Süper. Gençler resimde de "Abi deli misin?" bakışı atmışlar

Yolculuk nasıl geçti peki yoruculuk ve sıkıcılık bakımından
İstanbul'dan öğleden sonra 4 gibi yola çıktığımda ortalık günlük, güneşlikti. Düzce'de yağmura yakalandım, yağmurluğum Ankara'da idi. Üzerimde deri mont ve pantolon vardı, bu nedenle çok üşüdüm, gidemedim ve Bolu'da geceledim. İlk gün 250 km yaptım.
İkinci gün önce Ankara'ya vardım. Yağmurluğumu aldım, biraz dinlendim ve yola çıktım. Kırıkkale'ye geldiğimde benden dakikalar önce dolu yağmıştı ve çevre yolunda, yolda ve kenarlarda hâlâ dolu taneleri duruyordu. Dolu yüzünden 3-4 yerde kaza olmuştu ve 3 farklı yerde 5-6 polis otosu vardı. Önüme baktığımda, doğu tarafında yağmur olduğunu ve yağmuru yakalayacağımı bildim. Balışeyh'de yağmurluğumu giydim. Ancak bot yağmurluğum maalesef yanımda değildi. Delice'yi geçince, yağmur başladı ve botlarımdan içeri bayağı su girdi. Sungurlu'da Ocaklı Tesislerinde durdum. Lokantadan bir paket çöp poşeti aldım. Yanımda yedek spor ayakkabıları ve çoraplar vardı. Değiştim ve 2 kat çöp poşeti geçirdim,. İlk kat poşeti çorapların üstüne, 2. katı ayakkabının üstüne geçirdim. Üstünden de koli bantı ile iyice sardım. Alaca'da bu sefer doluya yakalandım. O şekilde Alaca üzerinden Zile'ye vardım. Bolu-Zile arası yaklaşık 500 km. Evvelki gün ve o gün fazla yorgunluk olmadı. Sadece 100 km.yi geçince çömlek sızlamaya başlıyordu. Ben de o zaman hemen 5-10 dakikalık bir çay molası veriyordum.
3. gün sabah 8.30 gibi yola çıktım. Geceden botlarımı, ayakkabılarımı ve çoraplarımı kurutmuştum. Bu sefer ayaklarıma 3 kat çöp poşeti geçirdim. 800 km yolu 12 saatte kat ederek akşam 8.30 gibi Ardahan'a vardım. Refahiye, Aşkale ve Oltu civarında şiddetli yağmura yakalandım. Ama bu sefer önlem aldığım için, sıkıntı yaşamadım. Sadece akşama doğru hava çok soğudu. Göle civarında kasktan gelen soğuk nedeni ile burnum şıpırdamaya başladı. Ancak 1 saat onra Ardahan'a vardım ve sıcak ortamda kendime geldim. Eve girdiğimde pestilim çıkmıştı. Çok yorgundum. Ayrıca sol elim, sürekli debriyaj kavrayıp, bırakmaktan ağrıyordu. Bir gece uyudum, kendime geldim.
Bence bu şekilde 125 cc.lik bir motor ile bir günde 800 km yapmak akıl işi değil ama mecburdum. Altımda büyük hacimli bir makine olsa, yolun uygun olduğu yerlerde vururum kırbacı, 150-200 km ile bir müddet giderek, zamanı kısaltabilirimdim. Ama 125'lik motorunda bir avantajı var, yüklü 100, yüksüz 110'u geçmediği için, radara yakalanma riski bayağı azalıyor.