Kartvizit, Taşıt Satış İlanı ve Uyarı Levhanı Söyle; Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim…

Katılım
29 Tem 2015
Mesajlar
18,702
Motosikleti
Sym Wolf Sb250Ni
"Ekmek arası çorba" sözünü duyduğumuzda haliyle hepimiz gülümsüyoruz ama doğru yazılışı "ekmek içi çorba" olmalıdır. Bir ara İstanbul'da modaydı ama şu an ben de pek göremiyorum. Bilmeyenlere şöyle tarif edeyim; Trabzon Vakfıkebir ekmeğinin ufağını düşünün, bu ekmeği üstten kesmişler, içindeki yumuşak ekmek kısmını almışlar, ortaya çanak gibi bir şey çıkmış, içine çorba doldurup 5 katı fiyata müşteriye itelemişler.

Buarada Zaruret köftecisi ya da Mecburiyet köftecisi gibi mekanlar, dizilerde ya da ekşisözlükte görüp bol bol makarasını yaptığımız Maslak Plazalar bölgesindeki beyaz yakalı arkadaşlara öğlen vakti yemek sunan bence leziz mekanlardır, lakin çok kalabalıklar. Benim gittiğim Zaruret köftecisi daha farklı mekandaydı sanki, burası eski yer olabilir ya da sahtesi olabilir.



 
Son düzenleme:
Katılım
10 Tem 2007
Mesajlar
2,784
Motosikleti
Kymco Downtown350i/Dominar 400/Suzuki GSX-8S
Abi köftecilere laf kondurmuyorsun..
 
Katılım
7 Kas 2016
Mesajlar
9,920
Motosikleti
Suzuki Vstrom DL650 XT, Yamaha X max 250
Yok yahu imanım gevredi köfte yemekten. Bıktım Allah'ın gücüne gitmesin, bundan sonra daha farklı yemekler yemeyi düşünüyorum gittiğim şehir dışı mekanlarda.

Ciğer sevsen, kelle paça sevsen, işkembe sevsen, söğüş sevsen seçeneklerin çok olacak.

Keşan taraflarında satır et meşhurdur, denemek lazım. Keşan uzak gelirse de Tekirdağ'lı kuzenim geçenlerde Hayrabolu (ayrabol beyaa)'da bir satır etçiye gitmişler, güzel mekana benziyordu, konum alayım sana da gönderirim.
 
Katılım
10 Tem 2007
Mesajlar
2,784
Motosikleti
Kymco Downtown350i/Dominar 400/Suzuki GSX-8S
Abe üstüne de ayrobolu tatlısı yemek lazım bea.
 
Katılım
4 Ocak 2015
Mesajlar
606
Abe üstüne de ayrobolu tatlısı yemek lazım bea.

Zile'de 60'lı yıllarda ilkokula giderken, aynı sokağımızda "muhacir" olarak adlandırdığımız Balkan göçmeni bir iki ev vardı.
Yunanca'da "h" harfi olmadığı için, Balkan ağzıyla konuşurken "h" harfi ile başlayan kelimeleri "astane, epsi, ayvan" şeklinde telaffuz ederlerdi. Onları çok severdik. Bu muhacirlerin huy-karakter olarak ortak özellikleri son derece yumuşak başlı, inatlaşma yoluna gitmeyen, kavgaya gürültüye karışmayan, sevecen ve kibar insanlar olmaları idi.
Komşumuzun muhacir kızı ile evlenmediğime hala yanarım. :pr:
 
Son düzenleme:
Katılım
7 Kas 2016
Mesajlar
9,920
Motosikleti
Suzuki Vstrom DL650 XT, Yamaha X max 250
Zile'de 60'lı yıllarda ilkokula giderken, aynı sokağımızda "muhacir" olarak adlandırdığımız Balkan göçmeni bir iki ev vardı.
Yunanca'da "h" harfi olmadığı için, Balkan ağzıyla konuşurken "h" harfi ile başlayan kelimeleri "astane, epsi, ayvan" şeklinde telaffuz ederlerdi. Onları çok severdik. Bu muhacirlerin huy-karakter olarak ortak özellikleri son derece yumuşak başlı, inatlaşma yoluna gitmeyen, kavgaya gürültüye karışmayan, sevecen ve kibar insanlar olmaları idi.
Komşumuzun muhacir kızı ile evlenmediğime hala yanarım. :pr:

Sadece muhacirler değil Trakya'lıların epsi öyle konuşuyor. Trakya'nın bir kısmı balkan göçmenidir, onlar muhacir diye bilinir ama Trakya'da macır diye telaffuz edilir, dağlık bölgelerden geldikleri için dağlı diye de bilinirler. Mesela benim dağlı bir arkadaşım var diye cümle içinde kullanılır, bir de oranın yerlisi yani başka yerden göç etmemiş, bin yıl önce daha anadoluda Türkler yokken karadenizin kuzeyinden dolanarak gelip yerleşmiş olanları var onlara da gacal denir.
 
