Beklide gündelik Arapça'da eyvaa olarak ifade edilmesi bundan kaynaklanıyordur. Söz söylemek, konuşmak, icraata nispetle (gerçi konuşmakta bir icra şeklidir) kolaydır. Amma buna rağmen konuşmak, hele yerli yerince konuşmak hiç de kolay bir iş değildir. Hele ki bizlerin köklü ve geniş bir kültürün varisi olduğumuzu göz önüne alırsak bu daha da titizlik ister. Aman efendim siz böyle anlatıyorsunuz da yani başka bir şey kalmadı da işlenecek bir eyvallah mı kaldı diye sorulabilir. Buna da eyvallah.
Zaten biz nazar-ı dikkatleri yaygın ve gözümüzün önünde olduğu halde fark edemediğimiz önem vermediğimiz değerlere çekmeye çalışıyoruz. Ekseriya derviş keşkülünden bu tür şeyler çıkar zaten. Eyvallah'ın yukarıda geçen manasıyla beraber tasavvuftaki ıstılâhî sahasını mülahaza edersek bu gerçek daha bariz bir hal alacaktır. Hakla kabul ettik, haktandır manasını ihtiva ettiğinden eyvallah, sufîyyede hemen hemen her halde zikredilir, bir virddir adeta.
Her tecelli eden, madem ki Cenab-ı Hakk'ın takdiri ve muradıyladır, o halde hakla kabul ettik "eyvallah". Şu anda anlayabildiğime, yahut sonra idrak edeceğim irfana şimdiden eyvallah. Güzel çirkin diye tavsif ettiğimiz velakin hepsinde gizli ve aşikar olan hikmete gördüğüm görmediğim esrar-ı ilahiyeye eyvallah. Bir kıssa anlatılır.
Eyvallahı meşhur bir derviş baba, mahallesindeki kahvehanenin önünden geçiyormuş, orada bulunanlardan biri bizim derviş babayı işaret ederek;
"Bu adam var ya bu adam, başına ne gelirse gelsin ne görürse görsün eyvallah Allah'tandır deyip geçer" demiş.
Kahvehaneye yeni yeni alışan çaylaklardan biri de
"Yani ben şimdi şu ensesi kalın kocaman adama bu çelimsiz halimle gidip bir tokat atsam Allah'tandır deyip eyvallah mı edecek" demiş.
"Ne zannettin" demiş diğeri.
Adamın merakı etrafın tezahüratıyla pekişince denemeye karar vermiş. Usulcacık derviş babanın arkasına kadar yaklaşmış. Birdenbire zıplayarak dev cüssenin taşıdığı kafanın ense köküne şamarı yapıştırmış. Boyu yetmediğinden olacak elinin ayarı da bir hayli kaçmış. Tokadın sesi yankılanırken hazret hışımla arkasına dönmüş. Korkudan dizlerin bağı çözülen acemi çaylak güç bela
" Baba erenler Allah'tan Allah'tan" demiş, amma tesir edeceğine ihtimal vermez ve hayatından ümid keser haldeymiş ki, baba erenler
"Korkma korkma, Hak'tan olduğunu biliyorum" demiş ve
"Ben, hangi yezidi musallat etti diye bakıyorum" demiş.
Fıkra bir yana anlaşılan her makamın, her derecatın her derekatın kendine göre bir eyvallahı var. Ve olmalıdır da.