- Katılım
- 24 Eki 2008
- Mesajlar
- 34
- Konu Yazar
- #1
kırklareli kayalıköy ve süloğlu harikaydı...
slm arkadaşlar...
bu yaz başı sahip olduğum bir scooter ile gezmeye başladım. yoldaş arayan ahmet abimle haziran başından itibaren Çanakkale ve Kırklareli'ye birkaç gezi yaptık. derken zorla ehliyet aldırdığım sami bey kardeşim de ekibimize katıldı.
biz artık üç kişiyiz...
üçümüzün birlikte ikinci macerası olacak. bir hafta boyunca, hafta sonu havanın iyi olması için dua ettikten sonra cumartesi akşamı çalıştığım büroda buluştuk. ve karar anı; kayalıköydeki baraja ve yakınındaki bir mağarayı görmeye gidecektik.
Ahmet abi malzeme listesi ve harita ile beraber;

pazar sabahı buluştuğumuzda herkes kendine birer fener bulmuştu;

erzaklarımızıda aldıktan sonra yola çıkmadan önceki son durağa gittik. Orası, bir motor sevdalısı ve meşhur edirne ciğercisi ilhan ustamızın mekanı. bizimle gelmeyi çok istedi ancak pazar günü işi yoğun olduğu için gelemedi;

ve edirne'den çıkış;

ilk durağımız inece'deki benzinlik. sami benzin alırken kayalıya nerden gideceğimizi soruyor;

ben yol ayrımında durmuş onların gelişlerini çekmeye çalışırken, onların bütün dikkatleri objektifteydi. arkamdaki baraj yolunu gösteren levhayı öylece geçip gittiler

baraja giden stabilize yol dar gelince, arkadaşlarım tepelere tırmanmak suretiyle başka yol arayışına girdiler.altlarındaki makinaların enduro olmadığını çok geçmeden anladılar

yola dönmenin vakti gelmişti. baraja ulaşmamız fazla vaktimizi almadı, tıpkı sami'nin motoru ikinci defa yatırıp top case'ini kırmayı başardığı gibi...

saminin ve benim ilgi çekmeye çalıştığımız anlar...

fotoğraf makinesinin verdiği 10 sn de kayanın tepesine bu kadar yetişebildim;

Uzunköprü ilçesine niçin Uzunköprü denmişse burası da aynı sebepten kayalıköy;

baraja göz attıktan sonra mağarayı aramaya başladık. derken rastladığımız çoban bize iki mağara olduğunu söyledi;

birinci hedeften elimiz boş döndük . ama ikincisi bizim beklediğimizden daha iyiydi. mağaraya hoşgeldiniz...

ben ve sami; birimizin elinde cep telefonu feneri, diğerinin elinde çakmağın arka tafafına monte edilmiş toplu iğne başı kadar sözümona fenerlerle birşeyler görmeye çalışıyoruz;

içerisi o kadar karanlık ki "zifir" kelimesinin manasına burda vakıf oldum. voltran yapıp fenerleri birleştirsekte nafile. az sonra birkaç kişi mağaranın girişinde belirdi. içlerinden biri bize "define avcısı mısınız?" diye sordu, "hayır" dedik.
"hadi hadiiii..." deyince içeri girerken domuzların kazdığını sandığımız taşların diplerini define avcılarının kazdığını anlamış olduk.bu karedeki kayanın dibine dikkatle bakın;

mağaranın keşfini tamamladıktan sonra karnımız iyice acıktı. yanımızdaki nevalenin hakkından gelmek için yer aramaya başladık. dura dura akmayan bir çoban çeşmesinin başında durduk.

hem vaktin ilerlemesi hemde havanın kapalı olması sebebi ile burada ateşimizi yaktık. acıktığımız ızgaranın başına toplanmamızdan belli oluyor;

ahmet abinin karnı doyunca neşesi yerine geldi

dönüş hazırlığı;

yağmurun hafif hafif çilemesi dolayısıyle dönüşümüz biraz hızlı oldu, zira hiç birimizde yağmurluk yoktu başladığımız yerde bitiriyoruz;

ilhan usta fotoğrafları görünce çok üzülüyor. bize çay ısmarlıyor ve gezimizi ona anlatıyoruz. bir pazar günü böylelikle güzel bir sohbet ile nihayete eriyor...:cat::cat::cat:
.
slm arkadaşlar...
bu yaz başı sahip olduğum bir scooter ile gezmeye başladım. yoldaş arayan ahmet abimle haziran başından itibaren Çanakkale ve Kırklareli'ye birkaç gezi yaptık. derken zorla ehliyet aldırdığım sami bey kardeşim de ekibimize katıldı.
biz artık üç kişiyiz...
üçümüzün birlikte ikinci macerası olacak. bir hafta boyunca, hafta sonu havanın iyi olması için dua ettikten sonra cumartesi akşamı çalıştığım büroda buluştuk. ve karar anı; kayalıköydeki baraja ve yakınındaki bir mağarayı görmeye gidecektik.
Ahmet abi malzeme listesi ve harita ile beraber;

pazar sabahı buluştuğumuzda herkes kendine birer fener bulmuştu;

erzaklarımızıda aldıktan sonra yola çıkmadan önceki son durağa gittik. Orası, bir motor sevdalısı ve meşhur edirne ciğercisi ilhan ustamızın mekanı. bizimle gelmeyi çok istedi ancak pazar günü işi yoğun olduğu için gelemedi;

ve edirne'den çıkış;

ilk durağımız inece'deki benzinlik. sami benzin alırken kayalıya nerden gideceğimizi soruyor;

ben yol ayrımında durmuş onların gelişlerini çekmeye çalışırken, onların bütün dikkatleri objektifteydi. arkamdaki baraj yolunu gösteren levhayı öylece geçip gittiler

baraja giden stabilize yol dar gelince, arkadaşlarım tepelere tırmanmak suretiyle başka yol arayışına girdiler.altlarındaki makinaların enduro olmadığını çok geçmeden anladılar

yola dönmenin vakti gelmişti. baraja ulaşmamız fazla vaktimizi almadı, tıpkı sami'nin motoru ikinci defa yatırıp top case'ini kırmayı başardığı gibi...

saminin ve benim ilgi çekmeye çalıştığımız anlar...

fotoğraf makinesinin verdiği 10 sn de kayanın tepesine bu kadar yetişebildim;

Uzunköprü ilçesine niçin Uzunköprü denmişse burası da aynı sebepten kayalıköy;

baraja göz attıktan sonra mağarayı aramaya başladık. derken rastladığımız çoban bize iki mağara olduğunu söyledi;

birinci hedeften elimiz boş döndük . ama ikincisi bizim beklediğimizden daha iyiydi. mağaraya hoşgeldiniz...

ben ve sami; birimizin elinde cep telefonu feneri, diğerinin elinde çakmağın arka tafafına monte edilmiş toplu iğne başı kadar sözümona fenerlerle birşeyler görmeye çalışıyoruz;

içerisi o kadar karanlık ki "zifir" kelimesinin manasına burda vakıf oldum. voltran yapıp fenerleri birleştirsekte nafile. az sonra birkaç kişi mağaranın girişinde belirdi. içlerinden biri bize "define avcısı mısınız?" diye sordu, "hayır" dedik.
"hadi hadiiii..." deyince içeri girerken domuzların kazdığını sandığımız taşların diplerini define avcılarının kazdığını anlamış olduk.bu karedeki kayanın dibine dikkatle bakın;

mağaranın keşfini tamamladıktan sonra karnımız iyice acıktı. yanımızdaki nevalenin hakkından gelmek için yer aramaya başladık. dura dura akmayan bir çoban çeşmesinin başında durduk.

hem vaktin ilerlemesi hemde havanın kapalı olması sebebi ile burada ateşimizi yaktık. acıktığımız ızgaranın başına toplanmamızdan belli oluyor;

ahmet abinin karnı doyunca neşesi yerine geldi

dönüş hazırlığı;

yağmurun hafif hafif çilemesi dolayısıyle dönüşümüz biraz hızlı oldu, zira hiç birimizde yağmurluk yoktu başladığımız yerde bitiriyoruz;

ilhan usta fotoğrafları görünce çok üzülüyor. bize çay ısmarlıyor ve gezimizi ona anlatıyoruz. bir pazar günü böylelikle güzel bir sohbet ile nihayete eriyor...:cat::cat::cat:
.
Son düzenleme: