Merhabalar arkadaşlar, yorumlarınız için çok teşekkür ederim!
Manisa seyahatimde, memleketimin her şehrinin kendine has güzellikleri olduğunu ve bizlerin buralardan uzakta hayatımızı sürdürdüğünü bir kez daha anladım. Aslında, arkadaşlarım Manisa fikrini ortaya attığında ben sadece motor sürme hevesiyle yola çıkmıştım. Ancak gezinin başlangıcından sonuna kadar tarihi ve antik mekanları ziyaret etmek gerçekten çok keyifliydi.
İlk olarak Şehzadeler Parkı'na gittik. Orası, İstanbul'daki Miniatürk benzeri bir park. Osmanlı şehzadeleri ve onların yapıları hakkında bilgi edinme fırsatımız oldu. Açıkçası, konuyla ilgili biraz bilgi sahibi olduğumu düşünüyordum ama öğrendiklerim beni şaşırttı.
Sonrasında Sardes antik kentine doğru yola çıktık. Bir buçuk saatlik bir yolculuktan sonra şehre vardık. Antik şehrin iyi korunmuş olduğunu söyleyemem ama oradaki belirgin izleri görmek, o dönemlere tanıklık etmek gerçekten etkileyiciydi.
Aynı gün Kula'nın peri bacalarına gittik. Fakat gezi sırasında arkadaşlardan biri rahatsızlanınca, bir sonraki adresimizi atlayıp geri dönmek zorunda kaldık. Neyse ki akşam kebaplar ve tatlılar masalarda yer aldı!
Ertesi gün, dönüş yolunda Bergama'ya uğrayıp Akropolis'e tırmandık. Burası, beklentilerimin çok üzerinde bir deneyim oldu. Manzara ve tarih bir arada, gözümüzü doyuran bir ziyaret gerçekleştirdik.
Toplamda 1200 kilometre yol yaptık ve farklı CC'lerden dolayı aramızda kopmalar yaşanmadı değil. Ama bu yolculuk, hem dostluk bağlarımızı güçlendirdi hem de keşfedilecek daha çok güzellik olduğunu bir kez daha hatırlattı.