Kardeşim, bu konu baştan ölü doğmuştur. Zira siz, taa, en başından, şunu demeyin bunu demeyin diye konuyu sınırlandırmışsınız. Benim şu an bu tip motorlarla ilgili kişisel düşüncelerimi açıklamak için bir kaç söczüğüm vardı, onları desem mi, demesem mi diye tereddüt etmeye başladım bile. Ama yine de demeden geçemeyeceğim:
1.Motosiklet, motosiklet gibi olmalıdır. Ata biner pozisyonunda binilmelidir.
2.Bir otomobil formunu andırmamalıdır. Aksini iddia edenlere hemen şunu söyleyebilirim : otomobile merakınız varsa otomobil kullanın, neden bir motosiklet kullanmaya çalışıyorsunuz?
3.Motorun tekerleklere güç aktarımı kayışladır. Kayış demek, risk demektir. Ne zaman sıyıracağını ya da ne zaman kopacağını bilemezsiniz. Koskoca bir kütleyi sürükleme görevini bir kayışa emanet etmek ne kadar doğrudur? Kayış sünebilir, bunun için gergi tertibatına ihtiyaç duyuluyor olabilir. Bu da sürtünme katsayısının artması anlamına gelir, gergi mekanizmasının periyodik olarak büyük bedellerle değiştirilmesi, buna ilaveten daha fazla güç ihtiyacı = yakıt tüketim değerlerinin artışı. Kayış değişimi ille bir servise bağımlılığı gerektirir. Oysa zincirde servise bağımlılığımız yoktur.Eli anahtar tutan herkes zinciri değiştirebilir. Aktarma, kayış yerine zincirle veya dişli mekanizmasıyla yapılmış olsaydı o zaman bu motora gönlümün köşesinde küçük de olsa bir yer verirdim. Mesela transmisyonu dişliyle yapan bir motor var. O motorun orijinalini bırakın, taklit olanları bile günümüze kadar gelmiştir, ve hala yollardadır. Sürücüsüne asla zorluk çıkarmamıştır.