- Katılım
- 28 Eyl 2007
- Mesajlar
- 977
- Motosikleti
- Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
- Konu Yazar
- #1
Arkadaşlar merhaba,
Forumda çeşitli başlıklar altında bahsettiğim, “küçük hacimli motosikletleri sevdiğim ve imkânım olduğunda onlarla uzun yol da yapmaya çalıştığım” konusunun ayrı bir başlığı hak ettiğini düşünüyorum ve bu nedenle de bu konuyu açtım.
Konunun devamında sizlerin de bu yöndeki tecrübelerinizi paylaşacağınızı umuyorum.
Haydi bismillah.
2013 Mart ayında aldığım ilk motorum PCX’le birlikte ağırlıklı olarak Honda ve birkaç da Yamaha marka küçük cc motosikletlerim oldu günümüze kadar.
2013 yılında, çalışmasıyla buzdolabı gibi hissettiren ilk motorum Pcx’im varken bir gün yanımdan geçen kıçıkırık bir motorun sesine hayran kalmış olduğum için o motoru takip ettim ve modelini (Honda Wave110i) öğrendikten sonra soluğu bayide aldım ama sadece 2012 model yılında getirilmiş olan o modelin artık sıfırının olmadığını, son motoru 1 ay önce satmış olduklarını bilgisini alınca ilanlardan daha 250 kilometrede bir Wave110i buldum Ankara’da ve ertesi gün de satın aldım.

2-3 hafta kadar hem PCX, hem de Wave durdu evde.

Birkaç kez ikisine de peşi sıra bindim aynı güzergahta ve son bir denemeden sonra skuter olayının bana hitap etmediğini anladım ve de PCX’i uğurladım.
O Wave 110i cub motorumla da (Wave 1) 5-6 bin km kadar yol yaptıktan sonra 2014 yılında ilk NC’mi aldığım zaman artık ihtiyacım olmaz diyerek sattım o motorumu.
Elazığ’dan geldi aldı bir arkadaş.
AŞTİ’de motoru kendisine teslim ettim ve de daha oradan ayrılırken, garajdayken dank etti o motorun elime geçen üç otuz paradan çok daha değerli olduğu ve satarak büyük bir eşeklik yapmış olduğum.

Bir elimdeki paraya baktım ve bir de elimden uçup giden neşe kaynağım Wave motoruma.
O gün 2 katı paraya bile satmış olsam fikrim değişmezdi yani. O kadar üzüldüm.
2014 Eylül’de bir ev alma ve o eve taşınma işi çıktı ve çekeceğim kredi borcunu azaltayım diye daha birkaç ay önce alıp 5-6 bin km ancak kullanabildiğim 2014 NC’yi yazılarımda bahsettiğim İstanbul’dan adaşım Haluk’a satınca hemen ertesi günü gidip ilanlardan bulduğum Wave 2’yi Nazilli’den aldım ve Denizli’de bir gece konakladıktan sonra binerek Ankara’ya getirdim.

Kilometresi de yine 5 bin km civarlarındaydı.
Tabii tubeless olmayan lastik patlaması neymiş onu da tattım Ankara dönüş yolunda Afyon İscehisar sonrası Seydiler köyünde.

4 saat kadar orada bekledikten sonra Ankara’dan bir arkadaşım gelip beni aldı ve motoru da Citroen C Elysee aracının bagajına karga tulumba yükledik kenarları battaniye ile besleyerek.
Bu da böyle bir anı olarak bende yer etti.
2015 Mayıs ayında boş kaldığında eli sahibinden sitesine gidip ilanlara bakan her Türk erkeği gibi ilanları karıştırırken Mersin’de 1000 km’de satılık bir Wave daha buldum ve gidip o motoru da aldım (Wave 3).
… ve yine binerek eski yoldan, Çamalan-Gülek-Pozantı-Ulukışla üstünden Ankara’ya getirdim.




Alltaki fotoda da 68 plakalı Aksaray ilimizin arkasındaki Hasandağını görebilirsiniz.

Ankaraya döndükten birkaç gün sonra da artık 15 bin km civarına gelmiş olan bendeki Wave 2’yi sattım.
. . .
2017 yılında ilk kedimizi sahiplendik.
Ve sonra her yıl “Bu kedi bu şartlarda yaşayamaz ve ölür” dediğimiz neredeyse her kediyi de sahiplenir olduk devamında.
Yılda 2 tane falan yapıyor.
Hepsini de kısırlaştırıyoruz vakti gelince.
Bu şartlarda eşimle aynı anda tatile maksimum 2-3 günlük olacak şekilde gidebilir hale geldik.
Daha uzun süre kalmam gerekirse, memleket Burhaniye’ye yalnız gidiyorum falan.
Ve aklıma da Burhaniye’ye bir motosiklet götürüp orada bırakmak ve oraya gittiğim zamanlarda işlerimi fıtı fıtı görmek fikri düştü.
4 yıl sonra, Ekim 2019’da bu fikrimi hayata geçirdim.
Bir gün iş dönüşü saat 4 gibi Wave 3 motoruma atladım ve Bursa’ya kadar sürüp orada konakladıktan sonra ertesi gün Susurluk üstü eski yoldan Burhaniye’ye gittim ve motorumu orada bırakıp 2 gün sonra otobüsle Ankara’ya döndüm.
Tabii ertesi yıl pandemi çıktı ve üstüne üstlük bir de natamam bir müstakil ev alıp onu yaptırma olayı (=tasası ve derdi) çıkınca 2 yıl boyunca Burhaniye’deki motorumla ilgilenemedim ve motorun muayenesi de 2 yıla yakın geçti.
2022 yazında nihayet Burhaniye’ye gidip motorumla ilgilendiğimde önce motorun içindeki 3 yıllık yağı değiştirdim.
Sonra aküsünün bitmiş olduğunu gördüm kontak ışığı bile yanmayınca.
Neyse ki ayak marşı var ve ondan dolayı akü bitme durumlarını pek dert etmiyoruz.
Motoru çalıştırdıktan sonra fenni muayenesini de yaptırdım hazır oradayken.
En azından kafam rahatladı.
2023 Ramazan Bayramı’nda tekrardan Burhaniye’ye gittiğimizde motorun aküden başka birkaç eksiği daha olduğunu gördüm ve de birkaç gün sonra Ankara’ya dönerken attım bizim CRV’nin arkasına ve Ankara’ya getirdim ve de servise götürdüm motoru.
Motorun eksiklerini hallettirdim ve serviste aküyü şarja yatırdılar.
2 gün sonra motoru almaya gittiğimde akünün şarj tutmadığını ve ellerinde uygun akü de olmadığını, aküyü dışarıdan kendimin alıp bu işi çok pratik bir şekilde halledebileceğimi söylediler ve motorumu teslim ettiler.
Hemen ayak marşıyla motoru çalıştırıp evime geldim ve de akü siparişi verdim.
3-4 gün sonra akü eve geldi ve de takmak için motorun yanına indiğimde eski akümün motorun üzerinde olmadığını gördüm.
Muhtemelen serviste kalmıştı.
Hemen servisi aradım ve de akünün orada olduğunu öğrendim.
Meğer motorumu üstünde akü olmadan çalıştırmış ve servisten eve kadar getirmişim.
“Baba akü yok.” … repliğini bizzat yaşadım yani.
Bu arada Wave 3 motorumun Burhaniye’de kalacağını planlamış olduğum için 2021 Eylül’de Ankara’da kullanayım diye bir de 2018 model Yamaha Crypton S aldım.
Her eve lazım bu Cub motorlardan zira.
Ki o motoru da adaşıma 2021 Mart ayında sıfır km olarak ben aldırmıştım İstanbul’dan.

Ve adaşımın o motora çok binmeyeceğini de kestiriyordum.
Ve ön cam, orta bagaj teli, arka çanta, Metzeler lastik gibi aksesuarlarını da taktırttım kendisine.
Hatta ATP zincir yağlama bile taktırttım.

Tam da beklediğim gibi 6 ay kadar sonra, 2021 Eylül’de kendisi Crypton’u satıp tekrardan PCX almak istediği söyledi ve ben de birkaç gün sonrası için işlerimi ayarladım ve otobüse atlayıp İstanbul’a gittim.
Noterde işimizi hallettikten sonra Kırklareli Kömürköy ve oradan da Kıyıköy taraflarına doğru sürdük.
Birkaç saat daha oralarda gezindikten sonra ayrıldık adaşımla ve ben o gece Çorluda kaldım ve ertesi gün de otobana girmeden tamamen eski yoldan geze geze yaklaşık 12 saatte Ankara’ya döndüm.
Bolu Dağında mangal molası:

Hepi topu 114 cc’lik ve 9 bg’lik bu motor, tıpkı Wave motorlarım gibi yine yüzümü güldürmeyi başardı.
Crypton’u aldıktan sonra da Burhaniye’den Wave 3 motorumu da üstte de bahsettiğim gibi CRV’nin arkasında tekrardan Ankara’ya getirip eksiklerini giderttiğim için o motorumu yeniden Burhaniyeye götürme planı yapmaya başladım ve nihayet 2024 Eylül ayında yine rota esnetmeli ve çok ama çok keyifli bir yolculukla bu planımı hayata geçirdim.
Forumda da konusunu açıp paylaşmıştım zamanında:
https://www.motosiklet.net/forum/ko...otografli-ankara-burhaniye-yolculugum.218522/
Cub motorlarımla 1 uzun yol tecrübem daha oldu.
CRF (ve artık diğer tüm) motorlarıma aksesuar taktırma işinin bir kısmını Adapazarı Akyazı’da arkadaşım Selami’ye (CRF AKYAZI) yaptırıyorum.
Hem her türlü demiri eğme-bükme işleri için teçhizatı var ve hem de kendisi de motorcu olduğu için eli de yakışıyor bu işlere.
Kendisiyle görüştüm ve bu yıl Haziran başı gibi Crypton S motoruma atlayıp Ayaş-Beypazarı-Nallıhan-Taşkesti-Kuzuluk üstünden Akyazı’ya gittim.
Motora daha geniş ve yüksek bir ön cam planlamıştık ve 2 hafta öncesinden Gp kompozitten beğendiğim bir camı Akyazı’ya göndertmiştim zaten.
Çok kaliteli bir işçilikle güzel bir ürün çıktı ortaya.

E5 üstünden Ankara’ya döndüm gece 12 gibi.
Ve Crypton’a daha önceden sis farı da taktırmış olduğum için, hem yolu düzgün aydınlatma ve hem de taktırdığım camla birlikte soğuktan korunma açısından müthiş faydalı oldu yaptırdıklarım.
Böylece yaklaşık olarak 300 km gidiş, 300 km de dönüş olarak 600 km’yi devirdiğim bir yolculuk daha yapmış oldum günübirlik.
Buraya kadar yazdıklarım Cub motorlarımla yaptığım yolculuklarımdı.
Küçük cc motosikletlerle bir yere yetişme derdi olmadan yapılacak yolculukların hastasıyım.
Cub motorlar şehir içinde çoook pratik olsalar da uzun süreli yolculuklarda vitesli motorları daha konforlu buluyorum.
2014 başlarında daha 250 kilometrede bir YBR 125 aldım, 2012 model ama çil çil.
Hatta Wave 1 motorum da bendeydi o zamanlar ve değiştire değiştire biniyordum ikisine de



Ve ilk olarak o YBR motorumla işe gidiş-geliş dışında birkaç saatlik motosiklet sürüşlerime başladım.
18 inç lastikleri çok konforlu hissettiriyordu bozuk yollarda.
Hele ki skuter olayından sonra level atlatığımı hissettirdi bana.
Ankarada Elmadağ Kayak Merkezine çıktım YBR motorumla

Ankara-Elmadağ-Kalecik turum beni ateşledi.
Kalecik Kalesi ve YBR.

Sonra 2014 yılı 8 Temmuz’da Ankara-Afyon-Denizli-Kuşadası (konaklama)-Çeşme-Burhaniye (konaklama)-Balıkesir-Kütahya-Eskişehir-Ankara turu yaptım o YBR’mle.
Sabahın 5 buçuğunda yola çıktım ve daha 20 km gitmeden üşümekten dişlerim birbirine vurdu.

Polatlı’ya gelmeden 2 kez benzinlikte ısınma molası vermek durumunda kaldım ve üstüme birkaç kat kıyafet giydim.

Sivrihisar’da tekrar ısındıktan sonra saat 10’a yaklaşırken ancak Afyonda buzum çözüldü resmen.

Kuşadası ve Balıklıovada 1’er gün konakladıktan sonra yanlış hatırlamıyorsam Aliağada çektim bu fotoyu:

Ankaraya dönüş yolunda rotayı Burhaniye-Balıkesir-Bursa yerine Burhaniye-Balıkesir-Kütahya-Eskişehir üstünden planladım.

Ön camı olmayan (=çıplak) motorla uzun yolda sinek manyağı olunduğunu orada bir kez daha tecrübe ettim.

Kütahya’dayken gelen bir telefonla o akşam için bir programa dahil edilmiş olduğumu öğrendim ve büyük bir “salaklık yapıp” programa katılamayacağımı söylemedim.
Büyük hata.
Ve Kütahya-Ankara arasındaki yaklaşık 320 kilometrelik yolu neredeyse tapa gaz geldim YBR ile.
Yolda kilometre 5 bin olmak üzereyken foto da çekmişim.

Efendi kullanımda 2.5 lt civarı yakmakta olan YBR 125’in 14 lt’lik deposunu fulleyip yola koyulduğumda benzin ibresinin oynayıp deponun 1 saat içinde yarıya düştüğünü gördü bu gözler.
Hava soğutmalı motorun “şişmesi” neymiş tecrübe ettim.
Hesaplamalarıma göre (ve aklımda yanlış kalmadıysa) 100 kilometrede 5 lt üstü ve hatta 6 lt’ye yakın tüketti YBR.
Ve müthiş bir titreşim vardı motorda. O kadar ki döndükten sonra elimdeki karıncalanma hissini gidereyim diye “Lyrica” kullanmak zorunda kaldım bir süre.
Ankara’ya geldikten sonra “bu motor uzun yol motoru değilmiş” dedim kendi kendime ve birkaç hafta daha bindikten sonra YBR motorumu sattım yaklaşık 6 bin kilometrede.
Keşke satmasaymışım dediğim ilk motorum Wave 1 idi.
YBR de ikincisi oldu.
Bu turumdan 9 ay kadar sonra hâlâ ev borcu öderken bir çılgınlık yapıp tekrardan büyük cc bir motor almayayım diye 2015 Mart ayında İstanbul’da motosiklet fuarından 1 çift Michelin lastik aldım YBR 125 – CBF 150 uyumlu.

Ve Ankara’ya döndükten sonra gidip CBF150 aldım bir tane sıfır ve tura çıkacakmışım gibi aksesuarlarını taktırdım.


Aman siz siz olun koyu renkli tur camı taktırmayın.
Tur öncesi o uzun tur camını çıkartıp orijinal camını taktım çünkü ışığın az olduğu saatlerde ve geceleri önünüzü göremiyorsunuz.
Forumda çeşitli başlıklar altında bahsettiğim, “küçük hacimli motosikletleri sevdiğim ve imkânım olduğunda onlarla uzun yol da yapmaya çalıştığım” konusunun ayrı bir başlığı hak ettiğini düşünüyorum ve bu nedenle de bu konuyu açtım.
Konunun devamında sizlerin de bu yöndeki tecrübelerinizi paylaşacağınızı umuyorum.
Haydi bismillah.
2013 Mart ayında aldığım ilk motorum PCX’le birlikte ağırlıklı olarak Honda ve birkaç da Yamaha marka küçük cc motosikletlerim oldu günümüze kadar.
2013 yılında, çalışmasıyla buzdolabı gibi hissettiren ilk motorum Pcx’im varken bir gün yanımdan geçen kıçıkırık bir motorun sesine hayran kalmış olduğum için o motoru takip ettim ve modelini (Honda Wave110i) öğrendikten sonra soluğu bayide aldım ama sadece 2012 model yılında getirilmiş olan o modelin artık sıfırının olmadığını, son motoru 1 ay önce satmış olduklarını bilgisini alınca ilanlardan daha 250 kilometrede bir Wave110i buldum Ankara’da ve ertesi gün de satın aldım.

2-3 hafta kadar hem PCX, hem de Wave durdu evde.

Birkaç kez ikisine de peşi sıra bindim aynı güzergahta ve son bir denemeden sonra skuter olayının bana hitap etmediğini anladım ve de PCX’i uğurladım.
O Wave 110i cub motorumla da (Wave 1) 5-6 bin km kadar yol yaptıktan sonra 2014 yılında ilk NC’mi aldığım zaman artık ihtiyacım olmaz diyerek sattım o motorumu.
Elazığ’dan geldi aldı bir arkadaş.
AŞTİ’de motoru kendisine teslim ettim ve de daha oradan ayrılırken, garajdayken dank etti o motorun elime geçen üç otuz paradan çok daha değerli olduğu ve satarak büyük bir eşeklik yapmış olduğum.

Bir elimdeki paraya baktım ve bir de elimden uçup giden neşe kaynağım Wave motoruma.
O gün 2 katı paraya bile satmış olsam fikrim değişmezdi yani. O kadar üzüldüm.
2014 Eylül’de bir ev alma ve o eve taşınma işi çıktı ve çekeceğim kredi borcunu azaltayım diye daha birkaç ay önce alıp 5-6 bin km ancak kullanabildiğim 2014 NC’yi yazılarımda bahsettiğim İstanbul’dan adaşım Haluk’a satınca hemen ertesi günü gidip ilanlardan bulduğum Wave 2’yi Nazilli’den aldım ve Denizli’de bir gece konakladıktan sonra binerek Ankara’ya getirdim.
Kilometresi de yine 5 bin km civarlarındaydı.
Tabii tubeless olmayan lastik patlaması neymiş onu da tattım Ankara dönüş yolunda Afyon İscehisar sonrası Seydiler köyünde.

4 saat kadar orada bekledikten sonra Ankara’dan bir arkadaşım gelip beni aldı ve motoru da Citroen C Elysee aracının bagajına karga tulumba yükledik kenarları battaniye ile besleyerek.
Bu da böyle bir anı olarak bende yer etti.
2015 Mayıs ayında boş kaldığında eli sahibinden sitesine gidip ilanlara bakan her Türk erkeği gibi ilanları karıştırırken Mersin’de 1000 km’de satılık bir Wave daha buldum ve gidip o motoru da aldım (Wave 3).
… ve yine binerek eski yoldan, Çamalan-Gülek-Pozantı-Ulukışla üstünden Ankara’ya getirdim.
Alltaki fotoda da 68 plakalı Aksaray ilimizin arkasındaki Hasandağını görebilirsiniz.
Ankaraya döndükten birkaç gün sonra da artık 15 bin km civarına gelmiş olan bendeki Wave 2’yi sattım.
. . .
2017 yılında ilk kedimizi sahiplendik.
Ve sonra her yıl “Bu kedi bu şartlarda yaşayamaz ve ölür” dediğimiz neredeyse her kediyi de sahiplenir olduk devamında.
Yılda 2 tane falan yapıyor.
Hepsini de kısırlaştırıyoruz vakti gelince.
Bu şartlarda eşimle aynı anda tatile maksimum 2-3 günlük olacak şekilde gidebilir hale geldik.
Daha uzun süre kalmam gerekirse, memleket Burhaniye’ye yalnız gidiyorum falan.
Ve aklıma da Burhaniye’ye bir motosiklet götürüp orada bırakmak ve oraya gittiğim zamanlarda işlerimi fıtı fıtı görmek fikri düştü.
4 yıl sonra, Ekim 2019’da bu fikrimi hayata geçirdim.
Bir gün iş dönüşü saat 4 gibi Wave 3 motoruma atladım ve Bursa’ya kadar sürüp orada konakladıktan sonra ertesi gün Susurluk üstü eski yoldan Burhaniye’ye gittim ve motorumu orada bırakıp 2 gün sonra otobüsle Ankara’ya döndüm.
Tabii ertesi yıl pandemi çıktı ve üstüne üstlük bir de natamam bir müstakil ev alıp onu yaptırma olayı (=tasası ve derdi) çıkınca 2 yıl boyunca Burhaniye’deki motorumla ilgilenemedim ve motorun muayenesi de 2 yıla yakın geçti.
2022 yazında nihayet Burhaniye’ye gidip motorumla ilgilendiğimde önce motorun içindeki 3 yıllık yağı değiştirdim.
Sonra aküsünün bitmiş olduğunu gördüm kontak ışığı bile yanmayınca.
Neyse ki ayak marşı var ve ondan dolayı akü bitme durumlarını pek dert etmiyoruz.
Motoru çalıştırdıktan sonra fenni muayenesini de yaptırdım hazır oradayken.
En azından kafam rahatladı.
2023 Ramazan Bayramı’nda tekrardan Burhaniye’ye gittiğimizde motorun aküden başka birkaç eksiği daha olduğunu gördüm ve de birkaç gün sonra Ankara’ya dönerken attım bizim CRV’nin arkasına ve Ankara’ya getirdim ve de servise götürdüm motoru.
Motorun eksiklerini hallettirdim ve serviste aküyü şarja yatırdılar.
2 gün sonra motoru almaya gittiğimde akünün şarj tutmadığını ve ellerinde uygun akü de olmadığını, aküyü dışarıdan kendimin alıp bu işi çok pratik bir şekilde halledebileceğimi söylediler ve motorumu teslim ettiler.
Hemen ayak marşıyla motoru çalıştırıp evime geldim ve de akü siparişi verdim.
3-4 gün sonra akü eve geldi ve de takmak için motorun yanına indiğimde eski akümün motorun üzerinde olmadığını gördüm.
Muhtemelen serviste kalmıştı.
Hemen servisi aradım ve de akünün orada olduğunu öğrendim.
Meğer motorumu üstünde akü olmadan çalıştırmış ve servisten eve kadar getirmişim.
“Baba akü yok.” … repliğini bizzat yaşadım yani.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:
Bu arada Wave 3 motorumun Burhaniye’de kalacağını planlamış olduğum için 2021 Eylül’de Ankara’da kullanayım diye bir de 2018 model Yamaha Crypton S aldım.
Her eve lazım bu Cub motorlardan zira.
Ki o motoru da adaşıma 2021 Mart ayında sıfır km olarak ben aldırmıştım İstanbul’dan.

Ve adaşımın o motora çok binmeyeceğini de kestiriyordum.
Ve ön cam, orta bagaj teli, arka çanta, Metzeler lastik gibi aksesuarlarını da taktırttım kendisine.
Hatta ATP zincir yağlama bile taktırttım.

Tam da beklediğim gibi 6 ay kadar sonra, 2021 Eylül’de kendisi Crypton’u satıp tekrardan PCX almak istediği söyledi ve ben de birkaç gün sonrası için işlerimi ayarladım ve otobüse atlayıp İstanbul’a gittim.
Noterde işimizi hallettikten sonra Kırklareli Kömürköy ve oradan da Kıyıköy taraflarına doğru sürdük.
Birkaç saat daha oralarda gezindikten sonra ayrıldık adaşımla ve ben o gece Çorluda kaldım ve ertesi gün de otobana girmeden tamamen eski yoldan geze geze yaklaşık 12 saatte Ankara’ya döndüm.
Bolu Dağında mangal molası:

Hepi topu 114 cc’lik ve 9 bg’lik bu motor, tıpkı Wave motorlarım gibi yine yüzümü güldürmeyi başardı.
Crypton’u aldıktan sonra da Burhaniye’den Wave 3 motorumu da üstte de bahsettiğim gibi CRV’nin arkasında tekrardan Ankara’ya getirip eksiklerini giderttiğim için o motorumu yeniden Burhaniyeye götürme planı yapmaya başladım ve nihayet 2024 Eylül ayında yine rota esnetmeli ve çok ama çok keyifli bir yolculukla bu planımı hayata geçirdim.
Forumda da konusunu açıp paylaşmıştım zamanında:
https://www.motosiklet.net/forum/ko...otografli-ankara-burhaniye-yolculugum.218522/
Cub motorlarımla 1 uzun yol tecrübem daha oldu.
CRF (ve artık diğer tüm) motorlarıma aksesuar taktırma işinin bir kısmını Adapazarı Akyazı’da arkadaşım Selami’ye (CRF AKYAZI) yaptırıyorum.
Hem her türlü demiri eğme-bükme işleri için teçhizatı var ve hem de kendisi de motorcu olduğu için eli de yakışıyor bu işlere.
Kendisiyle görüştüm ve bu yıl Haziran başı gibi Crypton S motoruma atlayıp Ayaş-Beypazarı-Nallıhan-Taşkesti-Kuzuluk üstünden Akyazı’ya gittim.
Motora daha geniş ve yüksek bir ön cam planlamıştık ve 2 hafta öncesinden Gp kompozitten beğendiğim bir camı Akyazı’ya göndertmiştim zaten.
Çok kaliteli bir işçilikle güzel bir ürün çıktı ortaya.

E5 üstünden Ankara’ya döndüm gece 12 gibi.
Ve Crypton’a daha önceden sis farı da taktırmış olduğum için, hem yolu düzgün aydınlatma ve hem de taktırdığım camla birlikte soğuktan korunma açısından müthiş faydalı oldu yaptırdıklarım.
Böylece yaklaşık olarak 300 km gidiş, 300 km de dönüş olarak 600 km’yi devirdiğim bir yolculuk daha yapmış oldum günübirlik.
Buraya kadar yazdıklarım Cub motorlarımla yaptığım yolculuklarımdı.
Küçük cc motosikletlerle bir yere yetişme derdi olmadan yapılacak yolculukların hastasıyım.
Cub motorlar şehir içinde çoook pratik olsalar da uzun süreli yolculuklarda vitesli motorları daha konforlu buluyorum.
2014 başlarında daha 250 kilometrede bir YBR 125 aldım, 2012 model ama çil çil.
Hatta Wave 1 motorum da bendeydi o zamanlar ve değiştire değiştire biniyordum ikisine de
Ve ilk olarak o YBR motorumla işe gidiş-geliş dışında birkaç saatlik motosiklet sürüşlerime başladım.
18 inç lastikleri çok konforlu hissettiriyordu bozuk yollarda.
Hele ki skuter olayından sonra level atlatığımı hissettirdi bana.
Ankarada Elmadağ Kayak Merkezine çıktım YBR motorumla
Ankara-Elmadağ-Kalecik turum beni ateşledi.
Kalecik Kalesi ve YBR.
Sonra 2014 yılı 8 Temmuz’da Ankara-Afyon-Denizli-Kuşadası (konaklama)-Çeşme-Burhaniye (konaklama)-Balıkesir-Kütahya-Eskişehir-Ankara turu yaptım o YBR’mle.
Sabahın 5 buçuğunda yola çıktım ve daha 20 km gitmeden üşümekten dişlerim birbirine vurdu.
Polatlı’ya gelmeden 2 kez benzinlikte ısınma molası vermek durumunda kaldım ve üstüme birkaç kat kıyafet giydim.
Sivrihisar’da tekrar ısındıktan sonra saat 10’a yaklaşırken ancak Afyonda buzum çözüldü resmen.

Kuşadası ve Balıklıovada 1’er gün konakladıktan sonra yanlış hatırlamıyorsam Aliağada çektim bu fotoyu:
Ankaraya dönüş yolunda rotayı Burhaniye-Balıkesir-Bursa yerine Burhaniye-Balıkesir-Kütahya-Eskişehir üstünden planladım.

Ön camı olmayan (=çıplak) motorla uzun yolda sinek manyağı olunduğunu orada bir kez daha tecrübe ettim.
Kütahya’dayken gelen bir telefonla o akşam için bir programa dahil edilmiş olduğumu öğrendim ve büyük bir “salaklık yapıp” programa katılamayacağımı söylemedim.
Büyük hata.
Ve Kütahya-Ankara arasındaki yaklaşık 320 kilometrelik yolu neredeyse tapa gaz geldim YBR ile.
Yolda kilometre 5 bin olmak üzereyken foto da çekmişim.
Efendi kullanımda 2.5 lt civarı yakmakta olan YBR 125’in 14 lt’lik deposunu fulleyip yola koyulduğumda benzin ibresinin oynayıp deponun 1 saat içinde yarıya düştüğünü gördü bu gözler.
Hava soğutmalı motorun “şişmesi” neymiş tecrübe ettim.
Hesaplamalarıma göre (ve aklımda yanlış kalmadıysa) 100 kilometrede 5 lt üstü ve hatta 6 lt’ye yakın tüketti YBR.
Ve müthiş bir titreşim vardı motorda. O kadar ki döndükten sonra elimdeki karıncalanma hissini gidereyim diye “Lyrica” kullanmak zorunda kaldım bir süre.
Ankara’ya geldikten sonra “bu motor uzun yol motoru değilmiş” dedim kendi kendime ve birkaç hafta daha bindikten sonra YBR motorumu sattım yaklaşık 6 bin kilometrede.
Keşke satmasaymışım dediğim ilk motorum Wave 1 idi.
YBR de ikincisi oldu.
Bu turumdan 9 ay kadar sonra hâlâ ev borcu öderken bir çılgınlık yapıp tekrardan büyük cc bir motor almayayım diye 2015 Mart ayında İstanbul’da motosiklet fuarından 1 çift Michelin lastik aldım YBR 125 – CBF 150 uyumlu.
Ve Ankara’ya döndükten sonra gidip CBF150 aldım bir tane sıfır ve tura çıkacakmışım gibi aksesuarlarını taktırdım.
Aman siz siz olun koyu renkli tur camı taktırmayın.
Tur öncesi o uzun tur camını çıkartıp orijinal camını taktım çünkü ışığın az olduğu saatlerde ve geceleri önünüzü göremiyorsunuz.
Son düzenleme:








