Solo Gezi - Uçmakdere / Şarköy (470 KM) 30 - 31 Mayıs 2009

Katılım
12 Eki 2008
Mesajlar
251
30 Mayıs Cumartesi öğleni kafam bozuldu, atladım motora, bastım gaza. İstikamet: Şarköy.


Yola çıktığımda saat 14:00 civarıydı, kafam bozuk olduğu için zaman benim için pen önemli değildi, o yüzden raporumda saat kaçta nerede olduğumu yazamayacağım.
TEM üzerinden Kınalı'ya geldim ve Tekirdağ'a doğru yol almaya başladım. İlk molamı Gazioğlu'nda verdim. Gazioğlu Dinlenme Tesisleri'nde güzel bir çay içip kendime geldim.

sany0001450x600.jpg


Çayımı içip dinlendikten sonra "Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz." deyip yoluma devam ettim. Tekirdağ Maxi'nin önüne geldiğimde yeni yapılan ve şehir merkezine girmeden transit olarak devam eden yeni yola girmeye karar verdim. Yolun ilk kısmı gayet güzel, asfalt yeni yapıldığı için oldukça iyi durumda.

sany0004800x600.jpg

sany0005800x600.jpg


Ancak 10 km sonra yol yapımı tamamlanmadığı için asfalt yol bitiyor ve çakıl-toprak karışımı berbat bir yoldan gitmek zorunda kalıyorsunuz. Yolu Tekirdağ'dan geçenler şimdilik bu yolu kullanmazlarsa sorun yaşamamış olurlar.

Güzel asfalta kavuştuktan sonra daha önce hiç gitmediğim Uçmakdere'yi de görmek istiyorum ve yolumu değiştirip Kumbağ yoluna giriyorum. Solda "Barbaros Limanı" tabelasını görünce hemen dalıyorum ve deniz kıyısında biraz dinlenme şansı buluyorum.

sany0010800x600.jpg

sany0012800x600.jpg

sany0016450x600.jpg


Vakit kaybetmeyip yola devam ettim ve Kumbağ'a vardım. Müjde! Kumbağ'a BİM gelmiş! O zaman durduğum kabahat, hemen girip atıştırmalık yiyecek - içecek alıyorum ki Şarköy'e varana kadar şu koca cüssenin koca midesini oyalayalım.

sany0019800x600.jpg


Sonunda Kumbağ çıkışına varabildim, yolun giderek ormanlaşması ve manzaranın güzelleşmesi sevindirik olmama neden oldu.

sany0022800x600.jpg

sany0024800x600.jpg


Biraz ileride Kumbağ Mesire Alanı girişinin olduğunu görüyorum ve "Acaba yanlış yolda mıyım?" diye düşünüyorum.

sany0028800x600.jpg


Ancak kapıdaki görevliye Şarköy'e gitmek istediğimi söylediğimde "O zaman devam et, piknik yapacak olsaydın 3,5 liranı alacaktım." cevabıyla karşılaşıyorum ve doğru yolda olmanın verdiği gazla tam gaz devam ediyorum.

Malesef 500-750 metre sonra tam gazı bırakıp tam fren moduna geçiyorum çünkü asfalt bitiyor. O an, Uçmakdere yolunun çok bozuk bir yol olduğu aklıma geliyor ve anlıyorum ki beni uzun bir enduro macerası bekliyor.

sany0029800x600.jpg


2. viteste 30 km/s hızın üstüne çıkmadan zorlu yol koşullarıyla cebelleşerek ilerliyorum. Neyse ki manzara güzelleşmeye başlıyor ve keyfim yerine geliyor.

sany0039800x600.jpg

sany0042800x600.jpg

sany0044800x600.jpg

sany0045800x600.jpg

sany0046800x600a.jpg


İkarus'umun (motorumun adı) 5000. km'sini yapmasına, hem de bunun enduro yaparken denk gelmesine çok seviniyorum ama belli etmiyorum, çünkü etrafta bir Allah'ın kulu yok.

SANY0048_800x600.jpg

SANY0049_800x600.jpg


Artistik bir poz.

SANY0053_800x600.jpg


Manzaraya ve enduroya devam.

SANY0054_800x600.jpg

SANY0055_800x600.jpg

SANY0057_800x600.jpg

SANY0058_800x600.jpg

SANY0061_800x600.jpg

SANY0062_800x600.jpg

SANY0063_800x600.jpg

SANY0066_800x600.jpg

SANY0070_800x600.jpg


Kendimi de çekeyim ki ayıp olmasın. (LS2 Cartoon amma büyükmüş yahu)

SANY0064_450x600.jpg


Yeniköy. Küçük ve güzel bir köy ama daha önce fotoğraf çekmek için çok durduğumdan sadece uzaktan bir fotoğrafını çekip yola devam ediyorum.

SANY0073_800x600.jpg


Dik bir uçurumun kenarında İkarus'um.

SANY0082_800x600.jpg


Manzara gerçekten çok güzel.

SANY0089_800x600.jpg

SANY0090_800x600.jpg


Bu noktada durup Kumbağ BİM'den aldığım abur cuburları yiyorum çünkü midem öyle emrediyor. Tabii yediklerimin fotoğrafını çekemiyorum çünkü o anda aklım midemle meşgul.

SANY0095_800x600.jpg


Gideceğim yol. Uzaktan güzel gözüküyor ama gel de bunu sürekli 2. viteste maksimum 30 km/s hızla giden motorcuya sor. Böbrek taşı olan varsa bu yoldan geçmesini tavsiye ediyorum.

SANY0096_800x600.jpg


Uçmakdere'nin yamaç paraşütü yapmak için ideal bir yer olduğunu bildiğimden havada süzülen yamaç paraşütçülerini gördüğümde pek şaşırmıyorum, aksine, hoşuma gidiyor.

SANY0101_800x600.jpg

SANY0103_800x600.jpg

SANY0108_800x600.jpg


Marmara Adası ayaklarımın altında, gözlerimin önünde.

SANY0105_800x600.jpg

SANY0106_800x600.jpg


Az önce geçtiğim yol.

SANY0109_800x600.jpg


İkarus'um ve ben.

SANY0111_800x600.jpg

SANY0115_800x600.jpg


Sapsarı mimozalar mı yoksa masmavi Marmara Denizi mi daha güzel gözüküyor bilmiyorum ama bu ikilinin güzel fotoğraflar ortaya çıkardığı aşikâr.

SANY0114_800x600.jpg

SANY0117_800x600.jpg


Ve Uçmakdere.

SANY0119_800x600.jpg

SANY0122_800x600.jpg

SANY0121_450x600.jpg

SANY0123_800x600.jpg


Şarköy'e 33 km kaldığını görünce saatim 19:29'u gösteriyor ve içimde Trabzonspor - Fenerbahçe maçına yetişip yetişemeyeceğimin hesaplaşmasını yapıyorum.

SANY0124_800x600.jpg


Sonra Şarköy'e yetişemesem bile Mürefte'de seyrederim sonucuna varıp aşağıdaki kareyi yakalıyorum. Ay tam hilâl şeklinde olsaydı fotoğraf daha anlamlı olurdu diye iç geçiriyorum.

SANY0126_450x600.jpg


Neyse ki Uçmakdere çıkışında yol düzeliyor ve asfalta kavuşuyorum. Durup asfaltı öpesim geliyor ama Fenerbahçe aşkım daha ağır basıyor.

Uçmakdere - Gaziköy arasındaki yol güzel manzaralı ve yol koşulları da zorlamıyor. Ancak tepenizde düşme tehlikesi bulunan kayaların olduğunu düşünürken yola konsantre olmak biraz zor oluyor.

SANY0129_800x600-1.jpg

SANY0127_800x600.jpg


Neyse ki kayalıklı yolu hızlıca geçiyorum ve Gaziköy'e varıyorum.

SANY0131_800x600.jpg

SANY0132_800x600.jpg


Hiç durmadan devam ediyorum ve Hoşköy'e geliyorum. Saatim 19:47'yi gösteriyor. Çabuk olmalıyım.

SANY0134_800x600.jpg


Neyse ki 10 dakika sonra Mürefte'deyim, ancak beni kötü bir sürpriz bekliyor.

SANY0137_800x600.jpg


Öğreniyorum ki Mürefte'de hiçbir mekan Trabzonspor - Fenerbahçe maçını göstermiyor. Çoğu yer sadece Denizlispor - Beşiktaş maçını gösterirken, bazıları artı olarak Galatasaray - Sivasspor maçını da gösteriyor. Sorduğum ilk mekanın garsonuna, seyretmek istediğim maçın koftiden bir maç olmadığını, neredeyse derbi sayılacak kadar büyük bir maç olduğunu, üstüne üstlük taraflardan birinin büyük Fenerbahçe olduğunu anlatmaya çalışıyorum ama Mürefte'de pek Fenerbahçeli olmadığı ve diğer iki maçın şampiyonluğu belirleyecek iki maç olduğu cevabıyla karşılaşıyorum ve çaresiz garsona hak veriyorum. O an aklıma Şarköy'de Fenerbahçeliler Derneği olduğu geliyor ve bir kez daha atlıyorum motoruma, basıyorum gaza.

Ve Şarköy'deyim.

SANY0139_800x600.jpg


Saat 20:22. Maçın başına yetişememenin verdiği gevşeklikle "Vandalizm Şarköy'e de sıçramış." çıkarımına varıyorum.

SANY0140_800x600.jpg


Fenerbahçeliler Derneği'ne vardığımda skor tablosunda bir kötü sürprizle daha karşılaşıyorum. 1-0 yeniliyoruz. Seyredilmez bu maç deyip çıkıp gidiyorum. (Ama sonra maçın 2-1 Fenerbahçe galibiyetiyle bittiğini öğrenince seyretmediğime pişman oluyorum)

Sahil kenarındaki Sedef Motel'e gidip bir oda kiralıyorum. Geceliğinin 15 lira olduğunu ama sezon açılınca (yani okullar kapanınca, ters orantılı) fiyatın 60 lira'ya çıkabiliceğini öğrenip şaşırıyorum. Motorumu bağlayıp odama yerleşiyorum.

SANY0142_800x600.jpg

SANY0143_800x600.jpg


Odam.

SANY0144_800x600.jpg

SANY0145_800x600.jpg


Odamda 3 tane tek yatak vardı, odayı kiralarken patron hanım bana şimdi tek kişi parası ödeyip sonradan başkalarını almamam ve üçkağıtçılık yapmamam konusunda uyarmıştı. Bu uyarı karşısında biraz afallamıştım ama patron hanımı öyle üçkağıtlar yapmayacağım, benim öyle bir insan olmadığım konusunda temin etmiştim. Ama 3 yatağı görünce "Olurmuş aslında." diye düşündüm. Yoksa ben öyle bir insan mıydım? Tek kişi parası ödeyip odamda kaçak misafir ağırlayacak kadar üçkağıtçı mıydım? Yoksa bu gezi beni kanun dışı işler yapan şerefsiz ahlaksız birine mi dönüştürmüştü?

Bütün bu sorular raporumun ikinci bölümünde cevap bulacak. Ayrılmayın.
 
Katılım
27 Ağu 2008
Mesajlar
2,492
Tekerine,emeğine sağlık çok güzel olmuş :cat:Gençliğim aklıma geldi :) hey gidi günler hey sorumluluktan uzak kafana eseni yapmak.Ne mutlu sana :).
 
Katılım
1 Haz 2008
Mesajlar
435
süper gezi olmuş tek nefeste okudum bütün yazıları ve resimleri inceledim motorunda süper görünüyor...
Allah kaza bela vermesin
 
Katılım
6 Ocak 2009
Mesajlar
6,890
güzel gezi olmuşta ben 3 sene öncede kumbağdaydım ..o bim aynı yerinde duruyodu...allah allah.milletimi yiyo bu bimciler :queen:

---------- Mesaj ekleme zamanı: 15:23 PM ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 15:22 PM ----------

süper gezi olmuş tek nefeste okudum bütün yazıları ve resimleri inceledim motorunda süper görünüyor...
Allah kaza bela vermesin

teknefeste okuduysan helal sana ....bende denedim boğoluyodum :queen::queen::queen::queen::queen::queen::queen::queen:
 
Katılım
11 Mar 2007
Mesajlar
830
harika olmuş tek tabanca geziler daha keyifli olur.tekerine sağlık.
 
Katılım
12 Eki 2008
Mesajlar
251
Raporumun 2. Bölümü

2rule' Alıntı:
Odamda 3 tane tek yatak vardı, odayı kiralarken patron hanım bana şimdi tek kişi parası ödeyip sonradan başkalarını almamam ve üçkağıtçılık yapmamam konusunda uyarmıştı. Bu uyarı karşısında biraz afallamıştım ama patron hanımı öyle üçkağıtlar yapmayacağım, benim öyle bir insan olmadığım konusunda temin etmiştim. Ama 3 yatağı görünce "Olurmuş aslında." diye düşündüm. Yoksa ben öyle bir insan mıydım? Tek kişi parası ödeyip odamda kaçak misafir ağırlayacak kadar üçkağıtçı mıydım? Yoksa bu gezi beni kanun dışı işler yapan şerefsiz ahlaksız birine mi dönüştürmüştü?

Bütün bu sorular raporumun ikinci bölümünde cevap bulacak. Ayrılmayın.

Hayır dostlarım, hayır! Yüz, bin kere hayır! Patron hanıma dediğim gibi, ben öyle üçkağıtçı bir insan değildim bu gezinin beni herhangi bir şeye dönüştürdüğü yoktu. Odama çıktıktan sonra üstümü başımı değiştirdim, yanıma aldığım eşyaları ortaya serdim ve biraz dinlendim.

Odamın manzarası.

SANY0148_800x600-1.jpg

SANY0149_800x600-1.jpg


Odamın dışarıdan görünüşü. (Fotoğrafın tam ortasında, ışığı yanan en üstteki balkon)

Resim036_800x600.jpg


Biraz dinlendikten sonra guruldayan midemi susturmak için sahile indim. Bir de baktım ki, her yer siyah-beyaz formalar giymiş avaz avaz tezahürat yapan gençlerle dolu. İçim buruldu tabii ki, "Giydikleri formaların rengi siyah-beyaz değil de sarı-lacivert olsaydı daha güzel olmaz mıydı?" diye iç geçirdim ama öyle olsaydı da ben Şarköy'de değil, bambaşka yerlerde olurdum diye düşündüm ve bu düşünceden çabuk kurtuldum. Karnım hala gurulduyordu, bir an gençlerin tezahüratlarını bastıracak kadar çok guruldadı sandım ve hemen kendimi bir dürümcüye attım. 2 tane Adana dürümü mideye indirdikten sonra sahilde biraz yürüyüş yaptım, büyük Şarköy İskelesi'nde oturup güzel manzaranın tadını çıkardım. Ancak hiç fotoğraf çekmeyi akıl edemedim. (Havanın karanlık olmasından olabilir). Sonra da odama çekilip bir güzel uyudum.

Uyandığımda hava bayağı bulutluydu, dünkü havadan eser yoktu. O yüzden elimi çabuk tutmalıydım, yağmura yakalanmamalıydım. Hemen çıkıp en yakın pastahanede kahvaltımı yaptım ve toparlanıp yola çıktım.

İkarus'umun da karnını doyurmayı ihmal etmedim.

SANY0155_800x600.jpg

SANY0156_800x600.jpg


Şarköy'den çıkıp Mürefte'ye girmeden, daha önce arabayla ve bisikletimle çok gittiğim, ama motorumla hiç gitmediğim Tepeköy'e gitmeye karar verdim.

Tepeköy yolu, hava hala bulutlu.

SANY0157_800x600.jpg


Ancak arada bir de olsa güneş yüzünü gösteriyor.

SANY0162_800x600.jpg


Neyse ki Tepeköy'ü gördüğümde bulutlar yavaş yavaş dağılıyor ve güzelim gezinin mahvolmayacağından emin olarak derin bir oh çekiyorum.

SANY0163_800x600.jpg


Yollar bile Beşiktaş'ın şampiyonluğunu kutluyordu.

SANY0167_800x600.jpg


Önüm, arkam, sağım, solum, yeşilin ve mavinin güzel tonları ve uyumuyla bana görsel bir ziyafet çekiyordu.

SANY0168_800x600.jpg

SANY0170_800x600.jpg

SANY0173_800x600.jpg

SANY0174_800x600.jpg

SANY0175_800x600.jpg

SANY0176_800x600.jpg


Ağaç kıyımı.

SANY0177_800x600.jpg

SANY0178_800x600.jpg

SANY0179_800x600.jpg


Ben sağdaki yoldan gelmiştim ve tekrar sağdaki yoldan dönmeliydim. Soldaki ve arkamdaki yolun nerelere götürdüğünü o gün öğrenemedim, ama kendi kendime Şarköy'e bir daha geldiğimde bu yolların nereye götürdüğünü öğrenmek için söz verdim ve geldiğim yoldan geri dönmeye başladım.

SANY0182_800x600.jpg

SANY0184_800x600.jpg


Manzara, iniş yolunda ayrı bir şahane.

SANY0185_800x600.jpg


Çoban ve köpeği. Kim bu münasebetsiz, rahatımızı kaçırıyor diye bakıyorlar. Hatta köpek biraz dayılanıyor da, ama yanından geçerken İkarus'umdan korkup kaçışıyor zavallı köpek.

SANY0186_800x600.jpg

SANY0187_800x600.jpg


Aynalar da olmasa resimlerde çıkacağım yok.

SANY0189_800x600.jpg

SANY0190_800x600.jpg


Ve Mürefte'ye varıyorum. Yolumun üzerindeki Mürefte Kebir Camii'ni ziyaret etmeden olmaz. Ancak abdesthaneyi ararken yanlışlıkla imamın, merhumların bedenlerini son kez yıkadığı tüyler ürpertici odayı buluyorum ve karşımda koskoca bir tabutla karşılaşıyorum. O panikle fotoğraf çekmek de aklıma gelmiyor tabii ki, hemen uzaklaşıyorum oradan ve caminin fotoğraflarını çekiyorum.

SANY0198_800x600.jpg

SANY0199_450x600.jpg

SANY0197_450x600.jpg

SANY0191_800x600.jpg


Malesef namaz vakti olmadığı için caminin içindeki kapı kilitli. Ben de sadece aradaki hôlün fotoğraflarını çekmekle yetiniyorum.

SANY0195_450x600.jpg

SANY0194_450x600.jpg

SANY0193_800x600.jpg


Camideki saat bana tekrar zaman kavramını hatırlatıyor.

SANY0196_800x600.jpg


Camiden çıkıp sahile doğru iniyorum ve ulu önderimizi ziyaret ediyorum.

SANY0200_450x600.jpg


Mürefte sahili.

SANY0203_800x600.jpg


Mürefte'de fazla oyalanmayıp Hoşköy'e doğru yola çıkıyorum. Yolumun üzerindeki Mürefte Yat Limanı'na uğramayı da ihmal etmiyorum. Buraya da daha önce bisikletimle çok gelmiştim ama İkarus'umla ilklere imza atmaya da devam ediyordum.

SANY0205_800x600.jpg

SANY0206_800x600.jpg

SANY0207_800x600.jpg

SANY0208_800x600.jpg

SANY0209_800x600.jpg

SANY0210_800x600.jpg


Hoşköy Feneri. Malesef yolun berbat ötesi durumundan dolayı daha fazla çıkamıyorum. (İstesem çıkardım da lastiklerimi buradaki kasap lastikçilere emanet etmek istemedim)

SANY0211_450x600.jpg


Bulunduğum noktadan Hoşköy'ün görünüşü.

SANY0212_800x600.jpg


Malesef bu noktada fotoğraf makinemin şarjı bitiyor ve fotoğraflara iPhone'umla devam etmek zorunda kalıyorum. Fotoğraf kaliteleri de düşüyor haliyle.

Hoşköy'de bir bakkalda durup tekrar atıştırmalık yiyecek-içecek alıyorum çünkü öğle yemeğini Tekirdağ'da yemeyi düşünüyorum. Tekirdağ'a varana kadar mideyi boş bırakmamak lazım. Hoşköy'den çıkıp Gaziköy'e devam ediyorum. Oradan da kayalıklı yola "Merhaba, yine ben!" diyorum.

Resim045_800x600.jpg

Resim021_450x600.jpg

Resim026_800x600.jpg

Resim008_800x600.jpg

Resim047_800x600.jpg

Resim072_800x600.jpg


Çok geçmeden Uçmakdere'ye varıyorum, durmadan devam ediyorum. Sonra tekrar yol bozuluyor ve ben bozuk ama bir o kadar da manzaralı yolla baş başa kalıyorum. Beni yine uzun bir enduro performansı bekliyor.

Resim044_800x600.jpg

Resim015_800x600.jpg


Ağaç altı gölgegilk bir yer bulup biraz soluklanıyorum.

Resim065_800x600.jpg

Resim055_800x600.jpg


Yola devam. Zorlu yol koşullarına bir de rüzgarsız sıcak hava ekleniyor. Yeterince hızlı gidemediğim için serinleyemiyorum da. Gördüğüm ilk çeşmede durup elimi yüzümü yıkıyorum.

Resim059_800x600.jpg

Resim025_800x600.jpg

Resim048_800x600.jpg


Lastiklerimin durumu. Michelin'lerin performansı asfaltta gayet iyi olmasına karşın, arazide çok iyi bir performans gösteremiyorlar.

Resim016_800x600.jpg

Resim006_800x600.jpg


Arazi yolda dün çok araba olmamasına karşın bugün 3-4 dakikada bir araba geçiyor. 4x4 SUV'ler hiç zorlanmadan ilerlerken Fiat Palio gibi araçları ben bile 30 km/s hızımla geçiyorum.

Resim070_800x600.jpg


Bu noktada durup tekrar abur cuburlarımı yiyorum.

Resim023_800x600.jpg


Güzel Uçmakdere manzarasının son demleri. Kumbağ'a yaklaşıyorum.

Resim075_800x600.jpg

Resim041_800x600.jpg


Sonunda Kumbağ Mesire Alanı'na varıyorum ve asfalta kavuşuyorum. Gururluyum çünkü dün ve bugün toplamda yaptığım 22 km'lik enduro performansını sıfır zaiyatla atlatıyorum.

Resim033_800x600.jpg

Resim056_800x600.jpg

Resim057_800x600.jpg


Kumbağ'dan çıkıp hiç durmadan Tekirdağ'a doğru ilerliyorum. Tabelalar beni dün geldiğim yeni ama tamamlanmamış yola tekrar sokuyor. Tabelalara küfür ediyorum içimden. Tamamlanmamış yol, çamurlu toprak, çakıl ve sudan oluşuyor. Nedir bu benim yol şartlarından çektiğim diye iç geçiriyorum. Solda Opet Benzinliği'ni görür görmez dalıyorum. Dışarıdan pek belli olmuyor ama gayet güzel bir tesis. Tuvaletleri çoğu İstanbul'daki benzinliklerden daha iyi durumda. Cafe kısmı ise hem göze hem de konfora hitap ediyor. Bir çay içiyorum, çayımı içerken kasiyerle sohbet ediyorum. İstanbul'dan Şarköy'e Uçmakdere üzerinden motorla gelmeme şaşırıyor. Kasiyerin aynı yolu ağzına kadar yakıt dolu tankerle yaptıklarını söylemesi üzerine de ben şaşırıyorum. Karşılıklı şaşırmamıza bir son verip borcumun ne kadar olduğunu soruyorum. "Varsa 50 kuruş versen yeter." cevabıyla karşılaşıyorum ve Öztürkler Petrol'e ait Opet Benzinliği'ne bir kez daha içim ısınıyor. Bir daha bu yoldan geçersem mutlaka burada mola vermek için kendime söz veriyorum ve yola devam ediyorum.

Resim042_800x600.jpg

resim039450x600.jpg

Resim066_800x600.jpg

resim064450x600.jpg

Resim031_800x600.jpg

Resim040_800x600.jpg

Resim019_800x600.jpg

Resim052_800x600.jpg

resim029450x600.jpg


Neyse ki tamamlanmamış yol sona eriyor ve yepisyeni asfalta tekrar kavuşuyorum. Yolun da boş olmasının verdiği rehavetle tam gaz yola devam ediyorum. Derken önümde Tekirdağ Maxi beliriyor. 20 yıldır yediğim Tekirdağ Köftesi'ni tekrar yemek için burdan tekrar şehir merkezine gideceğime, Maxi içindeki ücretsiz Wi-Fi hizmeti sunan Burger King'de yemeye karar veriyorum. Bir yandan internette sörf yaparken diğer yandan Steak House Burger menümü mideye indiriyorum.

resim030800x600e.jpg

resim058450x600m.jpg


Karnımı güzelce doyurduktan sonra tekrar yola çıkıyorum. Bu sefer istikamet İstanbul. Arabaların çoğalmasıyla bir an asfaltsız Uçmakdere yolunu özlüyorum. TEM girişine geldiğimde daha boş olur düşüncesiyle dalıyorum. Amanın! O da ne? TEM yolu o kadar rüzgarlı ki İkarus'um kaç kere altımdam uçup gidecekmiş gibi oluyor. Bu şekilde devam edemeyeceğim kanaatine varıp Silivri - Selimpaşa çıkışından ayrılıyorum.

Resim022_800x600.jpg


Gişelerden çıkınca KGS kartımı ruhsatıma koymak için duruyorum ve yorulduğumu fark ediyorum. Biraz dinleniyorum ve rüzgarın ne kadar şiddetli olduğunu balaklavamla kanıtlıyorum.

Resim051_800x600.jpg

resim049450x600.jpg


Uzun ve yorucu bir otoban sürüşü sonunda eve varıyorum.

Arka lastik ve jantımın hâli.

Resim027_800x600.jpg


Sonuç olarak güzel bir geziye imza attığıma ve birbirinden güzel fotoğraflar çektiğime kanaat getirip bu tip solo gezileri daha sık yapma kararı alıyorum ve evime doğru yürüyorum. Odama girip masama oturuyorum ve yaptığım bu güzel geziye yakışır bir gezi raporu yazmaya başlıyorum...
 
Katılım
10 Eki 2007
Mesajlar
1,592
oh ne güzel bol fotolu ve 2. bölümüde var:mrgreen: Tekerine sağlık güzel gezmişsin.

Müjde bim gelmiş:p:queen:
 
Katılım
3 Kas 2008
Mesajlar
142
Tekerine sağlık Tuğrul.Süper fotograflar süper anlatım.
Umarım hep böyle güzel geziler yapar bizlere ekran başında güzel dakikalar yaşatırsın.
 
Katılım
24 Nis 2008
Mesajlar
693
kardeşim bir çorlulu olarak bana gitmediğim yerleri mesela uçmak dereyi gösterdin tekerine sağlık allah sana kaza bela vermesin
 
Katılım
12 Eki 2008
Mesajlar
251
güzel düşünceleriniz ve yorumlarınız için sağolun arkadaşlar :rendeer:
 
Katılım
3 May 2006
Mesajlar
4,537
çok güzel bir gezi olmuş, bir yerlere gitmek için güzel fikir oldu, bu arada bende beşiktaştayım ama biraz acemiyim, şu an 3 acemi motorcuyuz burada :) bir daha ki sefere isterseniz peşinizden acemi mangası olarak yetişebilirsek gelebiliriz ...
 
Katılım
23 Kas 2008
Mesajlar
879
süper abi daha ne olsun. Keşke biz de açılabilsek , dökülebilsek yollara ah ah...!
 
Katılım
12 Eki 2008
Mesajlar
251
değerli yorumlarınız için teşekkürler arkadaşlar :rendeer:
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
556
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Valla Tuğrulcum tekerine sağlık.Sende cbf150'nin hakkını vermişsin helal olsun.Hatırladığım kadarıyla motoruna ikarus ismini benim alıntı yaptığım bir yazıdan sonra koymuştun.İkarusunla sana nice bol km'ler.

Daha nerelere götürür seni bu cbf150.Hiç yolda bırakmaz.Bana da ahı tuttu eski cbf150'min.Şimdi duyar gibi oluyorum onun sesini.Ben seni hiç yolda bıraktım mı diyo.Dağ bayır demedin her yola sürdün beni.Bi tane vidam gevşedi mi diyo.Saatlerce dinlenmeden üstümden inmeden dip gaz yaptın , bir kere öksürdüm mü diyo.Ama sen beni gittin başkalarına sattın.Sonra da ne olduğu belli olmayan gt250r aldın 3 haftada arızalandı.Beni aldattın diyo :salut:
 
Katılım
12 Eki 2008
Mesajlar
251
Valla Tuğrulcum tekerine sağlık.Sende cbf150'nin hakkını vermişsin helal olsun.Hatırladığım kadarıyla motoruna ikarus ismini benim alıntı yaptığım bir yazıdan sonra koymuştun.İkarusunla sana nice bol km'ler.

Daha nerelere götürür seni bu cbf150.Hiç yolda bırakmaz.Bana da ahı tuttu eski cbf150'min.Şimdi duyar gibi oluyorum onun sesini.Ben seni hiç yolda bıraktım mı diyo.Dağ bayır demedin her yola sürdün beni.Bi tane vidam gevşedi mi diyo.Saatlerce dinlenmeden üstümden inmeden dip gaz yaptın , bir kere öksürdüm mü diyo.Ama sen beni gittin başkalarına sattın.Sonra da ne olduğu belli olmayan gt250r aldın 3 haftada arızalandı.Beni aldattın diyo :salut:

ehe teşekkürler recep abi :rendeer:

evet doğrudur, yazdığın "ikarus sendromu" yazından sonra, sendromun mağdurlarından biri olduğum ve tekrar aynı sendroma kurban gitmemek için koydum adını :cat:

ve evet, ben de tam o bozuk yolda ilerlerken sen geldin aklıma. hatta bana racing tarzda motor önermiştin ama ben racinglerin bana hitap etmediğini söylemiştim. tam da o bozuk yolda "ya altımda gt 250 r olsaydı? geri mi dönücektim onca yolu?" diye düşündüm ve cbf 150'min değerini bi kere daha anladım :cherry:

Allah sana da motorun konusunda yardım etsin, motoruna bir an önce kavuştursun abi :rendeer:
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst