[MT] Sinema Kulübü

Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
1,564
Şu en iyi 150 listesinde benimde adını ilk defa duyduğum bir çok film var..Türkiyenin 150 listesi çok farklı olur..:)


Tv de tekrar tekrar izlediğim bir film..İyi geceler öpücüğü..

 
Super Moderator
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
5,081
"Shaun of the dead" hakkında karalayayım o zaman bir şeyler...

Komedi/Korku gibi ilginç bir kategoriye dahil olmuş, benim tarafımdansa komedi filmiymiş, ama kandı, kol-bacaktı, zombiydi; onları da içeriyormuş diye izlenen 8/10 IMDB notlu film, İngiliz aksanlı İngilizce dinlemekten zevk alıyorsanız, sadece o taraftan tatmin ediyor sizi, yoksa ne gülme, ne korkma beklediğiniz kadar çıkmıyor bundan.

Hatta en sonunda aşıklar kurtulsunlar, kavuşsunlar diye iki kategoriden de apayrı bir umut peşinde buluyorsunuz kendinizi:)

Bu kadar yazdım, kısaca konusuna da değineyim medem; yaşanan bir salgın sonucu insanlar ölmekte ve sonra zombilere dönüşmektedirler, bunu önce bir farketmeyen, sonra da kurtulmanın yollarını arayan bir grup insanın hayatlarından kesitler, çıkarımlar...vs etrafına kurulmuş bir film.
 
Katılım
4 Nis 2009
Mesajlar
456
"Shaun of the dead" hakkında karalayayım o zaman bir şeyler...

Komedi/Korku gibi ilginç bir kategoriye dahil olmuş, benim tarafımdansa komedi filmiymiş, ama kandı, kol-bacaktı, zombiydi; onları da içeriyormuş diye izlenen 8/10 IMDB notlu film, İngiliz aksanlı İngilizce dinlemekten zevk alıyorsanız, sadece o taraftan tatmin ediyor sizi, yoksa ne gülme, ne korkma beklediğiniz kadar çıkmıyor bundan.

Hatta en sonunda aşıklar kurtulsunlar, kavuşsunlar diye iki kategoriden de apayrı bir umut peşinde buluyorsunuz kendinizi:)

Bu kadar yazdım, kısaca konusuna da değineyim medem; yaşanan bir salgın sonucu insanlar ölmekte ve sonra zombilere dönüşmektedirler, bunu önce bir farketmeyen, sonra da kurtulmanın yollarını arayan bir grup insanın hayatlarından kesitler, çıkarımlar...vs etrafına kurulmuş bir film.

finale doğru ağıra sarkmaya başlasa da nefis bir seyirliktir, üstüne çok geyik yapılır. :cat:
 
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
bu ingiliz cemiyetinin enteresan bir espiri anlayışı var.
bazen uyuyor bazen uymuyor.
Shaun ise hoşuma giden bir film. zombilerin arasındaki yürüyüş çok iyi kotarılmış.
4-5 defa seyretmişimdir.
Hot Fuzz da aynı mantık ile çekilmiş ve aynı tadı bırakan bir film.

hot-fuzz-poster-1.jpg
 
Super Moderator
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
5,081
İngiliz filmlerini severim aslında, komedi anlayışlarını da korku anlayışlarını da takdir ederim genelde, film beğenme eşiğim de o kadar yüksek değildir üstelik, bu aralar niye bu kadar kıl yorum yaptım bilemedim, sorun bende sanırsam:p

Bu arada İngiliz demişken, komedi demişken, dizi izlemekten hoşlananlar için (üstelik 20'şer dakikalık baymayan bölümler, ve şimdilik tam da tadı ağızda bırakacak kadar sadece 18 bölümü olan) The IT Crowd'u önerebilirim. O kadar tapmam biraz da mesleki uyum mudur bilemem ama, seyrettirdiğim, seyrettiğini dinlediğim herkesten oldukça hoş reaksiyon gelen bir seridir.
 
Katılım
10 Eki 2007
Mesajlar
1,592
AvatarPoster_000.jpg


Avatar 3 D (Boyutlu) izledim gayet güzel ve zevkliydi.Sıkılmadan izledim ama seneryo bilimkurgu olduğu için pek içime sinmedi açıkcası yok naviler falan filan.
 
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
Günün aktivitesi

Gölgesizler

golgesizler.jpg


Hasan Ali Toptaş'ın aynı adlı romanından uyarlanan film, her kesime hitap etmiyor baştan belirteyim. Bu hitap etmiyor muhabbeti ile kastım sıkıcı gelme olasılığı yüksektir.

en az bir kez daha seyredeceğim ve bir ara kitabını da okuyacağım bir film.
konusu nedir derseniz " şimdi bu yazıları okuyorsunuz ya işte bu yazıları aslında ben yazmıyorum siz aklınızın bir köşesinde yazdıklarınızı okuyor ve bunu yazanın ben olduğumu düşünüyorsunuz. oysa ne yazı var ne yazan ne de okuyan" benim anladığım budur.
seyreden olursa film üstüne iki kelam etmek isterim.
 
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
Karanlıktakiler Çağan Irmak

günün aktivitesi Çağan Irmak'tan Karanlıktakiler

Karanliktakiler.jpg


30 lu yaşlarındaki Egemen bekar olmakla beraber bir reklam ajansında ofisboy olarak çalışmaktadır. naif ve uyumlu Egemen'in hayatı bir kaç tahtası eksik annesi Gülseren teyze tarafından zindana çevrilmiştir. Egemen çalıştığı şirketin sahibi olan Umay hanıma ilgi duymaktadır.

filmin konusu bu mudur ? değil ama keyfini kaçırmamak için yazabileceklerim bunlar.

Çağan Irmak çok güzel iş çıkarmış, film bittiğinde etkilendim. durağan giden film final sahnesinde darbeyi öyle bir vuruyor ki, neyse açık etmeyeyim.

Karakterler güzel işlenmiş, Meral teyze ayrı bir hoş.

durağan ilerleyen bir film, bir ıssız adam kadar genel babam ve oğlum kadar salya sümük değil. bu iki filmden hoşlananlar aynı tadları aramasınlar boşuna.

bir motosiklet sitesinde neden bu filmi bu kadar uzun yazdığımı da anlayabilmiş değilim.

hatırladım filmde Egemen motor kullanır. pardon motor değil scooter.
 
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
1,564
günün aktivitesi Çağan Irmak'tan Karanlıktakiler

Karanliktakiler.jpg


30 lu yaşlarındaki Egemen bekar olmakla beraber bir reklam ajansında ofisboy olarak çalışmaktadır. naif ve uyumlu Egemen'in hayatı bir kaç tahtası eksik annesi Gülseren teyze tarafından zindana çevrilmiştir. Egemen çalıştığı şirketin sahibi olan Umay hanıma ilgi duymaktadır.

filmin konusu bu mudur ? değil ama keyfini kaçırmamak için yazabileceklerim bunlar.

Çağan Irmak çok güzel iş çıkarmış, film bittiğinde etkilendim. durağan giden film final sahnesinde darbeyi öyle bir vuruyor ki, neyse açık etmeyeyim.

Karakterler güzel işlenmiş, Meral teyze ayrı bir hoş.

durağan ilerleyen bir film, bir ıssız adam kadar genel babam ve oğlum kadar salya sümük değil. bu iki filmden hoşlananlar aynı tadları aramasınlar boşuna.

bir motosiklet sitesinde neden bu filmi bu kadar uzun yazdığımı da anlayabilmiş değilim.

hatırladım filmde Egemen motor kullanır. pardon motor değil scooter.

Üyelerde kıllı tarkan'ın bu filmde bir sahnesi bulunmaktadır..

Detaylar http://www.motosiklet.net/forum/taz...gan-irmak-filminde-bir-mt-li-killitarkan.html
 
Katılım
16 Tem 2008
Mesajlar
9,095
izlediğim en güzel filmlerden birinin en güzel bölümüdür bu;
oyunculuk müthiş, diyaloglar sarsıcı
denzel bu bölümde oynamanın ötesinde bir iş çıkartır :cat:

[YT]ih9C2Pn0zwQ[/YT]
 
Super Moderator
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
5,081
Uzun zamandır fırsat kovalayıp, seyredememekten kahrolurken; dün sonunda zamanı gelmişti: The Boat That Rocked...::xrock::

the_boat_that_rocked_209x300_1254824131.jpg


Zaten mükemmel oyuncu kadrosundan bekleneceği üzere, dönemin çarpıklıklarına parmak basıp eğlence de katarak müthiş bir iş çıkarmışlar ortaya. O kadar yerinde dokunuşlar, laflar geliyor ki kadrodan, aileden biri oluyorlar bir müddet sonra... [pankart]Anyone Except Angus:p[/pankart]
 
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
[YT]<object width="560" height="340"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/YngpWylqQ3A&hl=en_US&fs=1&"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/YngpWylqQ3A&hl=en_US&fs=1&" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"></embed></object>[/YT]

bob dylan amca çok şahane bir tükü yakmış bu hurricane amcaya.
film de sağlam film, seyredilir.
 
Katılım
8 Ocak 2010
Mesajlar
13
16473.gif


işte bu başarılı bence

---------- Mesaj ekleme zamanı: 03:27 ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 03:18 ----------

Günün aktivitesi

Gölgesizler

golgesizler.jpg


Hasan Ali Toptaş'ın aynı adlı romanından uyarlanan film, her kesime hitap etmiyor baştan belirteyim. Bu hitap etmiyor muhabbeti ile kastım sıkıcı gelme olasılığı yüksektir.

en az bir kez daha seyredeceğim ve bir ara kitabını da okuyacağım bir film.
konusu nedir derseniz " şimdi bu yazıları okuyorsunuz ya işte bu yazıları aslında ben yazmıyorum siz aklınızın bir köşesinde yazdıklarınızı okuyor ve bunu yazanın ben olduğumu düşünüyorsunuz. oysa ne yazı var ne yazan ne de okuyan" benim anladığım budur.
seyreden olursa film üstüne iki kelam etmek isterim.

Kitabını okudum, filmi de seyrettim. Çok farklılar birbirilerinden. Herkesin her zaman tavsiye ettiği şudur ya "önce kitabı okuyun sonra filmi izleyin". ben de sonra kitabı okuyanlardanım. Bir kere izlemekle yetinilemeyen bir film sonradan açığa kavuşuyor gibi. Aslında açık olan bir şeylerin de olduğu söylenemez filmde. Etkileyiciydi evet ama neden etkilendiğimi kelimelere dökemiyor olmak var bir de.
 
Super Moderator
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
5,081
Hazır rock felsefesine takmışken, "Almost Famous"ı çıkardım bir de aradan; bir çok noktayı mantıksız buluyorsun, bir sürü şeye sinir oluyorsun haliyle ama dönemi yaşamak, her melodide "sallanıp yuvarlanmak" yetiyor:cat:
Almost-Famous--C10051875.jpeg


Çok klasik bir "...ve yolda başlarından geçen maceralar" filmi gibi görünür olsa da bir ara, sonradan sağlam darbeler geliyor.

[ek]Pulp Fiction afişi görmek sonsuz döngüde "Ezekiel 25/17" ve "Butch'un saati" hikayesini tekrarlamama sebep oluyormuş:p[/ek]
 
Son düzenleme:
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
olcan the boat that rocked filmini indirdim henüz seyretmedim. müzikal değil ama müzik grupları ya da müzik felsefesi anlatan filmleri severim.
biz belgesel vardı nezih ünen'in anadolunun kayıp şarkıları isimli bir belgesel var epeydir bekliyorum ama henüz bulamadım.
http://www.anadolununkayipsarkilari.com/tr/fragman.html
buradan fragmanlarına bir göz atmanızı tavsiye ederim. fragmanları her seyrettiğimde gözlerim yaşarır, ağlayamam erkekler ağlamaz :p
neyse demem odur ki böyle zengin bir kültürden gelen bir birey olarak kültürümüzün devşirilmesi, insanlarımızın birbirlerine yabancılıştırılmasını bünyem kabul etmiyor.
 
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
1,564


Dün tv de tekrar izleme fırsatımız oldu..Cennetin Kırallığı

Film üzerine bir yazı

HAYALİ CENNETİN KRALLIĞI BU KADAR OLUR

Vizyona girmeden önce genelde olumlu eleştiriler alan film, sonradan ağırlıklı olarak olumsuz eleştirilerin hedefi oldu. Ancak filmin en önemli handikapı kanımca anokranizme saplanma noktasında. Günümüz Ortadoğu politikalarına yönelik mesaj verme kaygısı, iki taraf arasında adaleti yansıtacağım endişesiyle yapılan hatalar ilk göze çarpanlar.

Aslında Ridley Scott’un yönetmenliğini yaptığı film, sıkı bir tarihsel okuma sonunda ortaya çıkmış gibi görünüyor. Filmin içindeki pek çok tarihi şahsiyet gerçek. Orlando Bloom’un canlandırdığı Demirci Balian karakteri de tamamen hayal mahsulü değil. Filmde Balian’ın hakimiyet bölgesi olan Kudüs yakınlarındaki İbelin, gerçekte Ortadoğu’nun en namlı Frenk ailelerinden biri olan Fransız kökenli Balian’ların elindeydi. Ailenin atası olan İhtiyar Balian, II. Haçlı Seferi hengamesinde Fransa’dan bölgeye gelmiş ve gösterdiği başarılar sonrasında da İbelin Baronluğu ile ödüllendirilmişti. İşte bu Balian’ın üç oğlu olduğunu bilmekteyiz. Bunlar, büyükten küçüğe doğru, Hugues, Bodwin ve kendisi ile aynı adı taşıyan Balian’dı. Filmdeki kahraman Balian da bu küçük çocuktan esinlenilerek yaratılmış bir karakterdi. Yalnız tarihi gerçeklerle epey oynanmıştı. Şöyle ki herşeyden önce Balian doğuştan bir soylu olarak yetiştirilmiş olup İbelin kontunun gayrimeşru oğlu değildi ve Kutsal Topraklar’da doğmuştu. Bunun dışında Balian gerçek hayatta filmdeki güzel prenses Sybille ile aşk yaşamamış, onun annesi Agnes ile evlenmişti. Agnes’in eşi olan Kudüs kralı Amuary bu kadıncağızı Bizanslı güzel prenses Maria Komnena için terkedince Amuary’nin ölümünden sonra Kraliçe Agnes, genç Balian ile hayatını birleştirmişti. Şu halde Sybille Balian’ın sevgilisi değil üvey kızı konumundadır. Lakin gönül ferman dinlemez derler. Güzel prensesimiz de üvey amcası Bodwin’e aşık olmuş ve hatta Kudüs ileri gelenlerinin onayını alarak onunla evlenme hazırlıklarına girişmişti. Fakat Bodwin’in Selahaddin’le yapılan bir savaşta esir düşmesi üzerine Fransa’dan getiritilen Guy de Lusignan adlı ebleh fakat yakışıklı bir soyluyla alelacele evlendirilmişti.



Yeri gelmişken senaryoda sırıtan bazı noktaları da bir tarihçi gözüyle biraz irdelemekte sanırım fayda var. Ortaçağ konusunda biraz bilgisi olan herkesin bilebileceği gibi bu dönemde gerek teknolojik gerekse de bilimsel anlamda açık ara önce olan taraf doğulu Müslümanlardır. Fakat film içinde başta İbelin kontu Balian’ın kendisine ikta olarak verilen bölgeyi imar sahnesi olmak üzere tam tersi bir tablo çiziliyor. Hizmet etmeye hevesli Arap uşaklar, “ya Seydi!” diye etraflarda koşturan yalın ayak başı kabak Arap çocuklar ve bunların yanında gerçek işleri savaşmak mı yoksa belediyecilik mi olduğu belli olmayan şövalyeler. Sanırım film, yaşasaydı Edward Said’e epey malzeme sağlardı.

Filmde ilgi çekici bir diğer yön de savaş sahneleri üzerine. En önemli iki savaş sahnesinden birinin Kerek Kalesi önlerinde filmin kahramanı Şövalye Balian’ın, Selahaddin’in denizler misali dalga dalga gelen öncü birliklerine kahramanca saldırış sahnesi olması düşündürücü. Balian’ın bu saldırıyı yapmaktaki niyeti de son derece ulvi. Bu saldırı gerçekleşirken, hristiyan köylüler de kaleninin güvenli surları ardına çekilmek için yeterli süreyi kazanacaklardır. Lakin filmin en önemli savaş sahnesi olması gereken ve Haçlılar’ın hezimetini konu edinen Hıttin Savaşı’nın sadece savaş sonu görüntüleri ile geçiştirilmesi de ilginç. Hollywood’un hezimetle biten savaşlardan bile aslan payını çıkarma yeteneği burada da devreye girmiş görünüyor.

MESAJ KAYGISI

Filmdeki mesaj kaygısını ise görmemek mümkün değil. İlk sahnelerden birinde Balian’ın çalışmakta olduğu atölyede yer alan “Dünyayı daha iyi bir hale getirmek için çabalamayan adam nasıl bir adamdır?” sözü filmin sonraki sahnelerindeki mesaj kaygısı hakkında bize bir fikir verebiliyor. Biraz ileriki bir sahnede de Balian’ın babası olan İbelinli Goodfrey “Bazıları bir takım şeyleri değiştirmek için Kudüs’ün dünyanın merkezi olduğunu söylerler. Bense şimdi inanıyorum” diyerek savaşın insanı olgunlaştırdığına temas eder. Zaten Goodfrey de olgun, müsamahakar ve bir o kadar da asil hedefler peşinde koşan şövalye tipinin canlı misalidir. Balian da görmüş geçirmiş ve bir o kadar da seçilmiş bir insan olduğundan babası ile yaptığı bir kaç dakikalık kılıç talimi sonrasında usta bir şövalye olup çıkar. Hatta o kadar ki ilerleyen sahnelerde, Selahaddin’in küçük yaşlardan beri askeri eğitim alan memluk yani köle kökenli adamlarını da kağıt bebekler gibi savaş alanlarında biçer. Bu arada bir parantez açarak Selahaddin’in ordusundan “Bedeviler” diye bahsedildiğini de ekleyelim. Selahaddin’in ordusunda bedeviler sadece yardımcı kuvvet olarak yer alıyorlar, ordunun vurucu gücünü ise ikta arazisinin geliri ile geçinen sipahiler ve sultanın küçük yaşta satın alarak eğitimleri ile bizzat ilgilendiği köle kökenli memluklar oluştururdu. Ne yazık ki Hıttin’de Haçlılar’ın karşısına çıkan Müslüman ordusunun sayısı da film de bahsedildiği gibi 200.000 değil. Ordunun en değerli kısmını oluşturan atlı ikta askerlerinin sayısı sadece 12.000’di. Anlaşılan sayılarla oynayarak hezimetin acısını azaltmaya çalışmak sadece biz Türkler’e özgü değil.



Parantezi kapattıktan sonra da şu soruyu soralım. Yoksa üç kutsal dinin beklediği mesih aslında Balian’ın şahsında ete kemiğe bürünmüş mü oluyor? Aslında filmin içinde bu sorunun cevabına evet dememiz için yeterli malzeme fazlasıyla var. Balian Kutsal Topraklara gelmeden önce onun seçilmiş kişi olduğunu farkeden babasından bir takım nasihatler almıştır. Ne demişti ihtiyar şövlaye Googfrey; “Sen üzerine düşen görevi omuzlamak zorundasın. Görevin de Hristiyan ve Müslümanların birarada yaşadığı Cennet Krallığı’nı kurabilmek”. Bu planı hayata geçirme noktasında zorlu rakiplerinin yanısıra (Renoud de Chattillon, Guy de Lusignan), filmin esas oğlanları ve güzel kızından oluşan bir grup ta Balian’a destek çıkar (Sybille, kralın danışmanı Tiberius ve tabii ki Selahaddin). Diğer yandan Balian, İbelin’e vardığında babasının zaten küçük bir Cennet Krallığı modeli yaratmış olduğunu görür. 1000 kişilik bu krallığın yurttaşlarının kimliğine de Hristiyan, Yahudi ve Müslümanlar denilerek özellikle vurgu yapılır. İlginçtir ki krallığın merkezinde bir batılı bulunmaktadır.

Balian’ın çevresindeki insanlarda abartılı bir hoşgörü hakim. Bu durum da o çağın duygu ve atmosferinin beyaz perdeye layığı ile yansımamasına yol açıyor. Müslümanların selamını alan Hristiyanlar ve Hristiyanların selamını alan Müslümanlar biraz sırıtıyor. Alman şövalyelerden biri ise bizi hümanizmin doruklarında gezdiriyor; “Her dinde fanatikler vardır. Kutsallık doğru harekettir. Tanrı için önemli olan beyin ve kalptir. Onun katında değerli olan her gün iyi insan olma yolundaki çabalarındır. Başka bir şey değil” kelamı ile askerliğin erkeği olgunlaştırdığını en güzel şekliyle ifade ediyor, dönemin belki de en büyük talihsizliği ise bu fikriyattaki şövalye sayısının kıtlığıdır.

Sonuçta hatasıyla sevabıyla Hollywood bize o çağları görmeyi de lutfetti. Bu tür tarihi vakalara Hollywood’un gözünden bakmaya nasıl olsa alıştık. Lakin yine de ihtiyatı elden bırakmamak, filmde verilenleri mutlak doğru olarak görmemek temel prensip olmalı.

Önder Kaya

Kaynak

Selehaddin Eyyubi http://tr.wikipedia.org/wiki/Selahaddin_Eyyubi
 
Son düzenleme:
Katılım
8 Ocak 2008
Mesajlar
3,327
NİCOLAS CAGE cin filimlerinin tadı bambaşka oluyor..

bangadeleş filmini izledim en son döktürmüş gene:)
 
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
cennetin krallığı filmini çok hatırlamıyorum ama holiwud un tarzını bildiğimden az çok ne olduğunu tahmin edebiliyorum.
yapılan yorumu ise film eğer o kadar taraflı ise yorum da aynı oranda taraflı diyebilirim. beni çok açmadı. insanların birbirlerini güç için öldürmesinin üstüne istediğiniz kılıfı dikebilirsiniz ama yine de bu onları katil yapmaktan öteye götürmez.

@melodynelson

filmin kitabını bir ara bulup okuyacağım, film bence güzel olmuş. alışık olunmayan bir tarzı olduğundan her bünye kabul etmiyor.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst