- Katılım
- 14 Eki 2012
- Mesajlar
- 29
KTM'nin 390'lık makinasıyla yapılan 1.000 kilometrelik tecrübe bir kenara bırakılırsa sorunuza en azından kendi açımdan (zira, herkes için koşullar ve tecrübeler mutlaka farklılık arz edecektir) rahatlıkla 250 cc'lik 160 kg üzeri ağırlıkta bir makinede yapılan 15.000 KM (ki bu bile İstanbul şartları için yeterince uzun) gibi bir tecrübe sonrası CBR 250'den 600'e sıkıntı çekmeden geçtim diyerek cevaplayabilirim. Tecrübe için ise kilometreden daha elzem olduğunu düşündüğüm bir takım hususlar var:
a) Fiziksel kondisyon ve hazırlık. Keza her yeni motora alışabilmek doğal olarak (motorun güç, tork ve tarzından bağımsız olarak) öncelikle kas hafızası açısından bir adaptasyon süreci gerektiriyor. Bu bağlamda motor hacmi ve gücünden ziyade motorun ağırlığı, tarzı ve ağırlık merkezinin konumlanması önemli. Mesela CBR600RR'ın C-ABS'siz versiyonunun ıslak ağırlığı 186 kg civarı iken ABS'li bir CBR 500 için bu ağırlık 200 kg'yi geçmekte. Bu bağlamda tekorik olarak 48 beygirlik uysal CBR 500'ü kullanmak abisine nazaran daha ciddi bir efor ve fiziksel hazırlık gerektiriyor.
b) Motorunuzla ne kadar sıklıkla ve uzunlukta vakit geçirdiğiniz. Bir haftasonu, hobi yahut yaz/kuru hava sürücüsü için bir üst hacim / siklete hazırlık daha fazla zaman alabilir.
c) Tecrübenizi hangi şehir ve yol şartlarında edindiniz. İstanbul trafiğinde (özellikle E-5 ve TEM gibi çevreyolları da dahil) ve muhteşem (!) asafaltında elde edilecek tecrübe görece olarak daha sakin bir sahil kasabası yahut şehrine göre daha çok şey ifade edebilir.
d) Şu anki motoru limitlerinde kullanmayı başarabildiniz mi? Aksi halde elinizde zaten daha çok eğlenmenizi sağlayan bir oyuncak olduğunu unutmayın. Bu konuda bir istisna ise şu: boyunuz 1.85'ten uzun ve kilonuz da 80 kg'den fazla mı? Şayet öyle ise eski Ninja 250'nin başarı reçetesini takip edip Birleşik Devletler'deki minyon latino ve kadın sürücüler hedeflenerek piyasaya sürülmüş bir CBR 250 de aslında kalıbınıza pek de uygun bir motor değildir. Bir an evvel ebat olarak (bu ister istemez daha büyük hacimli bir motor almak zaruretini de doğurmaktadır - elbette bir takım istisnalar hariç-) daha büyük bir motora geçmeniz sizin güvenliğiniz ve rahatlığınız açısından zaten daha doğru bir karar olacaktır.
e) Sürüş bilginiz sadece pratikte değil ancak teoride ne derece yeterli? Keith Code'un "Twist of the Wrist" kitabını okumak ve daha da önemlisi Youtube'da bulabileceğiniz uzun versiyon videolarını izlemek bu bağlamda özellikle motosiklet sürüş dinamiğini daha iyi anlamak adına oldukça faydalı. Her ne kadar güvenli sürüş eğitimleri alsanız da (CBF 1000 ile verilen Honda GS 3 eğitimi müstesna) orada edinidiğiniz bir takım bilgiler (temel bilgiler bir kenara bırakılırsa)600'lük bir supersportta faydadan ziyade zarar getirebilir. Özellikle motor freni, sürüş pozisyonu, kontra tekniğine olan ihtiyaç ve arka fren kullanımının dozajı vb konularda küçük hacimli motorlardaki genel geçer kurallara göre bir takım farklı davranış ve beceriler gerekecektir. Aksi takdirde slippery clutch'ınız da yoksa şayet 7.000 devir üstü vites küçültmenizi gerektiren bir durumda vites küçültmede gaz, debriyaj ve tercihen fren dengesini ayarlayamazsanız soğuk lastikler ve kötü bir asfaltta motorun yapacağı kompresyon 250'lik bir makina ile kıyaslanamaz..
Biraz uzunca bir cevap oldu. Kusura bakmayın. Ancak daha önce de bir defa belirtmiştim... Motorcu Muhabbeti'nin Youtube'daki CBR600RR test videosunu izlemenizi öneririm. Motosiklet hakkındaki yorumları abartıdan uzak (Zira, sanılanın aksine CBR600RR'ın şehiriçi kullanımı gerçekten oldukça hafif ve kolay)ve CBR 250 ile de yer yer kıyaslamalar da içerdiği için sizin açınızdan biçilmiş kaftan.
İyi sürüşler!
a) Fiziksel kondisyon ve hazırlık. Keza her yeni motora alışabilmek doğal olarak (motorun güç, tork ve tarzından bağımsız olarak) öncelikle kas hafızası açısından bir adaptasyon süreci gerektiriyor. Bu bağlamda motor hacmi ve gücünden ziyade motorun ağırlığı, tarzı ve ağırlık merkezinin konumlanması önemli. Mesela CBR600RR'ın C-ABS'siz versiyonunun ıslak ağırlığı 186 kg civarı iken ABS'li bir CBR 500 için bu ağırlık 200 kg'yi geçmekte. Bu bağlamda tekorik olarak 48 beygirlik uysal CBR 500'ü kullanmak abisine nazaran daha ciddi bir efor ve fiziksel hazırlık gerektiriyor.
b) Motorunuzla ne kadar sıklıkla ve uzunlukta vakit geçirdiğiniz. Bir haftasonu, hobi yahut yaz/kuru hava sürücüsü için bir üst hacim / siklete hazırlık daha fazla zaman alabilir.
c) Tecrübenizi hangi şehir ve yol şartlarında edindiniz. İstanbul trafiğinde (özellikle E-5 ve TEM gibi çevreyolları da dahil) ve muhteşem (!) asafaltında elde edilecek tecrübe görece olarak daha sakin bir sahil kasabası yahut şehrine göre daha çok şey ifade edebilir.
d) Şu anki motoru limitlerinde kullanmayı başarabildiniz mi? Aksi halde elinizde zaten daha çok eğlenmenizi sağlayan bir oyuncak olduğunu unutmayın. Bu konuda bir istisna ise şu: boyunuz 1.85'ten uzun ve kilonuz da 80 kg'den fazla mı? Şayet öyle ise eski Ninja 250'nin başarı reçetesini takip edip Birleşik Devletler'deki minyon latino ve kadın sürücüler hedeflenerek piyasaya sürülmüş bir CBR 250 de aslında kalıbınıza pek de uygun bir motor değildir. Bir an evvel ebat olarak (bu ister istemez daha büyük hacimli bir motor almak zaruretini de doğurmaktadır - elbette bir takım istisnalar hariç-) daha büyük bir motora geçmeniz sizin güvenliğiniz ve rahatlığınız açısından zaten daha doğru bir karar olacaktır.
e) Sürüş bilginiz sadece pratikte değil ancak teoride ne derece yeterli? Keith Code'un "Twist of the Wrist" kitabını okumak ve daha da önemlisi Youtube'da bulabileceğiniz uzun versiyon videolarını izlemek bu bağlamda özellikle motosiklet sürüş dinamiğini daha iyi anlamak adına oldukça faydalı. Her ne kadar güvenli sürüş eğitimleri alsanız da (CBF 1000 ile verilen Honda GS 3 eğitimi müstesna) orada edinidiğiniz bir takım bilgiler (temel bilgiler bir kenara bırakılırsa)600'lük bir supersportta faydadan ziyade zarar getirebilir. Özellikle motor freni, sürüş pozisyonu, kontra tekniğine olan ihtiyaç ve arka fren kullanımının dozajı vb konularda küçük hacimli motorlardaki genel geçer kurallara göre bir takım farklı davranış ve beceriler gerekecektir. Aksi takdirde slippery clutch'ınız da yoksa şayet 7.000 devir üstü vites küçültmenizi gerektiren bir durumda vites küçültmede gaz, debriyaj ve tercihen fren dengesini ayarlayamazsanız soğuk lastikler ve kötü bir asfaltta motorun yapacağı kompresyon 250'lik bir makina ile kıyaslanamaz..
Biraz uzunca bir cevap oldu. Kusura bakmayın. Ancak daha önce de bir defa belirtmiştim... Motorcu Muhabbeti'nin Youtube'daki CBR600RR test videosunu izlemenizi öneririm. Motosiklet hakkındaki yorumları abartıdan uzak (Zira, sanılanın aksine CBR600RR'ın şehiriçi kullanımı gerçekten oldukça hafif ve kolay)ve CBR 250 ile de yer yer kıyaslamalar da içerdiği için sizin açınızdan biçilmiş kaftan.
İyi sürüşler!