- Katılım
- 21 Kas 2016
- Mesajlar
- 5,660
@killingroad, cami olayında katılıyorum. Zaten seküler bir devlette bir din bu şekilde desteklenmemeli. Ama amaç zaten destek değil, amaç kontrol. Çok ayrıntılı düşünmüş değilim ama bana mantıklı gelen, tarihi öneme sahip kültür mirasları dışında, extra dini binaların, imam ve muezzinlerin maaşları dahil, cemaat destekli olması. Kilise, havra vs. için de böyle.
Can alma hakkımızda çizeceğimiz çizgi nerede? Malesef çok bilgi sahibi değilim. Çok kafa yormuş ta değilim, çünkü çok rahatsız edici bir konu. Tahminim etik yönü tartışılmaya devam etse de, pratik yönü çokça çalışılmış, aklımızdaki sorular kısmen cevaplanmıştır. Özellikle sigorta ve hukuk firma ve şirketleri tarafından
Konu ile ilgili aklıma gelen ilginç bir örneği paylaşayım: Ford firması hakkında. Bir araçta ölüme yol açacak bir kusur farkediyorlar, ama küçük bir ihtimal, yine de ihtimal pozitif. Yüzbinlerce araç satılacak, eli mahkum ölümler olacak. Herifler oturup hesaplıyor: Tahmini gerçekleşecek ölüm sayısına bağlı ödenecek tazminat mı fazla, yoksa problemli araçları geri çağırıp problemi düzeltmek mi. Birincisi daha ucuz çıkıyor ve öyle bırakıyorlar.
Şimdi buna insanlar karar verdi. Tamam, bu insanlar birinci derece katil değil, ama suçlu değiller mi? Yoksa asıl sorun bu hesabı olanaklı kılan ceza hukuku mu? Sırf bu yüzden Ford'tan uzak duruyorum şahsen. Ama bıçak kemiğe dayandığında hangi şirket farklı? GM, Toyota ve Japon Takata rezillikleri ortada.
---------- Mesajlar birleştirildi - 23:47 ---------- bir önceki mesaj zamanı 22:51 ----------
Çizgi zaten öyle sanki. Bir sürü hayvanı çoğaltıp, büyütüp, öldürüp, doğrayıp yiyoruz. Çünkü et yemeyi seviyoruz. Dahası n'olsun?
Zeka olayına gelince, orası çok çabuk vahşet ve toplu katliama yol açabilecek bir konu sanki. Zeka demek doğru karar verebilme yetisi demek değil. Zeka, isabetli karar verebilme yeteneğine katkı sunduğu kadar, sistemi manipule edip herkesin zararına olsa da şahsi çıkarına hizmet etme yeteneğine de katkı sunmakta. Velhasıl demokrasi o yüzden böyle işliyor. O yüzden artistin dağdaki çobanla oyu bir.
Tersten başlıyorum, çizgiyi orada çekmiş olduğumuzun göstergesi et tüketimi değil bence. Uzatarak geliyorum; süt konusuna bakalım mesela; FDA 2018'de hala bir öneride bulunuyordu şu kadar için diye, USDA halen sanırım şu kadar süt için falan diyor, bunları nasıl referans alalım şimdi? İnek sütü için diyorlar insanlara hala... İnsanın ne dişleri ne sindirim sistemi et tüketimine uygun görünmüyorken et tüketmek diye bir gereksinimden de bahsediyoruz mesela. Yani demek istediğim, ortada gerçekçi bir referans nokta yok bir veriye ulaşıp bir çıkarım yapabilmek için. Tıpkı sokak hayvanı sayısındaki gibi, canı sıkılan ortaya bir rakam atıyor geçiyor. Neden bu kadar uzun anlattım bunu, bu durumda ek tüketmekle ilgili konumuz ihtiyaçtan mı geliyor yoksa lüksümüze meraktan hayvan mı katlediyoruz orası cevaplanabilir durumda değil. Kuyruksuz maymunlardan neandertalleri yok edenlerin diğerlerinden daha üstün kabul edildiği gerçeğini elimin tersiyle itmiyorum tabii ki yanlış anlama, ama bu gıda tüketimi gibi gri bir alanla da tam netleşiyor gibime gelmiyor. Belli olmayan bir konu için bile öldürüyoruz yahu dersen, tamam orası doğru evet.
Zekayı neden ayırdın onu anlamadım. Zeka benim buradaki kelime tercihim, yanlış bir seçim yapmış olabilirim, standart norm kabul edilen yetişkin bilişsel kapasitesi diyelim. Bu seviyede bilişsel kapasitesi olmayan insanlar bir noktada diğer insanların yaşam kalitesi için ciddi şekilde tehdit oluşturacaklar, kaynakların yeterliliğine de götürebiliriz konuyu, yanlış kararları nedeniyle bizim gündelik hayatımızı etkilemelerine de. Bugün X canlıyı Y sebepten öldürmeyi hak görüyorsak bunu neden "yetersiz" insanlarda görmeyelim? Çünkü onlar insan diyebiliriz, ama mesela down sendromu sahibi bir insanın genetik yapı farklılığı.. yazasım gelmedi.. Biliyorsun bu söylenir olabilir bir süre sonra, engel olacak olan ne? Çobanla profesörün oy hakkının eşit olmasını sindiremeyen, buna yanlış diyen bir toplumda, yarın engellilerin sağlıklıların yaşam kalitesine engel oluşturduğunu söyleyen biri çıkınca "höst" diyecek olan ne?
Kendi konforumuz veya güvenliğimiz için memeli hayvan yaşamı sonlandırmayı hak olarak gördüğümüzü devlet politikası olarak belirlemek bence baya riskli bu nedenle.
Cami kısmından maliyete dönelim. Öncelikle bu durumda nufüsun ne kadarının böyle bir maliyeti destekleyeceği kısmını geçebiliriz, onu demek istemiştim. Elimizde ne gerçek anlamda bir sokak hayvanı sayısı var, ne bu işle ilgili gerekli maliyet çalışmasını yapmış bir rapor var.. Hindistan'da 62 milyon-70 milyon sokak köpeği olduğu bildiriliyor, WHO'nun Dünya geneli için verdiği rakam yaklaşık 200 milyon ama biraz eski, Afrika'nın tamamı için yine 70 milyon civarı rakamlar söyleniyor. Türkiye'de İBB'nin 2018 verisi 200bin sokak köpeği civarında, politik sebeplerde az göstermekten tespit edememeye kadar bu rakamı göz ardı etmek için sebep çok. Veteriner Hekimler Birliği başkanı toplam sokak hayvanı sayısına 8 milyon demiş - o da bir genel geçer tahmin hesaplamasına dayalı. Şehirlerde 75-25 kedi köpek, kırsalda terse dönüyor diyor. %50 diyelim toplamda. 4 milyon köpek yapıyor. Yok rakam zorlama bulunursa tamam 10 milyon olsun.
Ankara Üniversitesi Hayvan hastanesinde erkek köpek kısırlaştırma ücreti küçük ırk köpek için 1250TL, büyük ırk köpek için 2000TL. Dişi kısırlaştırma 1250TL. Erkeğin kısırlaştırılması daha verimli olduğu için erkek kabul edelim. 19 Mayıs Üniversitesi Hayan Hastanesi'nde erkek köpek kısırlaştırma 1300TL. Kuduz aşısı 350TL. Ankara'da 450TL aşı.
Bunların para kazanılan fiyatlar olduğunu da unutmayalım, 1500TL ortalama operasyon için 500TL de aşı için verelim 2000TL olsun. 10 milyon köpek popülasyonunun %60'ı erkek olsun, 6 milyon köpek yapar.
6 milyon köpeğin kısırlaştırma ve aşılama maliyeti, az da olsa kar amacı güden kuruluşlardaki fiyatlara göre 12 milyar TL.
20bin TL net maaşla çalışacak 5000 kişi tutulsa, bu çalışanların yıllık maliyeti (392bin TL yıllık maliyetin 150bin TL'si devlete gidiyor, hesabın dandikliğine bunu da kurban ettim) 2 milyar TL.
Bunun için ticari araçlar aldım ÖTV'siz devlete, köpeklerin operasyondan sonra bir süre barındırılması için bir alan oluşturdum, orada yediler içtiler falan fıstık yaz 5 milyar TL yaz.
19 Milyar TL'deyiz.
Diyanet 2024 Bütçesi: 91 milyar TL
İBB 2024 Bütçesi: 213 milyar TL
2024 KDV Gelir Bütçesi: 3.341 milyar TL
Göç İdaresi Başkanlığı: 21 milyar TL
*****
20 milyar TL'ye oldu bitti falan demiyorum tabii ki. Demek istediğim şu;
Kontrolsüzce çoğalan başıboş sokak köpekleri Türkiye'nin bir problemi mi? Evet
Bu problemin sorumlusu kim? Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve vatandaşları.
Bu problem Türkiye Cumhuriyeti'nin mevcut maddi gücüyle hayvanların yaşamları elinden alınmadan çözülebilir mi? Bence çözülebilir.