- Katılım
- 24 Haz 2018
- Mesajlar
- 423
- Konu Yazar
- #1
Biraz uzun yazacağım kusura bakmayın. Keyifli bir yoldu sadece paylaşmak istedim.
Cumartesi sabahı feribotla Bandırma, oradan da Denizli'ye gittim. Pazar günü de aynı rotadan geri döndüm. Cumartesi sabah 7 feribotuna bindim. Binerken Afrika Twin sahibi bir motosikletçiyle tanıştım. Yanıma geldi iki üç cümle konuştuk, 'İstersen Akhisar'a kadar beraber sürelim' dedi. Çok yeni olduğumu ayak uyduramayacağımı söyledim, 80-90 gibi giderim dedim. Ben sana uyarım, sıkılma dedi. Bu arada tanıştığım kişi 65'lerinde. Feribottan indik, benzin aldık ve yola koyulduk. Dün Bandırma-Akhisar arasında benim şansıma dehşet rüzgar vardı. Hani şu otomobilleri sallayan türden. Yolda da tır, kamyon dolu. Ayrıca da hafta sonu tatilcileri. Trafik İstanbul E-5 gibi aynı. Hızlı ama çok kalabalık. Tam gününü seçmişim diye düşündüm.
Susurluk civarına kadar o önde ben peşinde 90-100 gittik. Bu arada benim de sık sık mola planım var. Işıklarda durdukça konuşuyoruz. İyiysen devam edelim diyor, peki diyorum. Yolu geçenler bilir, Susurluk-Balıkesir arası iniş-çıkış virajlı bir yol. Arkadaş önden basıyor. Bir ara ibreye baktım 145. Benim için çok fazla. Hep izinden gidiyorum ama rüzgar, viraj, trafik tedirginim. Yavaşlıyorum, o da yavaşlıyor o zaman. Akhisar'a kadar böyle devam ettik. Orada kısa bir mola, telefon alış-verişi ve ayrıldık.
Arkadaşa çok teşekkür ettim, bana süper bir hocalık ve motivasyon kaynağı oldu. Eğer onunla devam etmeseydim o yol koşullarında stresten perişan olurdum.
Bu yolda öğrendiklerim, rüzgarın estiği yöne göre kamyon ve tırlara çok dikkat etmek lazım. Bu arada bir iki kendini bilmez, o süratlerde arka tekere değdirecek kadar yaklaştı ama neyse. O şiddetli rüzgarda eğer sollarken kamyon rüzgarı kesiyorsa aman. Uzak geçmeye çalışın ve kamyonu geçtiğiniz anda rüzgar şokuna hazır olun. Kamyonun girdabına dikkat edin. Bir anda ne olduğunu anlamadan altına girersiniz. Boş yolda bile motosikleti yolda tutmak çok zordu fırtınada. Sanki şiddetli rüzgarda bitmeyen bir boğaz köprüsünde sürmek gibi.
Uzun yolda yalnız gitmek çok keyifli gerçekten. İstediğiniz gibi sürüp mola verirsiniz. Ama en az iki kişi olunca diğer sürücülerin size tepkisi farklı oluyor. Yalnız güzel, takım güvenli.
Çantam yoktu. Sırt çantasını ahtapotla ve lastikle arka seleye bağladım. Pişmanım. Binip inerken büyük işkence. Ayağınızı atacak mesafe yok. Bir de NC750 sahipleri çok iyi bilir, depo kapağı sele altında. Her benzincide çantayı indir, tekrar bağla, ölüm. Bir an önce arka çanta edinmem lazım.
Pazar günü feribot 18:30'du. Rüzgar, trafik vs deyip Denizli'den çok erken çıktım. Fırtına yine aynı şekilde devam ediyor. Bu kez ön-sağdan esiyor. Tur camım yok. Ön cam rüzgarı çene altına kadar kesiyor. Yolda harika boyun kası yaptım. Kafayı düz tutmak imkansız gibi. Hemen bir deflektör edindim. Baktım saat 16:00'da bir feribot var. Biletim 18:30 ama şansımı deneyeyim belki alırlar diye bastım biraz. Susurluk sapağında ışık yanar yanmaz çıktım, polis hoop çekti beni. Tamam dedim ilk cezam hayırlı olsun. Bu arada 32 yıldır aktif otomobil kullanırım sadece 1-2 park cezam var. Kaskı çıkarınca genç polis galiba yaşıma hürmeten 'Neyse bari ruhsata ehliyete bakayım da devam edin' dedi.
Feribotu 10 dk ile yakaladım. Doluymuş. Rica minnet aldılar beni, bu arada 30 lira da fark ödedim ama olsun, 3 saat kazandım.
Yol boyunca bir sürü motosikletçiyle tanıştım, keyifli yoldu. Bu arada ciddi seviyede bel fıtığım var. Yola çıkarken de rahatsız edecek kadar ağrıyordu aslında. Yol bittiğinde ağrı falan kalmadı. Demek ki motosiklet fizik tedavi de yapıyormuş
Okuyan herkese teşekkür ederim.
Cumartesi sabahı feribotla Bandırma, oradan da Denizli'ye gittim. Pazar günü de aynı rotadan geri döndüm. Cumartesi sabah 7 feribotuna bindim. Binerken Afrika Twin sahibi bir motosikletçiyle tanıştım. Yanıma geldi iki üç cümle konuştuk, 'İstersen Akhisar'a kadar beraber sürelim' dedi. Çok yeni olduğumu ayak uyduramayacağımı söyledim, 80-90 gibi giderim dedim. Ben sana uyarım, sıkılma dedi. Bu arada tanıştığım kişi 65'lerinde. Feribottan indik, benzin aldık ve yola koyulduk. Dün Bandırma-Akhisar arasında benim şansıma dehşet rüzgar vardı. Hani şu otomobilleri sallayan türden. Yolda da tır, kamyon dolu. Ayrıca da hafta sonu tatilcileri. Trafik İstanbul E-5 gibi aynı. Hızlı ama çok kalabalık. Tam gününü seçmişim diye düşündüm.
Susurluk civarına kadar o önde ben peşinde 90-100 gittik. Bu arada benim de sık sık mola planım var. Işıklarda durdukça konuşuyoruz. İyiysen devam edelim diyor, peki diyorum. Yolu geçenler bilir, Susurluk-Balıkesir arası iniş-çıkış virajlı bir yol. Arkadaş önden basıyor. Bir ara ibreye baktım 145. Benim için çok fazla. Hep izinden gidiyorum ama rüzgar, viraj, trafik tedirginim. Yavaşlıyorum, o da yavaşlıyor o zaman. Akhisar'a kadar böyle devam ettik. Orada kısa bir mola, telefon alış-verişi ve ayrıldık.
Arkadaşa çok teşekkür ettim, bana süper bir hocalık ve motivasyon kaynağı oldu. Eğer onunla devam etmeseydim o yol koşullarında stresten perişan olurdum.
Bu yolda öğrendiklerim, rüzgarın estiği yöne göre kamyon ve tırlara çok dikkat etmek lazım. Bu arada bir iki kendini bilmez, o süratlerde arka tekere değdirecek kadar yaklaştı ama neyse. O şiddetli rüzgarda eğer sollarken kamyon rüzgarı kesiyorsa aman. Uzak geçmeye çalışın ve kamyonu geçtiğiniz anda rüzgar şokuna hazır olun. Kamyonun girdabına dikkat edin. Bir anda ne olduğunu anlamadan altına girersiniz. Boş yolda bile motosikleti yolda tutmak çok zordu fırtınada. Sanki şiddetli rüzgarda bitmeyen bir boğaz köprüsünde sürmek gibi.
Uzun yolda yalnız gitmek çok keyifli gerçekten. İstediğiniz gibi sürüp mola verirsiniz. Ama en az iki kişi olunca diğer sürücülerin size tepkisi farklı oluyor. Yalnız güzel, takım güvenli.
Çantam yoktu. Sırt çantasını ahtapotla ve lastikle arka seleye bağladım. Pişmanım. Binip inerken büyük işkence. Ayağınızı atacak mesafe yok. Bir de NC750 sahipleri çok iyi bilir, depo kapağı sele altında. Her benzincide çantayı indir, tekrar bağla, ölüm. Bir an önce arka çanta edinmem lazım.
Pazar günü feribot 18:30'du. Rüzgar, trafik vs deyip Denizli'den çok erken çıktım. Fırtına yine aynı şekilde devam ediyor. Bu kez ön-sağdan esiyor. Tur camım yok. Ön cam rüzgarı çene altına kadar kesiyor. Yolda harika boyun kası yaptım. Kafayı düz tutmak imkansız gibi. Hemen bir deflektör edindim. Baktım saat 16:00'da bir feribot var. Biletim 18:30 ama şansımı deneyeyim belki alırlar diye bastım biraz. Susurluk sapağında ışık yanar yanmaz çıktım, polis hoop çekti beni. Tamam dedim ilk cezam hayırlı olsun. Bu arada 32 yıldır aktif otomobil kullanırım sadece 1-2 park cezam var. Kaskı çıkarınca genç polis galiba yaşıma hürmeten 'Neyse bari ruhsata ehliyete bakayım da devam edin' dedi.
Feribotu 10 dk ile yakaladım. Doluymuş. Rica minnet aldılar beni, bu arada 30 lira da fark ödedim ama olsun, 3 saat kazandım.
Yol boyunca bir sürü motosikletçiyle tanıştım, keyifli yoldu. Bu arada ciddi seviyede bel fıtığım var. Yola çıkarken de rahatsız edecek kadar ağrıyordu aslında. Yol bittiğinde ağrı falan kalmadı. Demek ki motosiklet fizik tedavi de yapıyormuş
Okuyan herkese teşekkür ederim.