Bir gün, elinize bir dergi alırsınız. Bu dergi, atalarımızın üstünden inmediği, sevgisi tanımlamalarla anlatılan ve bize miras bırakılan, atlara benzeyen, iki teker ile tek düzlem üzerinde koşan ve demirden yapılan “şey” leri anlatıyordur.
Göz alıcı tasarımları ve cazibeli bakışları ile karşımızda duran “şey”lerin damarlarınız içinde akan kanda bir kıpırdanma yaptığını hissedersiniz önce.
Hiçbir fikriniz yoktur yaşadığınız duygular hakkında, tıraş olurken yada makyaj yapıyor iken kaymış gözleriniz ile suratınızın ortasına bön bön bakar dbulursunuz kendinizi ve sırada “Aşık mı oluyorum?” diye aptal bir soru bekliyordur sizi. Günler günleri kovalar, aylar ayları ve güneşin gözlerinizin içine içine battığı bir gün hayatınıza giriverir o garip ve cazibeli demir at...
Motosiklet ve motosiklet sevdası böyle bir şeydir işte ve hiçbir şekilde hatırlayamazsınız nasıl ve ne zaman başladığını. Durur ve ansızın kalbinizin ortasından vurur, hayatınıza girer ve bir daha çıkmak bilmez. Girdiği gibi de kolaylaştırmaya başlar yaşantınızı, özellikle şehir hayatınızı. Kaskınızı takıp, elbiselerinizi giydiniz mi efendi efendi gider ve trafikte saatlerce beklemezsiniz. Hava kirliliğinin önüne geçilmesinde sizin de bir katkınız olur. Diğer motosiklete binen insanlarla, kısaca motorcularla kaynaşır sosyalleşirsiniz. Ne vakit sayınız artar, trafik derdinin de bittiğini gözlemlersiniz. Her ne kadar sizden kat be kat büyük araçlarla aynı otoyol ücretlerini de ödeseniz, siz bu bahsettiklerimi her gün gözlemlersiniz. Koca koca kamyon amcalarınız hız limitlerini zorlayıp dururken siz motorlu bisiklet gibi gitmelisiniz! Zaten gidersiniz, çünkü siz motosiklet bağımlısısınızdır, hız bağımlısı değil! Hem motosikletiniz ve siz, çeteleri ortaya çıkartıp, kimilerinin yüzleriniz kızartamazsınız ki!
Bir de her yere gidebilirsiniz motorunuz ile, Gaziantep Şehir Merkezi hariç! Turistik geziler düzenlersiniz, karış karış gezersiniz Vatan topraklarını hatta tüm Dünya topraklarını, yalnız Gaziantep Şehir Merkezi hariç! Düne kadar düşman bildiğiniz dost ülkelerden sizi ziyarete gelirler, eğlenirsiniz, ülkenize döviz girdisi sağlarsınız, Gaziantep Şehir Merkezi’ndeyseniz eğer, üzgünüm orada bunu yapamazsınız!
Evet doğru okuyorsunuz, motosikletiniz ile bir tek Gaziantep Şehir Merkezi’ne giremezsiniz. Avrupa toplumuna uyum sağlamak adına engellerin bir bir aşıldığı şu dönemde, hani şu çok özenilen Avrupa toplumlarının sayısını arttırmak için peşisıra adımlar attığı motosiklet kullanıcıları maalesef Gaziantep Şehir Merkezi’ne giremiyor. Hayır yanlış anlamayın, ülkemizin güzide şehirlerinden Gaziantep’in alt yapı sorunlarından kaynaklanmıyor bu girememezlik, haşa! Tam tersi, 2000 yılında İl Trafik Komisyonu’nun aldığı bir karardan kaynaklanıyor. Bu kararın ne amaçla, hangi gerekçeler ile alındığı ise meçhul…
Motosiklet bağımlıları bu karara tepkili ama yasağın kendisi büyük bir ayıp iken henüz yasağın kapsamının azaltılması yönünde değişiklik yapılacağı sözünden başka hiçbir gelişme yok! Peki bu konuda Türkiye Motosiklet Federasyonu ne yapıyor dersiniz? Onlar işin kendilerine yarayan kısmıyla yani sadece motorlarını yarıştırmakla ilgileniyorlar. Komik değil mi? Hayır değil, bu sefer en azından ağlanacak halimize gülmeye niyetimiz yok.
Heyecan ile bekliyoruz bu ayıbın düzeltilmesini. Ellerimizi arkamızda bağlayıp, oturmadan ama… Gerekli mercilere şikayetimizi dilekçeler ile iletip, hakkımızı arayarak.
Merak ile bekliyoruz sonucunu. Ellerimizi arkamızda bağlamadan, gerekli ortamlarda gerekli olan seviyeli tepkimizi belirterek…
Son bir soru: Türkiye'de kayıtlı motosiklet sayısı en fazla olan il hangisidir?
İpucu: Cevap yukarıdaki yazıda tam 6 defa tekrar edildi.
Yavuz K. YILMAZ
Bir Motosiklet Bağımlısı
Şikayetleriniz için:
http://www.gaziantep-bld.gov.tr