- Katılım
- 30 Eki 2020
- Mesajlar
- 1,314
- Konu Yazar
- #1
Daha önce İstanbul trafiği gibi bir ortamda hiç düzenli olarak vitesli motosiklet kullanmamıştım. 3 5bin km scooter tecrübem falan anca vardır. Her yaz köyde emektar cbf 150 ile birkaç hafta geçiriyorum fakat dağ, tepe, ormanda geçiyor günler. Oralarda da trafik yoğunluğu çok düşük. Bir dış etmen yok beni harekete, aksiyona iten.
Motosiklet (Mt25) zaten önceki kullandıklarıma göre ağır ve zor bir motosiklet bence yeni başlayan bir adam için. Yapıma güvenerek ben bunu altımda tutarım ya diyerek aldım, tutmaktan yana sıkıntım yok ama tam verimli de kullanamıyorum aleti. Diğer R25 Mt25'ler fink atarak geçiyor trafikte yanımdan. Ulen altımda pcx olsa siz görürdünüz diyorum içimden.
Tam terse dönmek istediğimde, sokak içinde yön değiştirmem gerektiğinde falan u atmak gidon kilit dönmek zorluyor baya . Refleks olarak ayak yere gidiyor. Paket servis yaparken scooter ile aralardan vızır vızır gidiyordum bunda ulan buradan geçer mi geçmez mi, vites mi düşsek, ara gaz mı versek, ayağı nereye koyacaktık derken ya stop ediyorum ya da araba gibi dümdüz şeritten gidip trafik bekliyorum.
Özellikle akşam trafiğinde zorlayıcı, daraltıcı rotalara çıkıyorum birkaç gündür gelişmek için, çengelköy, kadıköy, altunizade, boğaz köprüsü bağlantı noktası trafiği gibi. İlk güne göre gelişim var ama yetmiyor hala. Saçma sapan yerlerde stop ettiğim oluyor tek tük ya da hay anasını s, böyle yolun diyip kenarda beklediğim, geçene yol verdiğim anlar yaşanıyor.
Bu trafik acemisi kardeşinize ne gibi önerileriniz olur eğitim almaktan başka, onu zaten en müsait zamanda düşünüyorum. Şu an kocaman boş bir açık otoparkta manevra çalışıyorum ekstra olarak. İstanbul gibi büyük şehirlerde başlayanlar, vitesli motosiklete ilk geçtiğinizde böyle sıkıntılar yaşadınız mı, yaşadıysanız kaç kilometre sonra ''bu aleti kullanıyorum ya'' hissi geldi üstünüze?
Böyle oyuncak gibi oynuyorum diyebilmek istiyorum bu motosikletle. Çünkü bir sonraki motosiklet olarak aklımda bunun 2 katı endurolar var, bunla 20 25bin km devirmeden, en az 2 sene binmeden öyle büyük bir makineye de geçmek istemiyorum ama eğitim bitip aktif iş hayatına atılmadan önce yapmak istediğim şeyler var ve öyle büyük bir motosikleti rahat rahat kullanamadan hiç tadı çıkmaz. Bir nordkapı, hindistan turunu 15 gün yıllık izne sıkıştırmayı hiç istemiyorum.
Son sorum olarak da sıkışık trafikte debriyajı kavramada tutarak çok fazla kullanıyor musunuz? Arabaların arasına girerken birinci vitesin gaz tepkisi çok ani oluyor, iki desen kompresyon az, hız da zaten ikiye atacak kadar yok motosiklet boğulur, tekler. Mecbur birinci viteste kavramada gidip manevra yapıyorum aralardan rahata çıkana kadar. Daha alışma evresinde olduğum için bir tane debriyaj balatasına çok acımam öğrenene kadar ama alışkanlık olsun istemiyorum yanlışsa. Daha mantıklı bir fikri olan var mı?
Motosiklet (Mt25) zaten önceki kullandıklarıma göre ağır ve zor bir motosiklet bence yeni başlayan bir adam için. Yapıma güvenerek ben bunu altımda tutarım ya diyerek aldım, tutmaktan yana sıkıntım yok ama tam verimli de kullanamıyorum aleti. Diğer R25 Mt25'ler fink atarak geçiyor trafikte yanımdan. Ulen altımda pcx olsa siz görürdünüz diyorum içimden.
Tam terse dönmek istediğimde, sokak içinde yön değiştirmem gerektiğinde falan u atmak gidon kilit dönmek zorluyor baya . Refleks olarak ayak yere gidiyor. Paket servis yaparken scooter ile aralardan vızır vızır gidiyordum bunda ulan buradan geçer mi geçmez mi, vites mi düşsek, ara gaz mı versek, ayağı nereye koyacaktık derken ya stop ediyorum ya da araba gibi dümdüz şeritten gidip trafik bekliyorum.
Özellikle akşam trafiğinde zorlayıcı, daraltıcı rotalara çıkıyorum birkaç gündür gelişmek için, çengelköy, kadıköy, altunizade, boğaz köprüsü bağlantı noktası trafiği gibi. İlk güne göre gelişim var ama yetmiyor hala. Saçma sapan yerlerde stop ettiğim oluyor tek tük ya da hay anasını s, böyle yolun diyip kenarda beklediğim, geçene yol verdiğim anlar yaşanıyor.
Bu trafik acemisi kardeşinize ne gibi önerileriniz olur eğitim almaktan başka, onu zaten en müsait zamanda düşünüyorum. Şu an kocaman boş bir açık otoparkta manevra çalışıyorum ekstra olarak. İstanbul gibi büyük şehirlerde başlayanlar, vitesli motosiklete ilk geçtiğinizde böyle sıkıntılar yaşadınız mı, yaşadıysanız kaç kilometre sonra ''bu aleti kullanıyorum ya'' hissi geldi üstünüze?
Böyle oyuncak gibi oynuyorum diyebilmek istiyorum bu motosikletle. Çünkü bir sonraki motosiklet olarak aklımda bunun 2 katı endurolar var, bunla 20 25bin km devirmeden, en az 2 sene binmeden öyle büyük bir makineye de geçmek istemiyorum ama eğitim bitip aktif iş hayatına atılmadan önce yapmak istediğim şeyler var ve öyle büyük bir motosikleti rahat rahat kullanamadan hiç tadı çıkmaz. Bir nordkapı, hindistan turunu 15 gün yıllık izne sıkıştırmayı hiç istemiyorum.
Son sorum olarak da sıkışık trafikte debriyajı kavramada tutarak çok fazla kullanıyor musunuz? Arabaların arasına girerken birinci vitesin gaz tepkisi çok ani oluyor, iki desen kompresyon az, hız da zaten ikiye atacak kadar yok motosiklet boğulur, tekler. Mecbur birinci viteste kavramada gidip manevra yapıyorum aralardan rahata çıkana kadar. Daha alışma evresinde olduğum için bir tane debriyaj balatasına çok acımam öğrenene kadar ama alışkanlık olsun istemiyorum yanlışsa. Daha mantıklı bir fikri olan var mı?