Türk kızılayı 1868 yılında kurulduğundan beri görevini layıkı ile yerine getirmektedir. Osmanlı imparatorluğu döneminde kurulduğunda İslam dünyasının en buyuk yardım kurulusu olarak başladığı hayatına halen aynı şekilde devam etmektedir.
Kızılay bu ülkenin bir kurumudur ve bu kurumu işler halde tutan bizim yardımlarımız Devletimizin desteğidir. Bir Kurum hakkında ileri geri yada hoş olmayan ifadeler kullanırken unutulmamalıdırki kamuya ait olan kurluşlar bizlerden müteşekküldür.
Yani o kurum güvenilmez hale gelmişsse ki buna Emniyet, belediyeler, denizcilik işletmeleri, Karayolları, Yeşilay. vs vs. katarak konuşmak lazım bu Tamamen Millet olarak bizim düştüyümüz durumdan kaynaklıdır.
Düşünelim Biraz biz ne yapıyoruz. İşçimiz işten kaytarma peşinde, İşveren işçiyi sömürme peşinde, memur rüşvet peşinde, Tüccar malı götürme , Esnaf müşteri kandırma peşinde. Peki Bu kamu kurumlarında çalısanlar kim bizim çocuğumuz , babamız anamız ablamız akrabamız.
Türk kızılayı günümüzde tüm kalite standartlarına vakıf bir sistemde çalısmaktadır. Unutulmamalıdırki Bir ülkenin veya bir milletin yok edilme süreci o ülkenin ve milletin Hayati kurumlarını dumura uğratmak ve içinden çıktığı milletinin gözünden düşürmekle başlar ve bağısıklık sistemini çökertir.
Bundan dolayı bu kurumlarımıza sonuna kadar sahip çıkmalı aktivitelerine katılmalı sosyal süreçlerinde mutlak bulunmalıyız. Ve unutmamalıyız kainatta boşluğa yer yoktur. İyinin olmadığı yeri kötü doldurur.
Burdan ricam Kurum ve kuruluşlarımız hakkında yapılan menfi propagandaya emin olmadan kulak asmamak ve bu hilelere kanmamaktır. Dikkatinize sunmak isterimki bu sinsi oyun Millletin kurumlarına olan güvenini Kaybettirmek konusunda Ordumuzu, Polisimizi, Meclisimizi, Kızılayımızı vb gibi bir çok kurumumuzu kampsamaktadır.
"Girmeden tefrika bir millete düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez."
(M. A. Ersoy)