamasından kaynaklanıyor. Yakıt sarfiyatında da onu diyeceğim. Kredi kartlarının ekstrelerine bakarken "arabanın depoyu bu ay 3 kere fullemişiz, nasıl bu kadar harcıyoruz" sorularına muhatap olan ben, motosklete alınan benzin kalemlerini (o ay arabadan daha çok harcamış olsam bile) "motora benzin", "motora benzin" diye tik ata ata geçiyorum, hiç sesini çıkarmıyor.
Motosiklet önemli azizim. Yediği masraf kurban olsun ona.