- Katılım
- 19 Eyl 2020
- Mesajlar
- 45
- Konu Yazar
- #1
Herkese merhaba.
İsmim Cem. Ankara'da ikamet ediyorum. DBY Detailing isimli bir detay kompleksinde sosyal medya ve halkla ilişkiler sorumlusuyum. 26 yaşındayım.
Motosiklete merakım çevremde motor kullanan abilerim sayesinde başladı. Zaten otomobillere merakım vardı. Kendi aracıma fazlasıyla vakit harcadım ve öğrenciliğim süresince, belki de bir araba parası harcamışımdır. Tecrübeli motosiklet kullanıcılarıyla bir araya geldikçe, biraz daha fazla incelemeye başladım motorları ve bir yerden başlamanın faydalı olacağını düşündüm.
İlk etapta Kuba Blueberry satın aldım. 1400 kilometrede, neredeyse sıfırdı. 80cc'ye yükseltildiği için, kullandığım diğer 50cc'ler gibi yavaş kalan bir motosiklet değildi. Yaklaşık 2 ay kadar sürdüm, her gün. Çok hoşuma gitti ve motosikleti, daha doğrusu Scooter'ı sürmeye devam etmeye karar verdim. Scooter doğru tercihti zira şehir içi kullanacaktım, vitesle debriyaj ile uğraşmak istemiyordum. Çevireyim, gideyim. Bu kadar.
Derken, çalıştığım iş yerine Honda Foresight geldi. Komple boyanması gerekiyordu fakat heybetli bir scooter. Müthiş hoşuma gitti. Araştırmaya başladım fakat pek fazla opsiyon yoktu, özellikle şehir dışına gidip motosiklet alacak ne vaktim, ne nakdim vardı.
Derken SYM'nin modelleri gözüme çarptı. Öncelik tabii ki GTS250i, yani enjeksiyonlu versiyondu. Fakat fiyatlar yine benim bütçemi aşıyordu. Ben de eski kasalara baktım ve tam olarak aradığım gibi, yürüyen aksamında sorun olmayan, motoru iyi durumda bir GTS 250 buldum.
İlk görüşüm buydu.

Dikiz aynaları kırıktı, sol grenajı kırılmış, bazı parçaları eksik, vizöründe Egemen isimli bir arkadaşın adı kazılı, kilometresi 49.000'de. Bütün mat siyah boyalı aksamları solmaya yüz tutmuş...
İlk gördüğümde almamayı ciddi ciddi düşündüm. Zira grenajı bu kadar yorulmuş bir motosikletin motorunda problemler olacağına emindim. Fakat birkaç usta ile istişare sonunda, motosikleti beğenmeye başladım. Foresight kadar heybetli, fakat kontrol edilemeyecek kadar ağır değildi. Ebadına alışmak zaman gerektirecekti fakat ev-iş arası kısa mesafe olduğu için, bir nevi pratik yapabileceğim bir yolum vardı. Yedek parça fiyatlarını araştırıp, uygun seçenekler de görünce, olay noterde kapandı.


Aldıktan sonra hiç pişman olmadım. Sadece çok işi var. Bütün grenajlarını yine gri renkte, fakat farklı bir tonda boyayacağız. Boya onarımları bitince polisaj uygulamalarından geçireceğiz, parlatacağız. Akabinde boya tamamen kürleştikten sonra seramik kaplama ile taçlandırıp, belki diğer yaza hazırlayacağız. Bu arada tabii ki motosikletin yağ, buji, soğutma sıvısı ve kayış bakımlarını yapacağız. Fren diskleriyle balatalarını kontrol edip, bir takım güzel lastik alacağız. İşlem listesi oldukça kalabalık, buldukça parçalarını stoklayıp, boya onarımları yapılırken tek seferde işi halletmeyi planlıyorum. Dipnot, el işi çanta demirini söktüm. Çanta kullanmayı planlamıyorum. En azından şehir içinde.


Zaruri olan egzoz ısı kalkanını, dikiz aynalarını aldım. Ön vizör camındaki folyoyu söktüm, fakat aşırı derecede sararmış olduğu için temizlenemedi. Zımpara polisaj işe yaramadı. Bu sebeple içini mat siyaha boyadım, dışını ise mat siyah folyo ile kapladık. En azından vizörü bulana kadar işlem tamam. Bundan sonrası keyfi harcamalara yönelik. Bugün farları temizledim. Daha önceki sahibi farları açıp, retrofit bi-xenon mercekler yerleştirmiş. Fakat kötü bir işçilik olmuş, zira far camının içerisinde bez izleri ve kılcal çizikler var. Sinyaller çatlak olduğu için tamire gidecek, o sırada ben de farları açıp içlerine zımpara polisaj yapacağım. Yine de dıştan yapılan temizlik, beni bir süre daha idare edecek.


Farların nasıl temizlendiğini merak edenlere; 600, 800, 1000, 1200 zımpara sonrasında 2000 grit ile sulu zımpara yaparak yüzeydeki sararmayı giderdim. Parlatmak ve zımpara çiziklerini gidermek için UFS Hybrid Polisaj Pedi ve Rupes LHR15 Mark2 ile, KochChemie H9 Ağır Aşındırıcı Pasta kullandım. Bu etapta, farın yüzeyindeki zımpara çizikleri tamamen geçti fakat işin doğası gereği, plastik yüzeyde harelenme kaldı. Bu sebeple H9 sonrasında KochChemie F6 ve KochChemie Antihologram Sarı Ped kullanarak ikinci aşama polisajı gerçekleştirdim. İlk fotoğraftan çok daha iyi olduğuna eminim.
Birşeyler yaptıkça paylaşımlarıma devam edeceğim. Uzun olduysa affola, memnun oldum
İsmim Cem. Ankara'da ikamet ediyorum. DBY Detailing isimli bir detay kompleksinde sosyal medya ve halkla ilişkiler sorumlusuyum. 26 yaşındayım.
Motosiklete merakım çevremde motor kullanan abilerim sayesinde başladı. Zaten otomobillere merakım vardı. Kendi aracıma fazlasıyla vakit harcadım ve öğrenciliğim süresince, belki de bir araba parası harcamışımdır. Tecrübeli motosiklet kullanıcılarıyla bir araya geldikçe, biraz daha fazla incelemeye başladım motorları ve bir yerden başlamanın faydalı olacağını düşündüm.
İlk etapta Kuba Blueberry satın aldım. 1400 kilometrede, neredeyse sıfırdı. 80cc'ye yükseltildiği için, kullandığım diğer 50cc'ler gibi yavaş kalan bir motosiklet değildi. Yaklaşık 2 ay kadar sürdüm, her gün. Çok hoşuma gitti ve motosikleti, daha doğrusu Scooter'ı sürmeye devam etmeye karar verdim. Scooter doğru tercihti zira şehir içi kullanacaktım, vitesle debriyaj ile uğraşmak istemiyordum. Çevireyim, gideyim. Bu kadar.
Derken, çalıştığım iş yerine Honda Foresight geldi. Komple boyanması gerekiyordu fakat heybetli bir scooter. Müthiş hoşuma gitti. Araştırmaya başladım fakat pek fazla opsiyon yoktu, özellikle şehir dışına gidip motosiklet alacak ne vaktim, ne nakdim vardı.
Derken SYM'nin modelleri gözüme çarptı. Öncelik tabii ki GTS250i, yani enjeksiyonlu versiyondu. Fakat fiyatlar yine benim bütçemi aşıyordu. Ben de eski kasalara baktım ve tam olarak aradığım gibi, yürüyen aksamında sorun olmayan, motoru iyi durumda bir GTS 250 buldum.
İlk görüşüm buydu.

Dikiz aynaları kırıktı, sol grenajı kırılmış, bazı parçaları eksik, vizöründe Egemen isimli bir arkadaşın adı kazılı, kilometresi 49.000'de. Bütün mat siyah boyalı aksamları solmaya yüz tutmuş...
İlk gördüğümde almamayı ciddi ciddi düşündüm. Zira grenajı bu kadar yorulmuş bir motosikletin motorunda problemler olacağına emindim. Fakat birkaç usta ile istişare sonunda, motosikleti beğenmeye başladım. Foresight kadar heybetli, fakat kontrol edilemeyecek kadar ağır değildi. Ebadına alışmak zaman gerektirecekti fakat ev-iş arası kısa mesafe olduğu için, bir nevi pratik yapabileceğim bir yolum vardı. Yedek parça fiyatlarını araştırıp, uygun seçenekler de görünce, olay noterde kapandı.


Aldıktan sonra hiç pişman olmadım. Sadece çok işi var. Bütün grenajlarını yine gri renkte, fakat farklı bir tonda boyayacağız. Boya onarımları bitince polisaj uygulamalarından geçireceğiz, parlatacağız. Akabinde boya tamamen kürleştikten sonra seramik kaplama ile taçlandırıp, belki diğer yaza hazırlayacağız. Bu arada tabii ki motosikletin yağ, buji, soğutma sıvısı ve kayış bakımlarını yapacağız. Fren diskleriyle balatalarını kontrol edip, bir takım güzel lastik alacağız. İşlem listesi oldukça kalabalık, buldukça parçalarını stoklayıp, boya onarımları yapılırken tek seferde işi halletmeyi planlıyorum. Dipnot, el işi çanta demirini söktüm. Çanta kullanmayı planlamıyorum. En azından şehir içinde.


Zaruri olan egzoz ısı kalkanını, dikiz aynalarını aldım. Ön vizör camındaki folyoyu söktüm, fakat aşırı derecede sararmış olduğu için temizlenemedi. Zımpara polisaj işe yaramadı. Bu sebeple içini mat siyaha boyadım, dışını ise mat siyah folyo ile kapladık. En azından vizörü bulana kadar işlem tamam. Bundan sonrası keyfi harcamalara yönelik. Bugün farları temizledim. Daha önceki sahibi farları açıp, retrofit bi-xenon mercekler yerleştirmiş. Fakat kötü bir işçilik olmuş, zira far camının içerisinde bez izleri ve kılcal çizikler var. Sinyaller çatlak olduğu için tamire gidecek, o sırada ben de farları açıp içlerine zımpara polisaj yapacağım. Yine de dıştan yapılan temizlik, beni bir süre daha idare edecek.


Farların nasıl temizlendiğini merak edenlere; 600, 800, 1000, 1200 zımpara sonrasında 2000 grit ile sulu zımpara yaparak yüzeydeki sararmayı giderdim. Parlatmak ve zımpara çiziklerini gidermek için UFS Hybrid Polisaj Pedi ve Rupes LHR15 Mark2 ile, KochChemie H9 Ağır Aşındırıcı Pasta kullandım. Bu etapta, farın yüzeyindeki zımpara çizikleri tamamen geçti fakat işin doğası gereği, plastik yüzeyde harelenme kaldı. Bu sebeple H9 sonrasında KochChemie F6 ve KochChemie Antihologram Sarı Ped kullanarak ikinci aşama polisajı gerçekleştirdim. İlk fotoğraftan çok daha iyi olduğuna eminim.
Birşeyler yaptıkça paylaşımlarıma devam edeceğim. Uzun olduysa affola, memnun oldum