Katılım
4 Ocak 2015
Mesajlar
606
Sadece muhacirler değil Trakya'lıların epsi öyle konuşuyor. Trakya'nın bir kısmı balkan göçmenidir, onlar muhacir diye bilinir ama Trakya'da macır diye telaffuz edilir, dağlık bölgelerden geldikleri için dağlı diye de bilinirler. Mesela benim dağlı bir arkadaşım var diye cümle içinde kullanılır, bir de oranın yerlisi yani başka yerden göç etmemiş, bin yıl önce daha anadoluda Türkler yokken karadenizin kuzeyinden dolanarak gelip yerleşmiş olanları var onlara da gacal denir.

Evet, öyle.
Havasından mı, suyundan mı, toprağından mı bilmiyorum. Ama Trakya'nın insanı, Türkiye'de gerçekten özel ve güzel.
Kendi zootekni konularımdan bir örnek vereyim.
Hayvan yetiştiriciliği konusunda bizim Anadolu insanının yaptığı yetiştiricilik hatalarını yapmıyorlar.
Trakya'da bir Avrupalı kafası ve mantalitesi var.
Ahdım olsun, eğer bir daha dünyaya gelirsem, Trakyalı bir kız ile evleneceğim.
Hanımın memleketine de yerleşip, hanımköylü olacağım. :flower::thumleft::queen:
 
Katılım
7 Kas 2016
Mesajlar
9,920
Motosikleti
Suzuki Vstrom DL650 XT, Yamaha X max 250
Abi yemek konusunda çok önyargılıyım. Allah affetsin tipini, kokusunu beğenmediğim yemeği tadamıyorum.

Kokoreç'in tipi de kokusu da çok iştah açıcı ama zevk meselesi deyip seçimine saygı duyuyorum.
Yanımıza Cyan'ı da alıp hem kokoreç, hem köfte vb. olan bir yere gitsek ne güzel olur.
 
Katılım
4 Ocak 2015
Mesajlar
606
Abi yemek konusunda çok önyargılıyım. Allah affetsin tipini, kokusunu beğenmediğim yemeği tadamıyorum.

Sana bir anımı anlatayım:
Yıl 1993.
Ankara Kızılay'da İngiliz Kültür Derneği'nde, 8 ay süreli İngilizce kursundayım.
Nejat Bey adında bir Türk, Nick Hilmann adında bir İngiliz hocamız vardı.
Bir gün Nick'in evine gittim.
Otururken, "Sütlü çay içer misin?" dedi.
Ben, küçük çocuklar gibi dilimi de çıkararak, "Eeeehh, çay hiç sütlü içilir mi?" dedim.
"Ben hazırlayıp, getiriyim. Tadına bak, beğenmezsen, götürür lavaboya dökerim" dedi.
İngilizlerin sütlü çay içtiklerini çok duymuştum ama hiç denememiştim.
Sütlü çay geldi. Tadına baktım, çok hoşuma gitti.
1993'den beri 30 yıldır çayı sütlü içiyorum.
İnşallah İstanbul'a bir geldiğimde, seni ziyaret ederim.
Gelirken 2 adet kokoreç getireceğim, biri sana.
Tadına bakınca, hoşuna gitmezse, ikisini de seve seve yerim.
Sonuç: Önyargı iyi bir meziyet değildir.
 
Katılım
29 Tem 2015
Mesajlar
18,702
Motosikleti
Sym Wolf Sb250Ni
Sana bir anımı anlatayım:
Yıl 1993.
Ankara Kızılay'da İngiliz Kültür Derneği'nde, 8 ay süreli İngilizce kursundayım.
Nejat Bey adında bir Türk, Nick Hilmann adında bir İngiliz hocamız vardı.
Bir gün Nick'in evine gittim.
Otururken, "Sütlü çay içer misin?" dedi.
Ben, küçük çocuklar gibi dilimi de çıkararak, "Eeeehh, çay hiç sütlü içilir mi?" dedim.
"Ben hazırlayıp, getiriyim. Tadına bak, beğenmezsen, götürür lavaboya dökerim" dedi.
İngilizlerin sütlü çay içtiklerini çok duymuştum ama hiç denememiştim.
Sütlü çay geldi. Tadına baktım, çok hoşuma gitti.
1993'den beri 30 yıldır çayı sütlü içiyorum.
İnşallah İstanbul'a bir geldiğimde, seni ziyaret ederim.
Gelirken 2 adet kokoreç getireceğim, biri sana.
Tadına bakınca, hoşuna gitmezse, ikisini de seve seve yerim.
Sonuç: Önyargı iyi bir meziyet değildir.

Başımızın üstünde yerin var, buyur gel ama kokoreç getirme lütfen :)
 
Katılım
26 Kas 2017
Mesajlar
7,547
Kokoroç kırmızı çizgimiz, bir oturuşta bir ekmek gömeriz. Makbulü sokakta araçta satanlardır. Hijyeni ne kadar az olursa, lezzeti o kadar fazla olur :)
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst