- Katılım
- 7 Şub 2018
- Mesajlar
- 830
- Konu Yazar
- #1
Gecen akşam istinye park İTÜ önünden büyükdere caddesi levent yönüne doğru gidiyorum kolay ve rahat ulaşım için şu anda 250cc maxi scooter kullanıyorum o istikametteki avm önündeki kırmızı ışıkta durdum yanımda da beyaz bir Yamaha R-25 varmış modelin bu olduğunu anladım gayri ihtiyari bakmış bulundum adamın motoruna eleman hemen eli tetikte ışığa konstantre olmuş bir canavar moduna geçti bir anda sanki ben bir şey demişim gibi triplere girdi ışık yanar yanmaz bir kalkışı bir makaslara girişi var ha patladı ha patlayacak. 250cc makina ile neler yapıyor ve biliyorum o makina durmuyor da. Arkasından umuyorum başına bir iş gelmez diye sadece ümit edebildim.
Bu kadar sınırlarda kullanmak zorunda mıyız? Mantıken racing bir motora biniyor olabilirsin ama racing motorla da gayet sakin ilerleyebilirsin. Her vitesi redline'da değiştirmek zorunluluğun yok. Nedense ülkemizde böyle bir algı oluşmuş ya da biraz sanki bu tür kullanıcılarda maalesef biraz kompleks var. Ben daha akıllı uslu motor kullanana bir R-25 kullanıcısına istanbul caddelerinde denk gelmedim.Bu marka ve modeli kullananları da tenzih ederim ama maalesef samimi olarak söylüyorum görmedim.
Ama dün akşam için çok başka bir örnek daha vereyim kıpkırmızı bir "Ducati Panigale 899" kullanan bir ablamız çok da cool ve güzel bir şekilde süzüle süzüle adeta trafikte akar gibi gidiyordu çırağan caddesinde. Eminim yerinde düşük CC'li bir racing motosiklet olsaydı o boş çırağan caddesini ayağa kaldırırdı. Görmüş geçirmiş olmak önemli bir husus kim ne derse desin. Umarım bu arkadaşlarımız bu kullanım tarzının evet zaman zaman gerekli ama her zaman istanbul içi trafikte uygulanabilir olmadığını da zamanı gelince anlarlar. :king:
Bu kadar sınırlarda kullanmak zorunda mıyız? Mantıken racing bir motora biniyor olabilirsin ama racing motorla da gayet sakin ilerleyebilirsin. Her vitesi redline'da değiştirmek zorunluluğun yok. Nedense ülkemizde böyle bir algı oluşmuş ya da biraz sanki bu tür kullanıcılarda maalesef biraz kompleks var. Ben daha akıllı uslu motor kullanana bir R-25 kullanıcısına istanbul caddelerinde denk gelmedim.Bu marka ve modeli kullananları da tenzih ederim ama maalesef samimi olarak söylüyorum görmedim.
Ama dün akşam için çok başka bir örnek daha vereyim kıpkırmızı bir "Ducati Panigale 899" kullanan bir ablamız çok da cool ve güzel bir şekilde süzüle süzüle adeta trafikte akar gibi gidiyordu çırağan caddesinde. Eminim yerinde düşük CC'li bir racing motosiklet olsaydı o boş çırağan caddesini ayağa kaldırırdı. Görmüş geçirmiş olmak önemli bir husus kim ne derse desin. Umarım bu arkadaşlarımız bu kullanım tarzının evet zaman zaman gerekli ama her zaman istanbul içi trafikte uygulanabilir olmadığını da zamanı gelince anlarlar. :king: