ARKADASLAR ASAGIDAKI YAZI BIRAZ UZUN OLABILIR AMA LUTFEN SABIRA OKUYUN. ISE YARIYCAK :cat:
LUTFEN ATLAMADAN OKUYUN, USENMEYIN EN FAZLA 5 DAKIKANIZI ALIR!
MUTSUZ INSANLAR KULUBU
YASAM KALITESI
Insanin yasam kalitesini kazandigi para mi belirler? Kucuklugunden beri ona asilanan hirslari mi? Sabahlari yeni yasam tarzinin yansimasi olan plazalara kosup aksam istiflendikleri servislerine yetisen insanlarin kredi karti limitleri mi? Kiskancligin ve anlamsiz rekabetin altinda ezilen kariyerleri mi? Suphesiz bunlarin hicbirisi yasamin gercek kalitesini tanimlayamiyor. Bunlar “sik rastlanan insan turu”nun yapay ve elden dusme dusunceleri, insanin eskimis paradigmalarinin sonucu olarak karsimiza cikiyor.
BASKALDIRI
Ruhumuzdan ayristirilarak kolelestirilmis bedenimiz birakin yasamin kalitesini hayatimizin amacini bizlere unutturmus, bizi kendimize yabancilastirmistir. Kariyer ugruna bitirilen okullar, para icin yapilan isler, kibirimiz icin takindigimiz sahtelikler her gecen gun bizi “sik rastlanan insan turu”ne yaklastirmis; mucadele gucumuzu elimizden almis, bizi Mutsuz Insanlar Kulubu’ne dahil etmistir. Dunyanin en buyuk kulubu olan kolelestirilerek yasam kalitesi dusurulen insanlarin olusturdugu Mutsuz Insanlar Kulubu’nden cikmak suphesiz gercek bir “baskaldiri” ile mumkun olacaktir.
Dunyada para, kariyer, hirs, kibir, gurur somut degerler olarak insana sunulmakta, gercek oldugu iddia edilen bu somut degerler papagan gibi tekrarlandikca insani kendisine “bagimli” hale getirmektedir. Oysa yasam “bagimli” olunamayacak kadar degerlidir.
Bagimli olmak insanlik icin bir zorunluluk degil insanin sadece kendi tercihidir. Bu tercihini degistirmenin tek yolu da insanin kendisini tanimasi, kendi ozune donmesi ve kendisine ozgurlugunu haykirmasidir. Diger yonden “bagimli” olmak insanin yasam kalitesini dusurdugu gibi icte bir dagilmanin, tutarsizligin dogal sonucudur.
“Bagimlilik”, hakimiyeti ve iradeyi ikinci el yargilara birakmak, ozgurlugu bir avuc “uydurma gerceklikle” takas etmektir.
ESARETIN YARATTIGI KAOS ve SUREKLI GECMISIN TEKRARLANMASI
Bugune kadar aldigimiz egitimde kafamizi tek yonlu bakis acisi ile kabul edilmis kesin yargilarla doldurduk, anlamsiz bagaj yukleri ile yuklendik; gerceklikten uzaklastik. Ruhumuzu erken yaslandirdik. Yaslanan ruhumuz bedenimizi curuttu, beden gencligini yasayamadi. Uzaklastigimiz her an olmek icin binlerce yol ogrendik. Nefes aldigimizi dusundugumuz her an gecmis ile “cezalandirip”, gelecegimiz ile “kolelestirildik”. Oysa gecmis, zaten gecmisti. Gelecek ise kacinilmaz olandi. Aslolan tek gerceklikte “simdi”ydi.
Insan bize gecmisi dusunmeyi emretti ve ona esir olduk. Insan bize gelecege hazirlanmayi buyurdu ve gelecegimize esir olduk. Biz her iki durumda da esarete alistik.
Sizin de yasantinizda hersey birbirini tekrar ediyor mu? Bundan sikayet etmiyor musunuz? Surekli birilerinin sizi incilttigini veya size felaket getirdigini mi dusunuyorsunuz? Evet hepsi ayniysa demek ki gercekten degismek istemiyorsunuz. Zamanin dongusunde sikisip kalmissiniz. Bu donguden kurtulamiyorsunuz. Sonucta gercek bir geleceginiz yok yalnizca tekrarlanan bir gecmisiniz var.
YASAM KALITESI ve AZLA YETINMEK
Birisine kizdiginizda sinirlenip, bagirirsiniz. Organlariniz asil islevlerini birakip sinirinize, sikintiniza uyum saglamaya, onlara verdiginiz emri uygulamaya gayret eder. Gereksiz itaatten yorulup, terler, kendi islevinden uzaklaslar. Tum bu eziyetin size ne katkisi olmustur? Koskoca bir hic… Tum siniriniz alninizdan damlayan bir kac damla tere donusmus, siktiginiz yumruklarinizda kasilmalar meydana gelmistir. Organlariniz delicesine sizin emrinize itaat etmis, kizdiginiz kisi ise coktan gitmistir. Ordan uzaklasmis belki de sizinle ilgilenmemistir bile … Oysa siz dis dunyaya o kadar odaklanmissinizdir ki, bedeninizin yipranmasina aldirmamissinizdir.
Ya yiyeceklerimiz?
Buyuk Iskender’in yanindaki tarihci Arrianus, Buyuk Iskender’in basarisinin ve tukenmek bilmeyen enerjisinin ardina “beslenme ilkesi” oldugunu belirtmistir. Arrianus der ki “O azla yetinmek icin egitilmisti: kahvalti olarak safak sokmeden bir yuruyus ve aksamlari hafif bir yemek… Cesaret ve gucun essiz ornekleri sayilan Makedon savascilarinin, dillere destan olan azla yetinmeleri de boyleydi. Onlar toprak uzerinde uyur, en asiri efor ve en cilginca girisimlerden sonra bile sadece bir avuc zeytin yerlerdi. Yine de asla yorgun dusmezler ve hasimlarin en tehlikelisi sayilirlardi; dusmanlari icin gercek bir kabus.”
Her gun olmek yerine nicin yeniden dogmayi denemiyoruz? Kendimizden, toksinlerimizden arinarak, azla yetinmeyi, ruhani degerleri kesfetmeyi ve arinarak yeniden dogmayi nicin tercih etmiyoruz.
Hep disaridan medet umuyoruz. Azla yetinmiyor, dogal olmayan herseyi bedenimize sokmaya calisiyor, sonra kendi yansimamizdan memnun olmuyor ve yuzlerce cesit kimyasali bedenimize surerek memnuniyetsizligimizi aynadaki yanilsamamiza ispat ediyoruz.
Guzelligimiz dogalligimizda, cirkinligimiz yapayligimizda degil mi? Aslinda disaridan hic bir seye ihtiyacimiz olmayacak kadar yeniden dogmaya haziriz. Icerisinde bulundugumuz totemlestirilmis Dunya “guzel insan olmayi” o kadar putlastirmis ki, biz o verili guzellige bedenimizi benzetmek icin inanilmaz caba sarfediyoruz. Basarinin kriterleri seytani papaganlar tarafindan o kadar cok haykirilmis ki daha fazla para kazanmanin, ozgecmisimizi doldurmanin en onemli yasam amaclari olduguna inanmis, buyuk is merkezlerinde yapay hava solumaya katlanir hale gelmisiz. Aslinda “guzel insan olmak” insanin ruhani dunyasi ile saglikli bedeninin birbiri ile tutarli olmasindan baska bir sey degil.
ARINMA ve YENIDEN DOGUS
Asla disaridan medet umma!
Dis dunyayi suclama!
“Kendine ne yaparsan bunu aslinda sen yapiyorsun.” Eger bu yaklasimi kabul edebilirseniz “degisime” ne kadar yatkin oldugunuzla yuzlesmis olursunuz. Insanin bedenini olusturan organlar “arinma” gorevini ustlenmek icin yaratilmadilar.
Peki siz organlarinizin urettiginiz yapay toksinlerden kurtulmasi icin mi calismasini tercih ediyorsunuz? Yoksa gercek gorevlerini icra etmelerini mi? Bu kritik soru sizin kendinizle hesaplasmanizi saglayacak, suphesiz azla yetinmeniz ile sonuclanacaktir. Eger degisime yatkin ve bunun kelime anlaminin otesini yasamaya hazirsaniz fiziksel ve zihinsel kotu aliskanliklarla mucade edebilirsiniz. Boylece daha az olerek, edebiyen yasayabilirsiniz.
Artik “arinmaya” ve “yeniden dogusa” hazirsiniz. Herseyi sorgulamanin tadina varabilirsiniz. Artik karsidan karsiya gecerken kirmizi isikta gecen insanlar daha cok gozunuze batacak, yere tukuren insanlar sizi daha cok rahatsiz edecek, sagda solda izmarit gordukce sasiracaksiniz. Azla yetindikce daha mutlu oldugunuzu hissedecek, bu hafifligi bedeninizde hissederek daha az uyuyup kendinize daha cok zaman ayirabildiginizi goreceksiniz. Aslinda yillardir ihtiyaciniz olduguna inandirdiginiz yemeklerin, iceceklerin, uykunun, hirslarinizin, ruhunuzun ihtilaflara acik savunmasina ihtiyaciniz olmadigini gorebilirsiniz.
Eger sevgiye hazirsaniz; hakikati kurcalamaya cesaretiniz varsa, eger “arinmaya” ve “yeniden dogmaya” kendinize hazir hissediyorsaniz sizi mukemmel bir dunya bekliyor:
”Bagimsizliginizi ilan edin!”
Direnecegiz, bize dikte edilen her turlu yanilsamayi sorgulayacagiz. Aynanin onunde neden ters gorundugumuzden aynanin arkasina bakacak kadar sorgulayacagiz. Degisimi icsellestirmeye calisan bizler asla bir kalibin icerisine hapsolmayacagiz. Mevlana’nin 800 yil once soyledigi gibi “su, atese galiptir. Ancak bir kaba girerse, ates o suyu kaynatir yok eder” Bugun gencligimiz bir kaliba hapsedilmis, ozgurlugu gasp edilmis, oz guveni yok edilmistir.
Bizim yeniden dogusa, zihinsel bir baskaldirisa ihtiyacimiz var.
Bu arayisimiz bir zafer ile sonuclanacaktir. Napoleon’un soyledigi “zafer iradedir” sozu bu yolda destek olacak kilici hatirlatmakta; Eflatun’un “insanin kendi kendisi fethetmesi, zaferlerin en buyugudur” sozu de yontemi ortaya koymaktadir.