- Katılım
- 11 Tem 2024
- Mesajlar
- 116
- Motosikleti
- Yamaha MT-25
- Konu Yazar
- #1
Üniversitemden bayram tatili için evime yapacağım yolculukta bu sefer uzun süredir aklımda olan motorla gitme planını , üstüne üstük bunu meşhur anamur virajlarını geçerek yapmak istiyordum çok şükür git gel gezmeler ile yaklaşık 2500 km yol kat ettim.
Bu yola çıkmadan aletin hint malı olması yağ soğutmalı olması ve 5 vites olması sebebi ile kafamda bazı soru işaretleri vardı . Bu kadar uzun ve uzun olduğu gibi zorlu bir yola dayanabilecek miydi pulsar ? Yola çıkınca her şey oturmaya başladı tabii.
6 7 bin devir arası sabitler , saat başı da durup motoru dinlendirerek yol alırım diye planlamıştım fakat yola çıktıktan sonraa hem motorun ısındıkça gaz yeme isteği hemde güven vermesi sebebi ile yardırmaya başladım . neredeyse bütün yolu 140 140 gittim , zaten kesici 146.
250 cc motor küçük , üstüne bir de vites eksik diyordum , tam tersi yolda gerçekten ne kadar yeterli olduğunu anladım . Beni motosiklet uzun süreler yormadı , tabi 7. 8. saatlerde yorgunluk hissetmeye başlıyorsunuz .
Soğutma kısmında bir problem hissetmedim , hatta motoru dinlendirmek için ara veririm diye düşünürken tam tersi oldu , ben yorulduğum için ara vermeye başladım ( 2 3 saat tapagaz gitmekten bahsediyorum.) Gerçekten canımı emanet ettiğime değdiğini hissettirdi .
Motosiklet ile gitmenin bir güzel yanı edslerde arkadan çeken kamera yoksa plaka olmadığı için size işlemiyor , kafanız rahat arabalı radar yoksa köklü köklü gidebiliyorsunuz. ( veya ben hep kapalı edslere denk geldim bütün yol boyunca
)
13 saatlik yolculuğun ardından evime vardım . Üstümde çok tatlı bir yorgunluk kalmıştı .
Antalya mersin arası gibi çetin ceviz yollardan geçmek ürküttüğü gibi aynı zamanda da sürüş zevki ve manzara açısından beni oldukça etkilemişti .
Dönüşte de aynı rotayı kullanarak geldim fakat bu sefer ufak bir sıkıntım vardı , fırtına vardı .
Karşıdan yediğim rüzgarlar çok canımı sıktı , tünelde rahatça 130 140 giderken açıklığa çıktığım gibi 110 100 90 lara kadar iniyordu hızım ve vites düşmek zorunda kalıyordum .
En azından korkuteline kadar kuru geldiğim için şükrettim çünkü sonrasında fethiyeye inene kadar sağanak yağmur canıma okudu.
Bütün bu yolculukta gerçekten illallah ettiğim tek nokta burdurdaki 100kmlik fethiyeye geçiş kısmıydı . Hem yağmur hem tersten gelen rüzgar aynı zamanda rakımdan dolayı soğuyan hava , eldivenlerim ve ayakkabım ıslandıktan sonra gerçekten yolculuğu biraz sınava çevirdi diyebilirim .
fakat fethiyenin sıcak ve açık havasına indikten sonra hızlanma isteğim tam tersine döndü , bu tatlı havanın keyfini çıkarmak için hızımı 50 60 lara kadar düşürdüm yolun keyfini sürmeye başladım ve aşşağı yukarı 14 saatlik dönüş yolculuğumu tamamladım .
Sonuç olarak çıkardığım şey ; forumda oldukça entry görüyorum uzun yol ekipmanları uygun motor vs vs kısmında . Bu kadar germeye gerek yokmuş , millet bırakın 50ccyi pedallaya pedallaya avrupayı geçiyor baştan sonra . Uzun yol yapabilmek için tek gerçek ekipman sağlam bir yürek.
Bu yola çıkmadan aletin hint malı olması yağ soğutmalı olması ve 5 vites olması sebebi ile kafamda bazı soru işaretleri vardı . Bu kadar uzun ve uzun olduğu gibi zorlu bir yola dayanabilecek miydi pulsar ? Yola çıkınca her şey oturmaya başladı tabii.
6 7 bin devir arası sabitler , saat başı da durup motoru dinlendirerek yol alırım diye planlamıştım fakat yola çıktıktan sonraa hem motorun ısındıkça gaz yeme isteği hemde güven vermesi sebebi ile yardırmaya başladım . neredeyse bütün yolu 140 140 gittim , zaten kesici 146.
250 cc motor küçük , üstüne bir de vites eksik diyordum , tam tersi yolda gerçekten ne kadar yeterli olduğunu anladım . Beni motosiklet uzun süreler yormadı , tabi 7. 8. saatlerde yorgunluk hissetmeye başlıyorsunuz .
Soğutma kısmında bir problem hissetmedim , hatta motoru dinlendirmek için ara veririm diye düşünürken tam tersi oldu , ben yorulduğum için ara vermeye başladım ( 2 3 saat tapagaz gitmekten bahsediyorum.) Gerçekten canımı emanet ettiğime değdiğini hissettirdi .
Motosiklet ile gitmenin bir güzel yanı edslerde arkadan çeken kamera yoksa plaka olmadığı için size işlemiyor , kafanız rahat arabalı radar yoksa köklü köklü gidebiliyorsunuz. ( veya ben hep kapalı edslere denk geldim bütün yol boyunca
13 saatlik yolculuğun ardından evime vardım . Üstümde çok tatlı bir yorgunluk kalmıştı .
Antalya mersin arası gibi çetin ceviz yollardan geçmek ürküttüğü gibi aynı zamanda da sürüş zevki ve manzara açısından beni oldukça etkilemişti .
Dönüşte de aynı rotayı kullanarak geldim fakat bu sefer ufak bir sıkıntım vardı , fırtına vardı .
Karşıdan yediğim rüzgarlar çok canımı sıktı , tünelde rahatça 130 140 giderken açıklığa çıktığım gibi 110 100 90 lara kadar iniyordu hızım ve vites düşmek zorunda kalıyordum .
En azından korkuteline kadar kuru geldiğim için şükrettim çünkü sonrasında fethiyeye inene kadar sağanak yağmur canıma okudu.
Bütün bu yolculukta gerçekten illallah ettiğim tek nokta burdurdaki 100kmlik fethiyeye geçiş kısmıydı . Hem yağmur hem tersten gelen rüzgar aynı zamanda rakımdan dolayı soğuyan hava , eldivenlerim ve ayakkabım ıslandıktan sonra gerçekten yolculuğu biraz sınava çevirdi diyebilirim .
fakat fethiyenin sıcak ve açık havasına indikten sonra hızlanma isteğim tam tersine döndü , bu tatlı havanın keyfini çıkarmak için hızımı 50 60 lara kadar düşürdüm yolun keyfini sürmeye başladım ve aşşağı yukarı 14 saatlik dönüş yolculuğumu tamamladım .
Sonuç olarak çıkardığım şey ; forumda oldukça entry görüyorum uzun yol ekipmanları uygun motor vs vs kısmında . Bu kadar germeye gerek yokmuş , millet bırakın 50ccyi pedallaya pedallaya avrupayı geçiyor baştan sonra . Uzun yol yapabilmek için tek gerçek ekipman sağlam bir yürek.