- Konu Yazar
- #1
Trafikteki insanlar çeşitli ruh halleri içinde. Herkesin hayata dair sorunları var, nötrler veya çok mutlular. İnsan ne ise trafikte de o. Kimse makina değil. Hele Türkiye'deki herkes duyguları ile yaşıyor ve herşeyi duyguları ile algılıyor. Muhtemelen bir motorcu aşağıdaki hallerin birleşiminde motor kullanır :
-Mutlu, enerjik. Mutlu adam kimseyle dalaşmaz. Herkese olumlu yaklaşır. Trafikte hata yapan sürücüleri kolayca affeder. Onlara öfkelenmeden ve kontrolünü kaybetmeden onlara hatalarını gösterebilir. Ama bir sorunu olabilir ki o da hız yapmak. Mutlu bir hal herşeyi yapabileceği duygusu verebilir. Mutlu halin mutsuzlukla sonuçlanmaması için fazla gaza gelmemek lazım.
-Mutsuz, sinirli. Mutsuz bir hal ile araç kullanıyorsanız diğer araçların hareketlerini yanlış anlama potansiyeliniz vardır. Kim ne yapsa size karşı yapmış diye düşünebilirsiniz. Böylelikle dalaşma, öfkelenme sonucu dikkatinizi yola değil de insanlara vererek canınızı tehlikeye atmanız söz konusu olabilir. Bunun üstesinden gelmek için trafikteki insanların size karşı yaptıklarının haklı olmasa da bir sebebinin olabileceğini düşünüp onları affetmek bir çözüm olabilir. Çünkü sizin onlara kızmanız sonucu ancak sinirleriniz bozulacak ve dikkatiniz dağılacak.
Mutsuz halin başka bir sıkıntısı da dikkatin dağılmasıdır. Kafası birkaç saat önce yaşadığı negatif bir olaya takılmış sürücü etrafından kopabilir ve böyle motor kullanmasının yanlış olduğunun farkına varmayabilir.
-Meşgul, telaşlı, aceleci. İşi gücü başından aşkın bir adam olarak yapacağınız işleri kafanızda harmanlamış bir şekilde motora binmek sizi etrafınızda olan bitenden uzaklaştırır. Halbuki motora binerken en önemli iş motora binmektir. Gidonu tutan adam sihirli bir şekilde herşeyi unutmazsa yaşayacağı sağlık problemlerini de unutamaz hale gelebilir. Bir yerlere yetişmek için yapılmaması gereken hataları yapmak ancak panikle ve acelecilikle davranmak sonucu gerçekleşebilir. Bir yere on dakika geç gitmenin kazancı hep daha fazladır gibi geliyor. Bir şeye acele ederken oturup bir düşünelim, o işin gecikmesi gerçekten bize ne kaybettirir. Ama bunu panik ve acele etme psikolojisi ile yapmayalım. Daha oturaklı ve halim selim bir kafa ile yapalım. Motorcu her zaman en sağ duyulu adam olmak zorunda. çünkü biz metal bir kafes içinde hareket etmenin gafletiyle her şeyi yapabilecek insanların güçlü olma hissi ile değil yetenekli ve yetenek gerektiren bir aracı kullanmanın zevkine varma hissi ile trafikte olan kişileriz. Bizim dünyamız başka.
-Mutlu, enerjik. Mutlu adam kimseyle dalaşmaz. Herkese olumlu yaklaşır. Trafikte hata yapan sürücüleri kolayca affeder. Onlara öfkelenmeden ve kontrolünü kaybetmeden onlara hatalarını gösterebilir. Ama bir sorunu olabilir ki o da hız yapmak. Mutlu bir hal herşeyi yapabileceği duygusu verebilir. Mutlu halin mutsuzlukla sonuçlanmaması için fazla gaza gelmemek lazım.
-Mutsuz, sinirli. Mutsuz bir hal ile araç kullanıyorsanız diğer araçların hareketlerini yanlış anlama potansiyeliniz vardır. Kim ne yapsa size karşı yapmış diye düşünebilirsiniz. Böylelikle dalaşma, öfkelenme sonucu dikkatinizi yola değil de insanlara vererek canınızı tehlikeye atmanız söz konusu olabilir. Bunun üstesinden gelmek için trafikteki insanların size karşı yaptıklarının haklı olmasa da bir sebebinin olabileceğini düşünüp onları affetmek bir çözüm olabilir. Çünkü sizin onlara kızmanız sonucu ancak sinirleriniz bozulacak ve dikkatiniz dağılacak.
Mutsuz halin başka bir sıkıntısı da dikkatin dağılmasıdır. Kafası birkaç saat önce yaşadığı negatif bir olaya takılmış sürücü etrafından kopabilir ve böyle motor kullanmasının yanlış olduğunun farkına varmayabilir.
-Meşgul, telaşlı, aceleci. İşi gücü başından aşkın bir adam olarak yapacağınız işleri kafanızda harmanlamış bir şekilde motora binmek sizi etrafınızda olan bitenden uzaklaştırır. Halbuki motora binerken en önemli iş motora binmektir. Gidonu tutan adam sihirli bir şekilde herşeyi unutmazsa yaşayacağı sağlık problemlerini de unutamaz hale gelebilir. Bir yerlere yetişmek için yapılmaması gereken hataları yapmak ancak panikle ve acelecilikle davranmak sonucu gerçekleşebilir. Bir yere on dakika geç gitmenin kazancı hep daha fazladır gibi geliyor. Bir şeye acele ederken oturup bir düşünelim, o işin gecikmesi gerçekten bize ne kaybettirir. Ama bunu panik ve acele etme psikolojisi ile yapmayalım. Daha oturaklı ve halim selim bir kafa ile yapalım. Motorcu her zaman en sağ duyulu adam olmak zorunda. çünkü biz metal bir kafes içinde hareket etmenin gafletiyle her şeyi yapabilecek insanların güçlü olma hissi ile değil yetenekli ve yetenek gerektiren bir aracı kullanmanın zevkine varma hissi ile trafikte olan kişileriz. Bizim dünyamız başka.