Kenan Sofuoğlu, tamamen kendi imkanları ile kendisini dünyaya kabul ettirmiş sporcudur.
Doğru bir ahlaka sahip olduğu için ve uğraştığı spor dalı çok popüler olmadığı için siyasetçiler için çok verimli olmamıştır. Kendi halinde bir muhafazakardır.
Alt yapısız, yatırımsız, sömürüye dayalı, beceriksiz ve eğitimsiz eğitimcilerle! dolu, çapsız-kültürsüz, popülist, statükocu, onun-bunun adamı idarecilerin elinde oyuncağa dönmüş Türk sporunun hatalı ürünlerindendir; Arda Turan veya adını sayabileceğimiz 3-5 dünya çapında sporcu gibi sahip oldukları üstün yetenekleri, çok çalışma ile değerlendirip bir noktaya gelmiştir. (Basketbolcuları (Harun, İbo, Hido gibi) saymıyorum çünkü basketbol bir nebze olsun daha kültürlü, eğitimli insanların elindeydi ve geçmişten gelen bir geleneği vardı. Artık o da kalmadı.)
Bu insanlar ile gurur duyma (ve eleştirme)gibi bir hakkımız ve lüksümüz olduğunu düşünmüyorum. Ne yaptık onların yetişmesi için de, gurur duyuyoruz? Bizimle aynı pasaportu taşıdıkları için mi? Kusura bakmayın ama bu adamlar bir Avrupa ülkesinde dünyaya gelmiş olsalardı şimdiye dek yaşadıkları zorlukları yaşamayacaklardı.
Düzgün bir altyapı eğitiminden sonra branşlarında gelebilecekleri en üst noktaya gelmeleri için sistem onlara yardım edecekti. Kenan Sofuoğlu mahalle arasında bisikletiyle tek teker yaparken bugünün Moto GP pilotları yarış yarış geziyorlardı. Arda yirmi küsür yaşında Manisa'da sağ bek oynamak yerine, çok daha erken yaşlarda üst düzey sporcular arasına girmiş olabilirdi.
Bu adamların spor ahlakı ile çalışkan birer sporcu olarak yetişmelerinde bizim hiç bir payımız yoktur. Aksine bu yetenekleri gömen, yok eden sistemi desteklediğimiz için, bize rağmen bu noktaya gelmişlerdir. Çevrelerinde onları doğru yönlendiren bir kişi, iyi bir aile terbiyesi, hırslı ve yenilgi kabullenmeyen yapıları... bilemiyorum ne olduğunu ama bir sistem değil kesinlikle. Damarlarında taşıdıkları Türk kanı falan hiç değil. Öyle olsaydı 70 küsür milyon nüfustan serseri yerine bu adamlardan yüzlercesi çıkardı.
Bu sporcuları eleştirmeye harcadığınız eleştirinin yüzde birini sistemi eleştirmeye harcasaydınız, birileri "ne oluyor" derdi belki. Yıllarca yerli oyuncuları koruma yalanıyla yabancı sınırlaması yüzünden fahiş bonservis bedelli, fahiş kontratlı, tembel, spor ahlakı gelişmemiş adamlar yetiştirilirken Metin Tekin, Mehmet Demirkol, Aziz Yıldırım gibi üç beş cılız sesten başka karşı çıkan olmadı bu saçmalığa. Ama iş gelip rezil milli takımlar ile kaybolan yetenekler ile, mafyası ve nemacı spor yazarları ile ortak çalışan menajerlerin kontrolünden çıkınca birileri dur demek zorunda kaldı bu gidişe. Çünkü insanların sesleri yükselmeye başladı. Küçük ülke takımlarını bile yenemez hale geldik zira sadece "gaz" ile bir yere kadar...
Peki futbol, basketbol gibi göz önünde olmayan sporlar? Ya yurt dışından devşirme olacak, ya kendi çabasıyla sivrilecek, ya bir kulübün ekstra motivasyonu ile sporcu yetişecek. Onları da ya biz yerin dibine sokacağız, ya da ilahlaştırıp koyacak yer bulamayacağız.