18/06/2008 akşamı.
Silifkedeyim. Telefonum çaldı. Arayan, bizim Mete.
Naber, nasılsın, hoş-beşin ardından birşeyler anlatmaya başladı.
efendi iso diyor, rigel diyor, laptop diyor, silifke diyor, köy diyor, kargo diyor, bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama dili dönmüyor garibin. pazılın parçalarını toparlamaya çalışıyorum ama nafile.
forumlarda bülbül gibi şakır, mangalda kül bırakmaz ama, konu sözlü sınava gelince heyecandan nutku tutulur, boğazı düğümlenir bizim sürgün yemiş pandrosun.
dedim ki; olm telefonuna yazık. boşuna çabalama. efendi iso'ya ver telefonumu, o anlatsın ne varsa.
Olur diyor ve kurtuluyorum bu ızdıraptan.
Sonra Adanadan ismail kardeşim arıyor, düzgünce anlatıyor mevzuyu, hep beraber rahatlıyoruz.