RX3 ve Özkan Usta ile ilgili başıma gelenleri anlatayım, (Tabi Özkan Usta işin içinde yok, Moto Aras sadece sonda var)
Arefe günü öğlen Ataşehir'den depomu fulleyip yola çıktım. İlk defa motosikletle şehir dışına çıktım. (Daha önce F650 ile Yalova'ya gitmiştim ama Pendik'ten feribota binince bu ilk sayılır

) Motosiklete gelince, 7000 devire kadar titreşim az ama 7000 devri geçince ellerim zangır zangır titremeye başladı. Bi' süre yüksek devirle gittikten sonra benzin istasyonunda mola verdim. Telefonumu elime aldım, bir baktım telefonum titriyor! Herhalde dedim ses kısma düğmesi takılı kaldı telefon titredi. Sonra telefonu kapattım açtım. Titremeye devam. Su içeyim dedim şişe titriyor :cyclopsan Anladım ki aslında titreyen nesneler değil benim parmaklarımmış :queen: İşin özü, 100-110 km hızlarda çok keyifli olan yol 120 km ve üstünde biraz sıkıntılı olabiliyor.
Neyse, Kırklareli merkeze vardım ve 20 km uzaktaki köye köy yolundan ulaştım. Herşey keyifliydi...
Bayramın ikinci günü hem motoru hem de kendimi denemek adına biraz off road yapayım dedim. Off road dediysem yer yer taş, yer yer kum, biraz da su birikintisi geçişi olan virajlı yol... Neyse, 20 dakika gibi bir sürede dere kenarına indim. Biraz mola verip geri dönüşe geçtim. Dönüş yolunu yarılamışken burnuma benzin kokusu geldi. Hemen motordan indim. Bir baktım, motordan benzin akıyor! ::sos:: Bilmediğim ıssız bir yolda yolda kalmıştım ::crying:: Sonra baktım ki benzin hortumu çıkmış. Depo yukarıda olduğu için benzin aktıkça akıyor. Benzin musluğu var mı bilmediğim için hemen motoru yana çimenlere yatırıp benzin hortumunu yukarı kaldırdım. Binbir güçlükle kelepçeyi takmaya çalıştım ama anladım ki üstündeki metal kelepçe fabrikasyonmuş. Ne yaptıysam sıkamadım. Neyse ki şansa bir traktör geçerken bana yardım etti. Su hortumundaki kelepçeyi verdi de eve dönebildim...
Dün akşam artık dönme vakti gelmişti. 19:30 gibi köyden çıktım. 8 de merkeze varmıştım. Yanımda uzun tornavida olmadığı için kelepçeyi tam sıkabildim mi emin değildim. Bir lastikçide durum tekrar kontrol ettirdim. Meğerse sıkılmış zaten. Sorun yok deyip yola çıktım...
Otobanda 7500 devirlerde giderken göstergeye bir baktım ki hararet çubuğ yanıp sönüyor!

r: Biraz devir düşürüp kenara çektim, su filan ekledim. Yolda 2-3 kere hararet 4. seviyeye çıktı ama neyse ki sorunsuz bir şekilde eve dönmüştüm.
Gelelim işin Moto Aras bölümüne...
Sabah işe gelmek üzere 8 buçukta evden çıktım. Tam o sırada aklıma geldi, dedim ki Özkan usta 9'da da açsa benim radyatöre bir bakar, işe öyle geçerim. Moto arasa gittim. Özkan ustanın yanındaki arkadaş vardı. Saat 08:53...
-Günaydın, Kolay gelsin
-Sağol
-Dün akşam uzun yoldan gelirken motor 2-3 kez hararet yaptı. Soğutma sistemine bir bakabilir misiniz?
-Bugün kapalıyız, ustabaşı da yok zaten

r:
-Birkaç kere su eklemek aorunda kaldım, bir baksan da kaçak filan mı var söylesen.
-(Motora baktı) radyatör kapağı açık kalmış, sıkamamışsın! (Yüzüme bakıyor)
-Su eklesen de kaçak var mı anlasak?
Su ekledi, bir de benzin hortumu kelepçesini kontrol etti, sıkılmış zaten dedi. Nezaketen borcum ne dedim, 10 lira dedi! :cyclopsan
Sesimi çıkarmadan verdim. Hayırlı işler dilemeden, iyi günler deyip çıktım. Bugün de iş yapmasın!
Çok uzun anlattım ama, radyatör kapağını açıp su doldurmak ne zamandır 10 lira ediyor? Nerelere para vermiyorumz ki, buna da birşey demem ama hak var hukuk var... Müşterisi bol olan(!) ustalar işte böyle müşteri kaybediyor.
Sonuç olarak bu yolculukta kendi eksiklerimi de keşfettim:
1) Yanında mutlaka plastik kelepçe ve metal kelepçe bulundur.
2) 1,5 litre suyun hep çantada olsun. Radyatöre de gerekebilir, içmeye de...
3) Uzun saplı bir tornavida ve pense şart (ki yanımda victorniox şampiyon çakı vardı. Ama çalışma alanı dar olunca uzun saplı tornavida her zaman lazım.)
4) Yaz günü de olsa akşam 110 km hızdan sonra dört mevsim montun dış katmanı yetersiz kalıyor. İçine gömlek, polar vs giy