Neden kaza yapmıştın?

Hangi tarz motosikletler en çok kazaya karışıyor?

  • Cruiser - Touring

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    47
Katılım
24 Mar 2007
Mesajlar
286
Arkadaşlar merhaba,
Son günlerde bu konu kafam kurcalıyor.

Kaza geçirmenize ne sebep olmuştu? Suç kimdeydi? Düştüğünüzde veya çarptığınızda süratli miydiniz yoksa sakin sakin giderken mi kaza geçirdiniz? vs.

Bu konuyu açmamdaki sebep motosiklet kullanmak gerçekten tehlikeli mi, yoksa biz mi onu tehlikeli hale getiriyoruz?

Görüşlerinizi ve deneyimlerinizi herkesle paylaşmanızı bekliyorum.

Teşekkürler.
 
Son düzenleme:
Katılım
26 Kas 2006
Mesajlar
776
Tüm dünyada en güvenli ulaşım aracı olarak uçaklar gösterilir. Dünyanın ses hızında uçabilen tek yolcu uçağı concorde 2 defa kaza yaptığı için uçakların güvenliği sorgulanıyor. Ayrıca kaza yaptıkları için artık uçmuyorlar. Oysa dünyada yüzlerce uçak kazası oldu ama kimse uçaklarda seyahat etmeyi sorgulamadı.

Dünyada (sanırım 1970 lerden beri) LPG kullanılıyor. Hatta bazı ilkelerde motosikletlere de kullanılması konusunda teşvik veriliyor. Yakıtın ucuz oluşu, çevreye zarar vermeyişi hep tercih nedeni oldu. Bizde ise yürüyen bomba statüsündedir. Hatta motora takılma fikri tartışılırken çoğu arkadaşım (oturduğum yerde bomba taşımam) diye fikir beyan etti.

Motosiklette böyle. Bizler, bu motosikleti kültür olarak değil, araç olarak kabul ediyoruz. Bu nedenle oluşan kazalarda aksiliklerde suçu kendimize değil araca çıkartıyoruz.

Motosiklet tehlikeli midir? Güvenlik önlemi almayan, bakımları yapılmamış, uykusuz kullanılan bir uçak, acemi ellerde takılmış bir LPG tankı kadar tehlikelidir motosiklet.
 
Katılım
27 Tem 2006
Mesajlar
1,578
Evet motor bu şakaya gelmez...
Motosikletimi aldığımın 2. ayıydı,sabah saat 6.00. İşime gitmek için yola koyuldum.Yol boştu 150 cc. çin malı motosikletimle son gaz gidiyordum,yerler hafiften ıslak tam kaymalık.:cherry:
Ve sonuç:
Yıllarca araba kullanmış biri olarak motor üstüne ilk defa motoru aldığında binip eve gelmiş biri olarak şunu söyleyebilirim.Deneyim,deneyim,deneyim.
Bir servis minibüsü yolcusunu indirdi sağ şeritte ve yolun karşısına geçmek için sinyalsiz ve ani bir şekilde fırladı,tabi ani frenimle birlikte motorun arka tarafı sağa doğru yatmaya başladı,frenden ellerimi çektim ama ne çare düzelmedi ve baktım ki gidiyorum minibüsün altına doğru,bıraktım motoru,motor karşı şeride ben kayarak bir 30 mt. ileriye.
Benim tecrübem bu; dört gözlü olmamız gerektiği,kesinlikle hiç bir sürücüye güvenmemiz gerektiği,yağışlı havalarda kesinlikle ve kesinlikle ağır ve çok temkinli gitmeyi aklımızdan hiç çıkarmamız gerektiği.:rendeer:
 
Katılım
26 Kas 2006
Mesajlar
776
Bizde sadece motosikleti kullananda değil, yayada da bu kültürün oluşması gerekir. duran bir araçtan nasıl inilir, bir servis sürücüsü nasıl yolcu indirmelidir, bunlar da bir bilgi ve eğitim sürecidir. Bunların ortaya çıkardığı hataları motosiklete maletmek doğru değildir.

Adana^'da yaşıyorum ve hep merak ediyorum. Bu toplum taşım araçlarını kim kullanıyor? İnsanlar, toplum taşım araçlarını kullanırken, sadece araç içindekileri değil araç dışındakilerden de sorumludur. Oysa bu şekilde meziyeti olmayan kişilerin aracı sürmediğini biliyorum. O zaman kim kullanıyor? Aynasına bakmadan, sağına bakmadan, kalabalık bir caddede sürat yapıp, sizin üzerinize süren "insanlık sıfatı olmayan" kişilerin hatalarını motosiklet kullanıcıları çekmemeli. Motosiklet değil, motosiklete çevre tehlikelidir.
 
Katılım
24 Mar 2007
Mesajlar
286
Fakat burada şöyle bir fark var, o servis şöförü siz arabayla gelsenizde yola çıkacaktı büyük ihtimalle. Özellikle Türkiye'de bu böyle.

Bize düşen temkinli kullanmaktır. Herkes ağız birliği etmişcesine kimse motosikletlere yolda saygı göstermiyor, önümüze kırıyorlar diyor. Peki motosiklet sürücüleri buna karşı ne yapıyor?

Son sürat, kask bile takmadan, farları kapalı yolda gidiyorlar. Bütün insanların bir günde bilinçlenmesi mümkün mü?

Ya da motosiklet kullanıcıları yeteri kadar bilinçli mi?
 
Katılım
7 Kas 2006
Mesajlar
39
Güneşli ve soğuk bir şubat sabahıydı...ben dersaneye geç kalmıştım...hem yetişmek hem de soğuktan biran evvel kurtulmak için gazı körüklüyordum...trafiğin fazla olmadığı bir yerde çok acaip bir dönüş var ordan son sürat dönerken bir anda kendimi yerde buldum...Bu arada yerlerin ıslak hatta buzlu olduğunu da belirtmek isterim.Ciddi düşmeme rağmen motora ve bana hiç bir şey olmadı...en azından akşam eve gelipte dizimin büyükçe bi kısmının kanamış olduğunu görünceye kadar böyle düşünüyordum.Kask takmasaydım kaşım gözüm yarılırdı sanırım Yinede küçük bir kaza ve beni motosikletten soğutmaya yetmedi...Motosiklet güvenli midir? Bu soruya cevap vermek çok zor...Ama ben o düşüşümden sonra yerler ıslakken mümkün olduğınca yavaş ve kontrollü kullanıyorum...
 
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
375
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
yolda giderken kafam bazen deniz feneri gibi oluyor
etrafınızdaki her hareketi algılamalı ve ona göre tepki vermeniz gerekiyor. tepki süresini en aza indirmek için de etkiyi önceden fark edebilmeniz gerekiyor..
es kaza önümde minibüs varsa (abartmıyorum) minübüsün içine ve istikametinde sağda bekleyen minübüse binme potansiyeli olanları bile kesiyorum....

taksiler zaten akla zarar, halk otobüsleri breh breh
yani kısacası arkadaşlar ticari araç kullanıcıları akşama kadar trafikte oldukları için trafik kurallarını kendileri belirliyorlar...

bunlara ek olarak yukarıda sözü edilen motorsiklet kullanmanın toplumun tamamını ilgilendiren bir kültür meselesi olduğu fikrine can-ı gönülden katılıyorum ve maalesef ülkemizde diğer bir çok alanda olduğu gibi burada da ciddi kültür eksikliğimiz var.

hep merak etmişimdir acaba ne zaman doğru düzgün (çukursuz, tümseksiz, tabir ile kaymak gibi bir asfaltta) tadını çıkara çıkara sürüş keyfi yapabileceğim....

belki bilenler vardır ekleyeyim yine de :
IŞIĞI YANAN EVLER...
>
>Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev
>yaptığım yere, Konya'ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim.
>Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer.
>İlk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir
>evdi.Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti.
>Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler
>ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de
>diyemiyordum. Bir müddet daha geçti; yine bir hareket yoktu. Evin
>büyüğü olan Hacıanneye sıkılarak:
>"Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?" dedim.
>Hacıanne:
>"Evlâdım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz" dedi.
>Merak ettim, tekrar sordum:
>"Trenden sizin bir yakınınız mı inecek ?"
>Hacıanne:
>"Hayır evlâdım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası
>uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte,
>yakınlarda,ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların
>yabancısı biri geldiğinde, "ışığı yanan bir ev" bulsun diye bekliyoruz."
>
>Konya Ovası'nda, ya da bir başka yerinde Türkiye'nin,trenden inen
>yabancılar için "Işığı yanan evler" yerinde hâlâ duruyor mudur?
>Yabancılar, yorgun bedenlerini yün yataklarda dinlendirmeye devam
>ediyorlar mı? Aç bir köpeğin önüne bir kap yemek bırakan kadınlar
>yaşıyorlar mı? Kuşlara yuva yapan mimarlar sahi şimdi neredeler? Bu
>güzel insanlar, atlarına binip gitmişler. Bizler, atlarına binip giden
>güzel insanlara sahip bir medeniyetin yetimleriyiz. Çekip gidenlerin
>doldurulmamış boşluklarında savrulup duran yoksullarız.
>Şâir öyle diyordu:
>"Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler." Şimdi bu güzel insanlar,
>neden ve nasıl atlarına binip gittiler? Onları ne yıldırdı da bir daha
>dönmemek üzere, sessiz sedasız gittiler? Ey güzel yurdumun güzel
>insanları! Neredesiniz?
>
>Kaynak: Prof. Dr. Saffet Solak'ın bir hâtırası
 
Katılım
18 Ocak 2007
Mesajlar
2,413
Bence en az bıze oldugu kadar bızı trafıkte bısıklet yerıne koyan 4 tekerlek her turden arac kullanan kısılerede ıs dusuyo genelde bızım hatamızdan daha cok cevre kosullarının (dıger araclar,zemın durumu vs) sebep verdıgı kazalar yasıyoruz.

Ornegın ben dumduz yolda gıderken (yaklasık 70km/h) onumdekı beyaz Tofas (sahın) marka otomobılın ben onu sellektor yapıp sınyal verıp sollamaya cıkmıs tam gecmeme 2-3 metre kala ne aynasına bakıp nede sınyal vermeden onume kırıp sapaktan donmesı sonucu 70km/h hızla arka camurluktan berı vurdum mont eldıven ve kask olması sonucu kolumda ufak bı kanama ıle kurtuldum.Allah ım bı daha yasatmasın su kandıl gunu kabul etsın.Bu arada kandılınız mubarek olsun.
 
Katılım
24 Mar 2007
Mesajlar
286
Nitrious81 arkadaşımız belki de arabanın kör noktası denilen kısımdaydı ve araç sürücüsü göremedi.

Benim mesela motosiklet kullanmışlığım yok ama hevesliyim. Trafikte araba kullanırken bu tarz olaylara ben de çok karşılaşıyorum. Yani sadece motosikletlere yapılmıyor. Özellikle İstanbul'da yaşayanlar bilir bunu. Trafikte kimsenin kimseye saygısı yokki memlekette.

Sürücü kursları yeter kadar eğitim vermiyor belkide. Ben bile bayağı çalışmak zorunda kalmıştım kitapçığa ki ilkokul mezunları nasıl alıyorlar anlayabilmiş değilim. Kursların görevi soru ezberletmek değil trafiğe hazırlamak olmalı.

Mesela tv'den duyduğum kadarıyla amerika'da kazalar genelde zincirleme oluyormuş. Herkes kurallara göre sürerken birisi kuralı çiğneyince yada kaza yapınca arkadan gelenler alışık olmadıklarından çarpıyorlar. Bizde ise kurallara uyan olmadığı için kurallara uyarsan tehlikeli oluyorsun. Artık ne kadar anlatabildim bilemiyorum.

Son olarak tüm tecrübelerini aktaran ve aktaracak olan arkadaşlara geçmiş olsun diyorum.

http://www.thinkroadsafety.gov.uk/campaigns/motorcycles/media/howclose.mpg

http://www.youtube.com/watch?v=FUneG1s1GP0 (+18)
 
Son düzenleme:
Katılım
24 Mar 2007
Mesajlar
286
Değişik konu başlıklarında arkadaşlar geçirmiş oldukları kazalardan bahsetmişler. Burada hepsini aynı konuda toplarsak bilgilendirici olabilir.
 
Katılım
19 Mar 2007
Mesajlar
1,250
bende 1996da 27aralık akşam işten geliyoz arkadaşla tabi ikimizde kurye iki motor peş peşe ozama istambuldakiler bilir her zamanki gibi yolar tamirde ve bi yerden sonra açılılıyo ve biz aralarda ölece geldik ve yol açılınca gazı dipledik sol şeriteyım ve tam bitane minibüsüsü sollicam ki o orta şeritten gidiyo önüme geçti ve benim frene basıcak dahi zamanım kalmadan münibüsün üstünü gördüm ve ondansora kaç takla bilmiyorum.sonuçta motorum hurdaya bende bi çizik bile yoktu elbiselerin sayesinde ama trafikte örendimki kimseye güven olmas özelikle taksi ve minibüslere.yani arkadaşlar alaha şüükür ozamadan bu yana kazam yok ama trafikte çok dikatli olsanız sizin faydanız olur
 
Katılım
17 Kas 2006
Mesajlar
734
Arkadaşlar merhaba,
Son günlerde bu konu kafam kurcalıyor.

Kaza geçirmenize ne sebep olmuştu? Suç kimdeydi? Düştüğünüzde veya çarptığınızda süratli miydiniz yoksa sakin sakin giderken mi kaza geçirdiniz? vs.

Bu konuyu açmamdaki sebep motosiklet kullanmak gerçekten tehlikeli mi, yoksa biz mi onu tehlikeli hale getiriyoruz?

Görüşlerinizi ve deneyimlerinizi herkesle paylaşmanızı bekliyorum.

Teşekkürler.

Kaza anından sonra (eğer kişi hayatta kaldıysa ve ciddi bir tramva yoksa) nasıl oldu sorusuna aldığım (okuduğum) genel cevap şu; şu şöyleyi bu böyleydi....... ve bir anda ne olduğunu anlamadım. Zaten kaza bir anlık hata sonucu olan birşey değildir, kaza hatalar zincirini takiben olma riski artan bir durumdur. Herkes olayı yaşandıktan sonra şu veya bu şekilde anlatır ama kaza anını tam hatırlamaz, ama ondan önce yaptıklarını çok iyi hatırlar, çünkü kaza bir anda oluverir ne olduğunu anlayamadan. Burada önemli nokta önleyici unsurlardır, kaza olmadan öncesidir yani. Yüksek sürhat mi? yerine göre sürhat mi? yoksa sürhatsiz bir seyir mi?, her araya dereye girip çıkmak mı?, gerekli zamanlarda aralara girip çıkmak mı? yoksa yolundan şeridinden gitmek mi? Korumasız binmek mi?, Polis durdurmasın diye dandik altı çeneden bile bağlanmamış kask takmak ya da tam ekipman değilde duruma göre ekipman mı? yoksa tam koruma mı? Buna benzer örnekler çoğaltılabilir. Bir de herşeyi kuralına göre oynayıp bir manyağa (belki hali hazırda manyak olmayıp o anda manyaklığı tutmuş) ve ciddi bir hata yapmış diğer sürücü ve/veya yayaya toslamak var, ayrıca teknik arızaları da unutmayalım bu ikili de işin istisnası olsun.

Şimdi hepsini bir üstüste koyalım araçlar yapay zekası olmayan bizler tarafından yürütülen, yönlendirilen (adı üstüne) vasıtalardır. Genel fizik, matematik kurallarıyla ilerlemeleri gerekir en genel mantıkla. Fakaat sürücü robot değildir, ve bazen fizik, trafik, matematik kurallarını zorlayabilir ya da dikkatsizleşebilir, herzaman yapmayacağı bir hatayı o an yapabilir. Bu durumda akan trafik ve insan tarafından yönetilen ve hızı 30km/h'yi geçen her türlü yürüyen, uçan, yüzen aksam belli başlı ciddi bir tehlikedir, hele Türkiye'mizde karadaki motorlu araç trafiği başlı başına bir tehlikedir. Her milletin dilinin konuşulduğu ve hiçbirşeyin anlaşılamadığı bir gürültü yumağı haline gelmiş toplu diyalogları çağrıştıryor bana, çeşit dolu, hertürlüsü var yani, herkesin dili başka sanki, herkes herzaman haklı, birbirini anlamıyor bırakın anlamayı denemiyor bile, kendisi hep haklı ya. Bu durumda motosikletliler herkes kadar tehlikede fakat bu hengamenin en küçük öğesi olarak herkesten daha fazla tehlikededirler. Bu durumda bizler önleyici unsurları daha fazla önemsemeliyiz.

İlk adım; bakım kontrol ve gerekli koruma ekipmanı, daha sonra nasıl bir sürüş geliştireceğimizin planı, agresif mi? soft mu? semi agresif mi?, buna göre dikkat durumumuz, bir tehlike atlatmışsak, hatayı her zaman kendimizde aramak ve acaba sürüş stilime dikkatim mi veyahut başka birşey mi yetersiz demeli ona göre aynı futbolda taktik değiştirir gibi sürüş planımızla oynamalıyız, hepsini yaptık diyelim eğer inaçlı biriyseniz bildiğiniz bir duayı da (hem motive eder hem nerde olduğumuzu hatırlatır) üstüne ekleyebilirsiniz. Tabi ne ekersek arkadaşlar onu biçeriz bunu hiçbirzaman aklımızdan çıkarmamalıyız, hem de hiçbir zaman. Diyelim ki 110km/h ile seyrederken hadi hızımızı 140km/h ye çıkaralım dedik, yani oyun planımızda bir değişiklik yaptık (futboldan örnek takımı öne çıkardık defansı bıraktık) hiçbirşey olmayabilir (yani gol atarız 1-0 öne geçeriz), ya da bir kaza gelebilir ya da bir ufak tehlike üstüne bir kaza (yani her teknik direktörün dediği gibi talihsiz bir gol yiyebiliriz, 0-1 bu maçtan sonra futbol hayatımıza bir son bile verebiliriz). Karar hep bizde önleyici önlemler çoğaltılabilir diğer üyelerinde katkısıyla. Önce iyi idman (bakım, tecrübe, korumalar), sonra kendine güven ve hem defansı hem ofansı düşünen bir oyun planı (yeteneklerimiz, tecrübelerimiz ve o anki psikolojimiz artı ihtiyaçlarımız doğrultusunda bir sürüş stratejisi). Ve kendini Allah'a emanet etmek... Sonuç çoğunlukla mutlu taraftar olur (yani akşam biz eve geldiğimizde ya da sesimizi duyduklarında sevinecek bizi seven insanlar) Karar bizim ama her oyun planı doğru gitmez ya da oyun planında kendimize ait bir hata vardır, "nasıl oldu bu?" dedirtecek cinsten (bilgi eksiği, tecrübe eksiği, sınırlarını tam görememe ve zorlama, oyunu okuyamama vs.) , tıpkı bu yazımda olabileceği gibi, o yüzden bize düşen bizlere birşeyler öğretecek, akıl verebilecek, kişilere birer hoca gözüyle bakmak aynen benim bu yazımda ki eksiklerimi görüp düzeltecek insanlara bakacağım gibi.

Uzuuuun lafın kısası, kaza mutlaka geliyorum der çoğunlukla (90dk iyi oynayıp şansız bir gol yemek de hayatın bir gerçeği, allah kimseye vermesin ama) ve önleyici önlemlerimiz bunu minimize etmemize katkıda bulunur. Bu durumda da her zaman iyi değerlendirme, her trafik elemanına gösterilen dikkat, konsatreli ama kasmadan gerçekleştirlen bir sürüş hepimize yardımcı olacaktır. Allah hepimize kazasız belasız sürüşler, sevdiklerimize de bize herzaman kavuşma şansı versin. Kendinize hep dikkat edin. Ayrıca bu kadaaar uzun yazıp sıktıysam özür dilerim.

Sevgili Elegant soruna gelince, ben de bir kere kayıp düştüm çok sürhatli değildim, zaten dönerken mazota basıp düştüm bana ya da motosiklete birşey olmadı ama olmayacak anlamına gelmediğini biliyorum, bazen bende hata yapıyorum bile bile ama allah koruyor bence. Şimdi yaz sonu cbr600rr, almayı düşünüyorum, evet gücü seviyorum onun orda olduğunu bilmeyi seviyorum ve bildiğim içinde o gücü kullanacağım, bazen kendime Allah akıl fikir versin bana diyorum, bile bile hata yapmanın nasıl bir mantığı var diyorum ve yapacağımı bile bile onu alacağım belki birşey olmayacak, belki olacak, Takdir-i ilahi mi? yoksa.... değil mi? Bu tür şeyler hep tartışılagelmiştir, ama sırf düşebilirim, yaralanabilirim hatta ölebilirim korkusuyla bu zevkten (bu delilikten) vazgeçebileceğime hiç inanmıyorum... Tek inandığım şey kendimi elimden geldiği kadar kontrol edebileceğim ve elimden gelmediği zamanlarda da kontrol edemeyeceğim... Motosiklet böyle bir şey işte benim için, çok davetkar ve bir o kadar tehlikeli bir kadın gibi...
 
Son düzenleme:
Katılım
12 Mar 2007
Mesajlar
1,166
ben kırmızı ışığın yeşile dönüştüğü anda önümdeki sürücünün ileri vitesi takması gerekirken geri vitese takması yüzünden kaza yaptım. gerçi bu kazayı ben yapmadım. önümdeki 4 tekerin sürücüsü yaptı :p ama ben etkilendim. düşmedim allahtan. oğlumun çamurluğu kırıldı :pr: neyse şunu sölemeliyim ki ; önümdeki 4 teker ile aramdaki mesafeye dikkat etmeme rağmen böle bişi ile karşılaştım. siz siz olun önünüzdeki taşıt ile aranızda üzerinize gelen sürücüyü durdurmak için korna çalacak kadar mesafe bırakın :cat:
 
Katılım
7 Eyl 2006
Mesajlar
21
Çok kısa bir motosiklet geçmişim var, ama uzun zamandır araba kullanıyorum. İki olay anlatayım:
Geçen C.tesi, Mecidiyeköy'de bomboş yolda ve orta şeritte araba ile gidiyorum, bilenler bilir, köprü çıkışını Mecidiyeköy'e bağlayan yoldan "dangalak" bir Albea sürücüsü soluna hiç bakmadan ve üzerime gelerek doğrudan sol şeride geçmeye çalıştı. Kendimi sola nasıl attım inanın şu an bile gözümün önüne getiremiyorum. Arkasından bir de el-kol hareketi yemedim mi, işte o zaman sigorta attı bende. Nasıl küfür ettim eşimin yanında anlatamam. Ama o "dangalak" üstüne bile alınmadan yoluna devam etti.
Bir de sola sinyal verip sol şeride geçiyorum, arkamda da çinli bir scooter üzerinde kasksız ve 17 yaşında bile görünmeyen bir zibidi var. Direksiyonu sola kırdım, tam şerit değiştiriyorum, zibidi nasıl yaptıysa scooter'ı tek tekere kaldırıp benim yanımdan geçmeye çalıştı. Biraz dikkatli olmasam, şu an bahsettiğim zibidi şahsiyet belki de bize yukarılardan el sallıyor olurdu.
Ana fikir 1: Siz istediğiniz kadar motor üzerinde dikkatli olduğunuzu iddia edin, karşınıza bahsettiğim "dangalak" gibi şahsiyetler çıktığında çaresiz kalırsınız. Arabayla ani şerit değiştirmek kolay, ama motor üzerinde, hele bir de benim gibi yeni başlayan birisiyseniz vay halinize.
Ana fikir 2: Bahsettiğim scooter ve zibidi olayında olduğu gibi saçma sapan tipler motor kullanmaya devam ettiği sürece, insanların motora kültür olarak bakmasını beklemek biraz hayalcilik oluyor. Motor olayını bilmeyen birisi için o zibidiyle bizim bir farkımız yok ne yazık ki. Bu yüzden de trafikte saygı görmeyi beklemek çok da gerçekçi bir durum değil. Ben bile, eğer motor kullanıyor olmasaydım, scooter olayından sonra motorculara serseri gözüyle bakabilirdim açıkçası...
 
Katılım
8 Tem 2004
Mesajlar
7,735
Şükür ki şu güne kadar çok ciddi bir kaza atlatmadım. Sadece bir keresinde 40-50 km hızla bir minibüsün yanında ilerlerken, aynadan beni görmeyerek birden sağdaki yola girmesiyle minibüse arka lastiğinin olduğu yerden girdim :) Hemen frene bastım aslında ama baktım ki kaydırmadan durduramayacağız, istem dışı olarak motoru yatırdım. ve motorun arka lastiği minibüsün arka lastiğine geldi. Bende bir şey yoktu, motorun da gidonu eğildi biraz bir de ön fren kolu eğilmişti.

Trafik yönünden suçlu her ne kadar minibüs şoförü olursa olsun, benim de kafam dalgındı. Başka bir şey düşünüyordum o an ve belki de yarım saniye daha erken fren yapmamı engelledi bu. Bence en büyük sebep de oydu.

Siz siz olun, canınız sıkkınken, kafanız dalgınken, ailenizle kavga etmiş ya da sevgilinizden ayrılmışken asla motora binmeyin.
 
Katılım
24 Mar 2007
Mesajlar
286
Esasında Türkiye şartlarında "Nasıl kaza yapmadın?" diye açsam konuyu daha yerinde olacaktı. dgrmr arkadaşıma konuya derinlemesine bir yorum eklediği için teşekkür ederim.

Galiba en iyisi hep diğer sürücülerin de insan olduğunun ve hata yapabileceğinin akıldan çıkartılmaması arkadaşların dediği gibi.
 
Katılım
7 Ocak 2006
Mesajlar
388
alışık olmadığım bir motora fazla güvenmekten kaza yapmıştım.

ilk defa scooter tarzı motosiklete binmiştim. çok hoşuma gitmişti vites derdi yok ayaklarım ıslandı derdi yok. daha önce neden keşfetmedim ben bunları diye düşünürken aslında hiç keşfetmemem gerektiğini acı şekilde anladım. normalde kendi motorumla aynı süratte çok rahat döndüğüm bir virajda yoldan çıktım. küçük çaplı tekerlerin gazabına uğradım. bütün motorlar aynıdır diye düşünüp aynı açıyla yatmaya kalktım ve aynen yerdeyim.

huyunu suyunu bilmediğimiz motorlara çok güvenmemek lazım.

bunun dışındaki birkaç kazamıda gereksiz süratten dolayı yapmıştım.
 
Katılım
24 Mar 2007
Mesajlar
286
Forumdaki kaza haberlerini okuyunca moralim bozuluyor. Bu Türkiye'ye özgü bir durum mu?

Amerikan Chopper tarzı programlarda bakıyorum kimse kask falan takmıyor, kaza falan da yok galiba. Adamlar konvoylarla geziyorlar kot tişört. Bizde Robocop tarzı gezmeliyiz deyip duruyoruz. Amerika gene Avrupa'dan farklı istikamette.

Gerçi bizim memleket Amerika'ya bu açıdan yakalamış denilebilir pratikte. Yollarda ehliyetsiz kasksız gezen çok.
 
Katılım
24 Mar 2007
Mesajlar
286
İyi bu aralar kaza olmuyor. Eski deneyimlerinizi de bekleriz. Konu canlansın...
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst