İki ayak üzerine dikildim önce, sonra üç teker. Üç tekerliye olan aşkım dört tekerli BMXi kuma getirmemle devam etti. Sonra BMX gençleşti, güzelleşti, fırlattı attı desteklerini. Evet, işte o büyük an gelmişti. İki tekerle aşk başlamıştı.
Sonra Beldesan New Age ile geçen ortaokul çağları. Hiç unutmam, sabah çıkardım kahvaltıdan sonra, öğle yemeğimi bile dürümcüden alırdım, dükkanın önünde iki teker üzerinde bekler, orada yiyiverirdim. Akşam ezanı okunana kadar dolaşırdım, belediye otobüsleriyle yarışır, ön kaldırma, arkayı kaydırma, iki lastiği birden kaldırma gibi eğlenceler bulurdum kendime. Akşam yemeğinden sonra aynen devam, gecenin o loşluğunda, sokak lambalarının aydınlığı ve boş yolların ıssızlığında daha başka bir zevk verirdi o iki teker.
Derken yatılı lise yılları, üniversite yılları çıkıverdi geldi... Mutsuzdum... Bişeyler eksikti hayatımda... Rüzgarın tadını unutmuştum. Sabah kalkıp okuluma gitmek işkence halini almıştı. Yaşamak zevk vermez olmuştu... Bişeyler eksikti hayatımda, bişeyler yarım kalmıştı... Ama neydi...
Birgün uyandım... Nerden geldiğini bilmediğim bir rüzgar doldu odama, çarptı yüzüme serin serin. Zıpladım yatağımdan, koşarak bilgisayarımı açtım, motosiklet modellerine, fiyatlarına, özelliklerine bakmaya başladım. Aradan 6 ay geçmeden ilk motorum evimin önüne gelmişti. Otoparktaki o acemice ilk binişimi hala hatırlıyorum. Ocak soğuğunda ne de güzel gelmişti o rüzgarın dilimde bıraktığı tadı. Giden senelerde neleri kaçırdığımı anladım o an. Gelecek senelerde ise hayattan ne kadar çok zevk alacağımı...
Oğlumu çok seviyorum. Umarım bir ömür boyu birlikte mutluluk içinde yaşarız. İyi ki varsın oğlum Kara Fırtına. İyi ki girdin hayatıma. Seni çok ama çok seviyorum.
