- Katılım
- 5 Haz 2006
- Mesajlar
- 1,037
- Konu Yazar
- #1
10 Ağustos Salı günü Büyükçekmece'deki evimizden Yeşilköy hava limanına gece saat 4.00 de uçacak yolcuları arabamla götürüp biraktım.
Evimden hava limanına gidip gelene kadar gördüklerim ve yaşadıklarım resmen ürkütücü.!
Gecenin geç saatlerinde Polis ve jandarmanın yollardaki denetiminin olmaması usulsuz , kuralsız araç kullanıp toplumu çevreyi hiçe sayanların cirit attığı bu Ülkenin sahipsiz karayollarından bahsetmek istiyorum.
Bir zamanlar araç kullanırken önünüzü dikkatle izlemeniz yeterli gelirdi. Artık günümüzde karayolunda ilerlerken sağdan, soldan ani olarak yapılan sollamalar,çeşitli akrobası hareketler, arkadan taciz edilmeler ne ararsanız hepsi mevcüt.
Hiz limitlerini hiçe sayan, Sende ya benim gibi gidersin yada ne olursa olsun bir an önce yol versın diye sıkıştıran, sizi de kuralları çiğnemeye mecbur eden, sollama kurallarını tanımayan, Ben ağır tonajlı araç kullanıyorum demeden adeta binek otoları hiçe sayan (Kasten hizını bilebilmem için yetiştım benim araç 120 yi buldu tırları yakalayamadım), Hafriyat ve malzeme taşıyan araçların üzerlerini branda örtmeden yollarda tusinamı dalgası gibi taşıdığı kumu, toprağı, çakılı yollara sere serpe giden, senin camın kırılacak veya koportan ezilek benim neyime diyen ve komvoy olan kamyonların yarışmarı, 54 (Sakarya ) plakalı aracın kasa boyundan 3 metre yüksek sarıp tasıdığı yükün kayarak en az 1.5 mt. sağa sarkması ve en basıt virajlarda bile devrildi devrilecek sol tekerleklerin zaman zaman yerden kesilmesi (Nerden mi biliyorum; Büyükçekmece ye kadar önümde gittiğinden) sürücünün hatasını bilerek devam etiği gerçek çünkü virajlarda devrilmemek için azamı gayreti gösteriyordu.
Ben bir gecelik anılarımın ardından soruyorum;
Acaba o gece en talihsiz bir gece olduğundan mi bütün bu olaylar yaşandı..!
Yoksa polis ve jandarma teşkilatımızın görevi havanın kararması ile son mu bulur.?
Kim bilir belkide bu teşkilatlara ödenen maaşlar sadece günün aydınlık olduğu saatler için geçerlidir.
Denecek tek şey var.Toplum olarak Allah doğruların yardımcısı olsun..
Evimden hava limanına gidip gelene kadar gördüklerim ve yaşadıklarım resmen ürkütücü.!
Gecenin geç saatlerinde Polis ve jandarmanın yollardaki denetiminin olmaması usulsuz , kuralsız araç kullanıp toplumu çevreyi hiçe sayanların cirit attığı bu Ülkenin sahipsiz karayollarından bahsetmek istiyorum.
Bir zamanlar araç kullanırken önünüzü dikkatle izlemeniz yeterli gelirdi. Artık günümüzde karayolunda ilerlerken sağdan, soldan ani olarak yapılan sollamalar,çeşitli akrobası hareketler, arkadan taciz edilmeler ne ararsanız hepsi mevcüt.
Hiz limitlerini hiçe sayan, Sende ya benim gibi gidersin yada ne olursa olsun bir an önce yol versın diye sıkıştıran, sizi de kuralları çiğnemeye mecbur eden, sollama kurallarını tanımayan, Ben ağır tonajlı araç kullanıyorum demeden adeta binek otoları hiçe sayan (Kasten hizını bilebilmem için yetiştım benim araç 120 yi buldu tırları yakalayamadım), Hafriyat ve malzeme taşıyan araçların üzerlerini branda örtmeden yollarda tusinamı dalgası gibi taşıdığı kumu, toprağı, çakılı yollara sere serpe giden, senin camın kırılacak veya koportan ezilek benim neyime diyen ve komvoy olan kamyonların yarışmarı, 54 (Sakarya ) plakalı aracın kasa boyundan 3 metre yüksek sarıp tasıdığı yükün kayarak en az 1.5 mt. sağa sarkması ve en basıt virajlarda bile devrildi devrilecek sol tekerleklerin zaman zaman yerden kesilmesi (Nerden mi biliyorum; Büyükçekmece ye kadar önümde gittiğinden) sürücünün hatasını bilerek devam etiği gerçek çünkü virajlarda devrilmemek için azamı gayreti gösteriyordu.
Ben bir gecelik anılarımın ardından soruyorum;
Acaba o gece en talihsiz bir gece olduğundan mi bütün bu olaylar yaşandı..!
Yoksa polis ve jandarma teşkilatımızın görevi havanın kararması ile son mu bulur.?
Kim bilir belkide bu teşkilatlara ödenen maaşlar sadece günün aydınlık olduğu saatler için geçerlidir.
Denecek tek şey var.Toplum olarak Allah doğruların yardımcısı olsun..
Son düzenleme: