- Katılım
- 13 Eyl 2006
- Mesajlar
- 4,669
- Motosikleti
- Piaggio beverly 400 / Aprilia sr gt 200
- Konu Yazar
- #1
bundan 2 hafta önce kadardı, havaların oldukça yumuşak seyrettiği günlerdendi
akşam işe giderken herzaman kullandığım güzergah olan haliç atatürk köprüsü halıcıoğlu rampası ve okmeydanı piyalepaşa sapağıydı
daha köprünün başında edirnekapı rampası inişinde iğrenç sesi ile yardıran arka stobu önc farı yanmayan bir commuter gördüm aramızda belki 30m vardı o trafikte araçların arasından makas yapıyordu ben merakımdan dahada yakınlaştığımda manzara gitgide dahada garip bir hal alıyordu.. ve şaka gibi bir hızla gidiyordu
(köprü üstünde 120km/h göstergede anca yanına yaklaşabildim)
artık bu takip yavaş yavaş köprü sonuna yaklaşmıştı ben olmayan plakasının hemen dibinde takipteydim amansız rüzgarda hızımız benim göstergeme göre tam 115km/h gösteriyordu bunları izlemek birazda şaşkınlığımı gidermek için ben mal mal o rampayı çıkana kadar öylece baktım..
motor çinli (eski honda cg kasa gbi) bir commuterdi ama okadar dağınıktıki ne olduğunu anlayamadım. arka stop ve arka artçı tutacak demiri yoktu sürücüde kask yoktu derimont vardı önünde yani depo üstünde 1 adet kurye çantası kucağındaydı ve arkasında hiç unutmuyorum sarı saçlı kafsını eğebildiği kadar aşağı eğmiş bir kadın vardı kadın o bitik selenin tam ucundaydı yani düştü düşecek diyebilirdik ve bu vaziyette halıcıoğlu rampasını saatte 95km/h hızla çıkıyorduk :silent: :cyclopsan
ben kendimi öyle bir kaptırmışımki o rampada asla sıkıştırmadığım motorumu allah ne verdiyse kapatmıştım sürücü bir yandan kuyruğunda olan beni olmayan aynalarından kafasını çevirerek kontrol ediyor biraz korku birazda beni geçemiyor sevinci ile abuk sabuk hareketlerle ayaklarını sallıyordu rampa bitmeye yakın yanına yanaşıp bu insanlıktan çıkmış sürücünün yüzünü gördüm ve yoluma devam ettim..:farao:
şöyle bir düşündümde nasıl bir kentte yaşıyoruz istanbulun en işlek e-5 diye tabir edilen karayolunda araçların kocaaa motorları bile takmadığı bir yolda farı plakası kaskı olmayan üstelik artçısınıda ölüme terketmiş bir adam motor kullanıyordu.. kurye demeye dilim varmıyor
kuryelik her kişinin harcı değildir. böyle zibidilikle kuryelik yapılamaz. bu konularda ekmek parasınada saygı duymuyorum
bu cesaret nedir neyin hırsıdır neyin mücadelesindir anlamışda değilim.
ve bu motorcu bu durumu defalarca tekrar etmiştir çünkü yüzünde o pişkinlik vardı hiç unutmuyorum, polislerin bu manzarayı nasıl es geçtiğini yada nasıl görmediğini bas bas bağırılan sözde avrupa kültür başkenti istanbula yakıştıramıyorum.
m.kibaroğlu
akşam işe giderken herzaman kullandığım güzergah olan haliç atatürk köprüsü halıcıoğlu rampası ve okmeydanı piyalepaşa sapağıydı
daha köprünün başında edirnekapı rampası inişinde iğrenç sesi ile yardıran arka stobu önc farı yanmayan bir commuter gördüm aramızda belki 30m vardı o trafikte araçların arasından makas yapıyordu ben merakımdan dahada yakınlaştığımda manzara gitgide dahada garip bir hal alıyordu.. ve şaka gibi bir hızla gidiyordu
(köprü üstünde 120km/h göstergede anca yanına yaklaşabildim)
artık bu takip yavaş yavaş köprü sonuna yaklaşmıştı ben olmayan plakasının hemen dibinde takipteydim amansız rüzgarda hızımız benim göstergeme göre tam 115km/h gösteriyordu bunları izlemek birazda şaşkınlığımı gidermek için ben mal mal o rampayı çıkana kadar öylece baktım..
motor çinli (eski honda cg kasa gbi) bir commuterdi ama okadar dağınıktıki ne olduğunu anlayamadım. arka stop ve arka artçı tutacak demiri yoktu sürücüde kask yoktu derimont vardı önünde yani depo üstünde 1 adet kurye çantası kucağındaydı ve arkasında hiç unutmuyorum sarı saçlı kafsını eğebildiği kadar aşağı eğmiş bir kadın vardı kadın o bitik selenin tam ucundaydı yani düştü düşecek diyebilirdik ve bu vaziyette halıcıoğlu rampasını saatte 95km/h hızla çıkıyorduk :silent: :cyclopsan
ben kendimi öyle bir kaptırmışımki o rampada asla sıkıştırmadığım motorumu allah ne verdiyse kapatmıştım sürücü bir yandan kuyruğunda olan beni olmayan aynalarından kafasını çevirerek kontrol ediyor biraz korku birazda beni geçemiyor sevinci ile abuk sabuk hareketlerle ayaklarını sallıyordu rampa bitmeye yakın yanına yanaşıp bu insanlıktan çıkmış sürücünün yüzünü gördüm ve yoluma devam ettim..:farao:
şöyle bir düşündümde nasıl bir kentte yaşıyoruz istanbulun en işlek e-5 diye tabir edilen karayolunda araçların kocaaa motorları bile takmadığı bir yolda farı plakası kaskı olmayan üstelik artçısınıda ölüme terketmiş bir adam motor kullanıyordu.. kurye demeye dilim varmıyor
kuryelik her kişinin harcı değildir. böyle zibidilikle kuryelik yapılamaz. bu konularda ekmek parasınada saygı duymuyorum
bu cesaret nedir neyin hırsıdır neyin mücadelesindir anlamışda değilim.
ve bu motorcu bu durumu defalarca tekrar etmiştir çünkü yüzünde o pişkinlik vardı hiç unutmuyorum, polislerin bu manzarayı nasıl es geçtiğini yada nasıl görmediğini bas bas bağırılan sözde avrupa kültür başkenti istanbula yakıştıramıyorum.
m.kibaroğlu
Son düzenleme: