- Katılım
- 6 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,547
- Motosikleti
- Honda Crf 250 L (2020), Honda Sh 125i
- Konu Yazar
- #1
Kamp yapmayı seviyoruz.
Eşi benzeri bulunmaz, dingin huzuru ve doğal güzellikleri benliğimizin derinliklerinde hissetmek, olayın içinde olmak müthiş huzur veriyor bizlere.
Bu düşünce tarzı, her fırsatta önlenemez bir duygu yoğunluğuyla doğal ortamlarda olmaya çalışmamızı tetikliyor.
Açıkçası bundan hiç şikayetçi değiliz. Dostluğun, yardımlaşmanın sonuna kadar yaşandığı doğal ortamda, iki gün de olsa arkadaşlarımızla vakit geçirmenin güzelliklerini yaşıyoruz.
İşte o enfes, damakta lezzet bırakan güzel kamp programlarımızdan biriyle daha karşınızdayız.
İki hafta önce İskenderun'dan arkadaşımız Mehmet Fatih Göden'in önerdiği ve tanıtım fotolarında bile güzelliğine çarpıldığımız Avluk Yaylası'nı hedef olarak seçtik bu hafta.
Cumartesi sabahı...
Erkenden motosikletimi hazırlayıp,
Servise uğruyorum.
Burada Mehmet Vahap, Mete ve Ümit'le tesadüfen buluşuyoruz. Ümit iş için Antakya'ya gelmiş. Daha sonra aramıza katılacak.
Daha önce ilan ettiğimiz buluşma noktası...
Sevgili Bahadır bizi yolcu etmek üzere toplantı noktasında. Parmak muhalefeti dolayısıyla maalesef kampa katılamıyor.
Mehmet Vahap'ın da katılımıyla şimdilik grup tamamlanıyor.
Kısa hoşbeş sonrası saatimiz gelince,
İskenderun'a doğru yola koyuluyoruz.
İşte gene yollardayız. En sevdiğimiz işi yapıyoruz. Gazlıyoruz...
İskenderun'da belirlediğimiz toplanma yeri.
Ve Mehmet Fatih Göden.
Sertaç
Grubun çiçeği burnunda Off-Road'çıları Ercüment ve Ahmet.
Araç olunca ailece seyahat mümkün.
Ercü'nün yakışıklısı. Yarının bıçkın motosikletçisi.
Fatih'in hazırlanıp gelişiyle,
Vakit kaybetmeden yola koyuluyoruz.
''Dağlar seni delik deşik...''
Güzel, keyifli bir yol.
Deniz seviyesinden yukarılara çıktıkça hava serinlemeye başlıyor.
Bol bol firkete (hairpin, saç tokası) virajlar vardı bu yolda. Enfesti doğrusu.
Karlı zirvelerin altına doğru gidiyoruz.
Yolun son kısmı güzel bir enduro yolu.
Yakın zamanda yağan yoğun kar ve fırtınayla bol bol dal kırılmış. Gece kamp ateşimizi yakarken çok işimize yaradılar.
Kamp alanındayız.
Burası cennetten bir köşe.
Araç uygun olunca masa da gelir, termos ta...
Baltalar elimizde, uzun ip belimizde...
Rakım 645 mt.
Çevre tamamen doğal.
Çadırlar için yer seçimi.
Bu arada ateş için hazırlıklar.
Hazine bulmuşçasına sevinçliler.
Benim otağ da tamam.
Biz çadırlarla uğraşırken Ercüment olayı bitirmiş.
Akşama çok lazım olacak. Yakacak biriktirmeye devam.
Arabaya servis.
Eh, tadına bakarız tabii...
Yanımızdan akan dere içilebilir nitelikte.
Sesi bile iç huzuru bulmanıza yetiyor. Sakinleşiyorsunuz dinlerken.
Neşeli anlar...
Tepeler sislenmeye başladı. Bu da ayrı bir görsel şölen. Biraz daha yakacak bulmak lazım.
Ercüment ve Ahmet'in minikler evde. Dolayısıyla akıllar da evde kalıyor. (Allah analı babalı büyütmeyi nasip etsin. Hayırlı olsun.)
Vedalaşıyoruz arkadaşlarımızla. Ziyaretlerinden mutlu olduk.
Ercü çöpleri almayı ihmal etmiyor...
Güle güle...
Arkadaşlarımız gelen ziyaretçilerimizi karşılamak için yola çıkmışlardı. Beraber dönüyorlar.
Ahmet, Gökhan,
Edip,
Mustafa Ödemiş,
Ve Ümit. Antakya'daki işini bitirmiş.
Mustafa'cım, nihayet yeni küheylanı görmek kısmet oldu. Hayırlı olsun.
Mustafa'nın fazla vakti yok.
Vedalaşıyor ve
Gidiyor...
Ziyaretin için teşekkürler Mustafa'cım.
Hava karardıkça ateşimiz canlanıyor.
Ömer bişeyler bulmuş.
Yabani kekik. Az sonra yapacağımız cızbızda işimize yarayacak.
Artık faaliyet zamanı.
İnsanın içine işleyen enfes kokular sarıyor etrafı. Acıktığımızı daha da derinden hissetmeye başlıyoruz.
Eşi benzeri bulunmaz, dingin huzuru ve doğal güzellikleri benliğimizin derinliklerinde hissetmek, olayın içinde olmak müthiş huzur veriyor bizlere.
Bu düşünce tarzı, her fırsatta önlenemez bir duygu yoğunluğuyla doğal ortamlarda olmaya çalışmamızı tetikliyor.
Açıkçası bundan hiç şikayetçi değiliz. Dostluğun, yardımlaşmanın sonuna kadar yaşandığı doğal ortamda, iki gün de olsa arkadaşlarımızla vakit geçirmenin güzelliklerini yaşıyoruz.
İşte o enfes, damakta lezzet bırakan güzel kamp programlarımızdan biriyle daha karşınızdayız.
İki hafta önce İskenderun'dan arkadaşımız Mehmet Fatih Göden'in önerdiği ve tanıtım fotolarında bile güzelliğine çarpıldığımız Avluk Yaylası'nı hedef olarak seçtik bu hafta.
Cumartesi sabahı...
Erkenden motosikletimi hazırlayıp,
Servise uğruyorum.
Burada Mehmet Vahap, Mete ve Ümit'le tesadüfen buluşuyoruz. Ümit iş için Antakya'ya gelmiş. Daha sonra aramıza katılacak.
Daha önce ilan ettiğimiz buluşma noktası...
Sevgili Bahadır bizi yolcu etmek üzere toplantı noktasında. Parmak muhalefeti dolayısıyla maalesef kampa katılamıyor.
Mehmet Vahap'ın da katılımıyla şimdilik grup tamamlanıyor.
Kısa hoşbeş sonrası saatimiz gelince,
İskenderun'a doğru yola koyuluyoruz.
İşte gene yollardayız. En sevdiğimiz işi yapıyoruz. Gazlıyoruz...
İskenderun'da belirlediğimiz toplanma yeri.
Ve Mehmet Fatih Göden.
Sertaç
Grubun çiçeği burnunda Off-Road'çıları Ercüment ve Ahmet.
Araç olunca ailece seyahat mümkün.
Ercü'nün yakışıklısı. Yarının bıçkın motosikletçisi.
Fatih'in hazırlanıp gelişiyle,
Vakit kaybetmeden yola koyuluyoruz.
''Dağlar seni delik deşik...''
Güzel, keyifli bir yol.
Deniz seviyesinden yukarılara çıktıkça hava serinlemeye başlıyor.
Bol bol firkete (hairpin, saç tokası) virajlar vardı bu yolda. Enfesti doğrusu.
Karlı zirvelerin altına doğru gidiyoruz.
Yolun son kısmı güzel bir enduro yolu.
Yakın zamanda yağan yoğun kar ve fırtınayla bol bol dal kırılmış. Gece kamp ateşimizi yakarken çok işimize yaradılar.
Kamp alanındayız.
Burası cennetten bir köşe.
Araç uygun olunca masa da gelir, termos ta...
Baltalar elimizde, uzun ip belimizde...
Rakım 645 mt.
Çevre tamamen doğal.
Çadırlar için yer seçimi.
Bu arada ateş için hazırlıklar.
Hazine bulmuşçasına sevinçliler.
Benim otağ da tamam.
Biz çadırlarla uğraşırken Ercüment olayı bitirmiş.
Akşama çok lazım olacak. Yakacak biriktirmeye devam.
Arabaya servis.
Eh, tadına bakarız tabii...
Yanımızdan akan dere içilebilir nitelikte.
Sesi bile iç huzuru bulmanıza yetiyor. Sakinleşiyorsunuz dinlerken.
Neşeli anlar...
Tepeler sislenmeye başladı. Bu da ayrı bir görsel şölen. Biraz daha yakacak bulmak lazım.
Ercüment ve Ahmet'in minikler evde. Dolayısıyla akıllar da evde kalıyor. (Allah analı babalı büyütmeyi nasip etsin. Hayırlı olsun.)
Vedalaşıyoruz arkadaşlarımızla. Ziyaretlerinden mutlu olduk.
Ercü çöpleri almayı ihmal etmiyor...
Güle güle...
Arkadaşlarımız gelen ziyaretçilerimizi karşılamak için yola çıkmışlardı. Beraber dönüyorlar.
Ahmet, Gökhan,
Edip,
Mustafa Ödemiş,
Ve Ümit. Antakya'daki işini bitirmiş.
Mustafa'cım, nihayet yeni küheylanı görmek kısmet oldu. Hayırlı olsun.
Mustafa'nın fazla vakti yok.
Vedalaşıyor ve
Gidiyor...
Ziyaretin için teşekkürler Mustafa'cım.
Hava karardıkça ateşimiz canlanıyor.
Ömer bişeyler bulmuş.
Yabani kekik. Az sonra yapacağımız cızbızda işimize yarayacak.
Artık faaliyet zamanı.
İnsanın içine işleyen enfes kokular sarıyor etrafı. Acıktığımızı daha da derinden hissetmeye başlıyoruz.