- Katılım
- 4 Ocak 2015
- Mesajlar
- 606
- Konu Yazar
- #1

Abi köftecilere laf kondurmuyorsun..
Yok yahu imanım gevredi köfte yemekten. Bıktım Allah'ın gücüne gitmesin, bundan sonra daha farklı yemekler yemeyi düşünüyorum gittiğim şehir dışı mekanlarda.
Abe üstüne de ayrobolu tatlısı yemek lazım bea.
Zile'de 60'lı yıllarda ilkokula giderken, aynı sokağımızda "muhacir" olarak adlandırdığımız Balkan göçmeni bir iki ev vardı.
Yunanca'da "h" harfi olmadığı için, Balkan ağzıyla konuşurken "h" harfi ile başlayan kelimeleri "astane, epsi, ayvan" şeklinde telaffuz ederlerdi. Onları çok severdik. Bu muhacirlerin huy-karakter olarak ortak özellikleri son derece yumuşak başlı, inatlaşma yoluna gitmeyen, kavgaya gürültüye karışmayan, sevecen ve kibar insanlar olmaları idi.
Komşumuzun muhacir kızı ile evlenmediğime hala yanarım.r:
Yok yahu imanım gevredi köfte yemekten. Bıktım Allah'ın gücüne gitmesin, bundan sonra daha farklı yemekler yemeyi düşünüyorum gittiğim şehir dışı mekanlarda.
Kokoroç (onkrktr)
Sadece muhacirler değil Trakya'lıların epsi öyle konuşuyor. Trakya'nın bir kısmı balkan göçmenidir, onlar muhacir diye bilinir ama Trakya'da macır diye telaffuz edilir, dağlık bölgelerden geldikleri için dağlı diye de bilinirler. Mesela benim dağlı bir arkadaşım var diye cümle içinde kullanılır, bir de oranın yerlisi yani başka yerden göç etmemiş, bin yıl önce daha anadoluda Türkler yokken karadenizin kuzeyinden dolanarak gelip yerleşmiş olanları var onlara da gacal denir.
Kokoroç (onkrktr)
Hayatımda yemedim. Yiyebileceğimi de düşünmüyorum.
Kokoreç yemediğin için neler kaçırdığını bir bilsenr:
r:
r:
Abi yemek konusunda çok önyargılıyım. Allah affetsin tipini, kokusunu beğenmediğim yemeği tadamıyorum.
Abi yemek konusunda çok önyargılıyım. Allah affetsin tipini, kokusunu beğenmediğim yemeği tadamıyorum.
Sana bir anımı anlatayım:
Yıl 1993.
Ankara Kızılay'da İngiliz Kültür Derneği'nde, 8 ay süreli İngilizce kursundayım.
Nejat Bey adında bir Türk, Nick Hilmann adında bir İngiliz hocamız vardı.
Bir gün Nick'in evine gittim.
Otururken, "Sütlü çay içer misin?" dedi.
Ben, küçük çocuklar gibi dilimi de çıkararak, "Eeeehh, çay hiç sütlü içilir mi?" dedim.
"Ben hazırlayıp, getiriyim. Tadına bak, beğenmezsen, götürür lavaboya dökerim" dedi.
İngilizlerin sütlü çay içtiklerini çok duymuştum ama hiç denememiştim.
Sütlü çay geldi. Tadına baktım, çok hoşuma gitti.
1993'den beri 30 yıldır çayı sütlü içiyorum.
İnşallah İstanbul'a bir geldiğimde, seni ziyaret ederim.
Gelirken 2 adet kokoreç getireceğim, biri sana.
Tadına bakınca, hoşuna gitmezse, ikisini de seve seve yerim.
Sonuç: Önyargı iyi bir meziyet değildir.
Başımızın üstünde yerin var, buyur gel ama kokoreç getirme lütfen![]()