Günün Şiiri

Katılım
1 Ara 2005
Mesajlar
56
KAĞIT GEMİ

Deniz kıyısında
bir martıyla konuşurken görüyormuş
dostlarım beni sürekli
bir kaptanım çünkü
kağıt gemilerden
emekli

Kılları uzadıkça ellerimin
unuttum kağıtlardan
nasıl gemi yapıldığını
ki yaşlılığa uzanan
birer iskeledir parmaklarım
çözüldü uçlarından
nice kağıt geminin
palamarı

Çocukluğumun tahta atını
bozarak yaptığım iskeleye
küçük bir kağıt gemi
yanaşır mı dersiniz
kazısam ellerimdeki
bütün kılları ! ...

SUNAY AKIN

Sevgiyle...
 
Katılım
1 Haz 2005
Mesajlar
8,608
ÇUKUR

Bilerek mi yanına almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı çukuru

Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar

Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukuru

SUNAY AKIN



SENİNLEYİM

Şu kalbimin içindekini kim diyebilir
Yüreğime düşen sevdayı kim çözebilir
Senin için ağladığımı kim diyebilir
Sensizken bile seninleyim

Kıyılara vurdu bu yüreğim
Yosun kokan mavi denizlerde
Tek insansın sevipte söyleyemediğim
Tek insansın yalan dünyada gerçeğim

Seni her gördüğümde alevlenen sevda
Ne olur bir gün kor olmasın
Yalnız kaldığım şu koca dünyada
Kurduğum hayaller kuş olup uçmasın

(bunun şairini bilmiorum ama kimse süper))
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
11 Ocak 2006
Mesajlar
649
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
YALNIZLIK

Şemsiye yapımcıları
ıslanmaktan
tek kişiyi koruyacak genişlikte
kesince kumaşları
yağmur değil
yalnızlıktır yağan
Daha da hüzünlendirir her gece
kentin sokaklarını
bekçinin nefesiyle
düdüğün içinde dönen
nohut taneciğinin
yalnızlığı
Ne çok sevinirim bilseniz
bir yılan
mezarıma girerde
göğüs kafesimin kemikleri içinde
kış uykusuna
yatarsa


Sunay AKIN
 
Super Moderator
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
5,081
AMA ÖLÜM

Özgürlük kitabının
sayfaları arasına
cellatların kurduğu
darağacındaki ip
yarım kalan
sayfayı gösteriyor
okumaya devam edecek
nice insana
Evlilik fotoğraflarının yırtılarak
kırılan çerçevelerin
sokağa atılan
tahtalarıyla çakılıyor
çocuk tabutları
Hiçbir genç kız
taşımıyor kolyesinde
sevgilisinin fotoğrafını
ama ölüm
sayfaları oyulmuş
bir aşk romanının
içine gizliyor
tabancasını...


AT KOKUSU

Son evi gösterin bana İstanbul'da
vapur sesinin duyulduğu
ki kapısını çalıp
söyleyeyim içindekilere
daha çok kedi yavrusu ezilsin diye
eski iskeleleri
sahil yoluyla ayırdıklarını
denizden

Karşılığında ben de size
kanaryası ölüp
kuaför salonuna dönüşmeyen
kaç mahalle berberinin
kaldığını söylerim
ya da kaç fötr şapkanın
tutsak olduğunu
köhne bir konağın
askısında

Kaç faytoncunun
artık taksicilik yaptığını da bilirim
ama söylemem
onu da siz bulun
dikiz aynasına takılı boncuklardaki
at kokusundan

BECERİKSİZ

Kabuğunu koparmadan
ne bir elmayı soyabildim
ne de iyileştirebildim bir yaramı
ama karşıma çıkınca
kızmadım hiç elma kurduna
bendim çünkü bıçağı saplayan
onun yurduna

Şair diyorlar benim için
bilmiyorum oysa
her şiire konmalı mı uyak
her yere nedense
konamıyor tayyare
hay dilimi
arı türkçe soksun; uçak

Kaptan olmak isterdim
aynanın karşısında
eski bir sinema yıldızı
gibi ağlayan
İstanbul hatlarında
bir fırça hafifliğiyle gidip
gelen vapurlara

Eskimo bir şair dokunuyor omuzuma
ve Kız Kulesi'ni göstererek
bırak artık diyor üzülmeyi
yedi tepeli bu şehirde
şiir okunacak tek yer
elbette denizin ortasındaki
şu küçük buz dağı

Terzi olsa da babam
sökük dikmesini beceremem
beni yalnızca sen anlarsın
iğnenin deliğinden geçsin
diye ipliklerin
bir anlık ıslatıldığı dudaklara
takılıp kalan annem







BİR ARAYA

eşit olmadığı
söylenir insanların
aynı boyda olmayan
beş parmağı gibi bir elin

oysa uzanır
nice yorgun
emekçinin dudağı
su dolu avucuma

elimin
eşit olmayan
beş parmağını
getirince biraraya

GİDERKEN (ÇUKUR)

Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru

Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar

Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur



KEDİ KIRIKLARI

Ortancasıyım üç kardeşin
hiç tatmadığı için
acırken ağabeyime
kıskanç gözlerle bakarım
iki insan sıcaklığı üstünden
dünyaya gelen
kardeşime

Kutsal kitaplarda
aramam boşuna
bir işaret
bilirim ki kuşların
silah sesinden
ürkmediği gün kopacak
kıyamet

Bilemezsiniz yüreğime neler olduğunu
nasıl ki bir korsanın
denize attığı rom şişesini
limana demirleyen geminin
çapasıyla kırdığından
hiçkimsenin haberi
olmuyorsa

Birbirinin üstüne
ters çevirerek içimdeki iskemleleri
uzaklaşırım aranızdan
çarşıda kaybolan bir çocuğun
elinde soğuyan
anne sıcaklığı
hızıyla...

KÜL KEDİSİ

Beyoğlu'nda gezinen tramvay Kürtür
deniz görünmez çünkü penceresinden
insanların öldürüldüğü dağlarda
inanıyorum yine de
dikkat ceylan cıkabilir uyarısına
bir orman yolundan geçerken

Savaş ki ülkemde
bütün bardakları kırılan
birer sürahi gibi
çocuklarını gözyaşlarıyla bekleyen
nice anneler bırakmaktadır
pencere önlerinde

Tutuşunca Madımak Oteli'nin perdesi
bir kez daha kondaklandı umudumuz
yürümeyi öğreteceğiz ona
sonra yeniden koşmasını
masal olmadığını söylüyor güzel günlerin
Sivas sokaklarında doğuran kül kedisi

Denize doğru inen bir sokaktır ülkem
düz değildir taşları
ayakkabılarını bağlamadan
peşinden koşarken bir martının
ipe takılıp düşer
özgürlüğün eve avluya sığmaz çocukları

Başımızdaki şapka bireysel
şemsiye sosyalist yanımızdır
ve tek şartı
ters dönen bir şemsiyeyi düzeltmenin
zor da olsa yürümektir
rüzgara karşı

TAHT VE YÜKSÜK

Tahtların altındaki sümükleri silmezler
çünkü ata yadigarıdırlar
ve müzelerde
görmemesi için halkın
bir camekanın içinde
sergilenirler

Kapıları da hep devdir
dünyadaki sarayların
tokmağa uzanıp
sokaktaki çocuklarla
oynamasın diye
veliahtlar

Sakın beni tarihçi sanmayın
sayfalarını yırttım
yüz ünlü türk
adlı kitabın
terzi dükkanındaki resmine
içinde rastlamayınca
kılıncı dikiş iğnesi
kalkanı yüksük olan
babamın


Bu da benim favorim...

ŞİİRİÇİ HATLARI VAPURU

Nazım Hikmet vapuru
deniz ile arasına
dökülen asfaltı kırar
ve özgürlüğüne kavuşturur
salacak iskelesini
batmak pahasına

Can Yücel vapuru
alaycı bir düdük çalar
savaş gemilerine
ki rakı şişeleri asılıdır
can simitlerinin
yerine

Attila İlhan vapuru
keyfile yarar suları
içinde çünkü sevgililer öpüşür
ve güvertesinde
sigarasını rüzgara karşı yakan
bir katil üşür

Edip Cansever vapuru
denize yansıyan
otel ışıkları altında
gider gelir boğazın en uzak
iki iskelesi arasında

Orhan Veli vapuru
evlerine taşırken
telaş içindeki insanları
küpeştesinden atılan
simitleri kapışır
martı kuşları

Cemal Süreya vapuru
akşamüstleri giyince
ışıklı elbisesini
ince bir duman savurarak havaya
dansa kaldırır
kız kulesini
 
Katılım
31 Ağu 2005
Mesajlar
266
Karanfil Sokağı
Tekmil ufuklar kışladı
Dört yön, onaltı rüzgar
Ve yedi iklim beş kıta
Kar altındadır.

Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar
Ray, asfalt, şose, makadam
Benim sarp yolum, patikam
Toros, Anti-toros ve asi Fırat
Tütün, pamuk, buğday ovaları, çeltikler
Vatanım boylu boyunca
Kar altındadır.

Döğüşenler de var bu havalarda
El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem
Ümit, öfkeli ve mahzun
Ümit, sapına kadar namuslu
Dağlara çekilmiş
Kar altındadır.

Şarkılar bilirim çığ tutmuş
Resimler, heykeller, destanlar
Usta ellerin yapısı
Kolsuz,yarı çıplak Venüs
Trans-nonain sokağı
Garcia Lorca'nın mezarı,
Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin
Kar altındadır.


Duvarları katı sabır taşından
Kar altındadır varoşlar,
Hasretim nazlıdır Ankara.
Dumanlı havayı kurt sevsin
Asfalttan yürüsün Aralık,
Sevmem, netameli aydır.
Bir başka ama bilemem
Bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat
Kalbim, bu zulümlü sevda,
Kar altındadır.

Gecekondularda hava bulanık puslu
Altındağ gökleri kümülüslü
Ekmeğe, aşka ve ömre
Küfeleriyle hükmeden
Ciğerleri küçük, elleri büyük
Nefesleri yetmez avuçlarına
-İlkokul çağında hepsi-
Kenar çocukları
Kar altındadır.

Hatıp Çay'ın öte yüzü ılıman
Bulvarlar çakırkeyf Yenişehir'de
Karanfil Sokağında gün açmış
Hikmetinden sual olunmaz
"Mûcip sebebin" bilirim
Ve "kâfi delil" ortada...

Karanfil sokağında bir camlı bahçe
Camlı bahçe içre bir çini saksı
Bir dal süzülür mavide
Al - al bir yangın şarkısı,
Bakmayın saksıda boy verdiğine
Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır
 
Katılım
31 Ağu 2005
Mesajlar
266
Hasretinden Prangalar Eskittim
Seni, anlatabilmek, seni,
İyi çocuklara, kahramanlara,
Seni, anlatabilmek seni,
Namussuza, haldan bilmez,
Kahpe yalana.
Ardarda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana,
Bir bu yana...
Seni, bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni, anlatabilsem seni...
Yokluğun, cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
 
Super Moderator
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
5,081
Bu arada yazmayı unutmuşum yukarıdaki bütün şiirlerin şairi de Kız Kulesi'nin devrik Cumhurbaşkanı Sunay AKIN'dır.
 
Katılım
1 Haz 2005
Mesajlar
8,608
SEN GELDİN YA

Seni düşlemek güzel şey
Seni hayal etmek...
Seni görünce bizim mahallede
Hani olur ya insanın içinde tarif edilemeyen
bir duygu, bir his belki de.
Hani içinden sessiz ama fırtına gibi bir uçak kalkar ya
İşte, işte sen öylesin, eritiyorsun varlığınla, bedeninle, bakışlarınla yüreğimi.

Seni izlemek güzel şey
Sadece izlemek; Dokunmadan, konuşmadan
Hele o sigarayı usulca, derinden içine çekiyorsun ya gözlerini kısarak,
Ardından sigara yerini dudaklarından dökülen sözcüklere bırakıyor
Konuşuyorsun aynı masal gibi, anlatıyorsun sıcak bir çorba gibi ısıtıyor sözlerin yüreğimi.

Seni dinlemek güzel şey
Her rüya görüşümde
Her yataktan adını sayıklayarak kanter içinde uyandığımda,
Nefes nefese kaldığımda
İşte o an yatağımın kenarına oturup,
Hiç kimsenin yapmadığını, yapamadığını
Saçımı okşamanı, elinle yanağıma dokunmanı
O derin, o insana huzur veren bakışınla, bana bir kez daha bakmanı
İçimi ısıtmanı ve seninle dolan kalbimi yeniden aydınlatmanı istiyorum!

Diyorum kendi kendime
O geldi, sen geldin
Işığım, fırtınam, masalım geldi.
Sevdiğim...

Gitme olur mu?
Defalarca, acımasızca kırılan bu kalbi
Bir de, bir de sessizce çekip giderek sen kırma!
Beni ışıksız, beni masalsız,
En önemlisi de beni SENSİZ bırakma!...



SENİ SEVDİM
sevgilerin en güzelini vermek için.
Seni düşündüm gecelerce,
en güzel düşlerimde yaşattım seni.
Ne varsa sana adadım elimdekileri,
sana adadım, yüreğimin her zerresini.
Yanlızca sen sev istedim,
sen sar istedim, yüreğimin her köşesini.
Seni gördüm nereye baktıysam,
gözlerime işledim gözlerini.
Ve yalandan uzak,
en temiz sevdayla,
yarınlarımda bir sana yer verdim.
Bir tek, seni yazdım kaderim diye,
bir tek seni istedim, herşeyden çok.
Sen yoksan, anlamsız dünya, anlamsız yaşamak.
Sensizliği, ölümden bin beter bildim.

Gülüyorsam, mutluysam, bunca çileye inat,
bilirim ki, bu senin eserin.
Bir tek senin kollarındayken,
yaşamayı seviyorsam,
senin kollarındayken acıları siliyorsam,
her ne kadar kabul etmesende,
ben seni, daha çok seviyorsam,
biliyorum ki, bu senin eserin......


Ve, hiç bir zaman anlatamam, seni sevmenin tadını.
Ve, doymaz yüreğim,
doymaz ellerim, bedenim, seni sevmeye..
Bunca sene sonra seviyorsam kendimi,
sen sevdiğin içindir beni.
Ve seviyorsam seni,
bana sevmeyi öğrettiğin içindir.
Sevebildiğim tek insan, sen olduğun içindir.
Biliyorum ki;
ne zaman dolsa gözlerim, bir an acıyla,
sen sileceksin gözyaşlarımı.
Ne zaman sarılacak bir beden arasam,
sen saracaksın beni.
Ve, senin sıcaklığında tanıyacağım şefkati.
Seninle gülecek, seninle ağlayacağım.
Benim bildiğim tek gerçek,
sen olacaksın hep.
Ve ben,


en güzel şiirlerimi sana saklayacağım,
en güzel düşlerimi sana..
Sen yeter ki,
yarınlarda, bugünkü gibi, sev beni.
Senin sarhoşluğundan, hiç ayılmasın yüreğim.
Ve, ecele kadar,
benimle kal, yanlız benimle.
Seviyorum seni,
ve bir ömür yaşatacağım,
yüreğimde SEVGİNİ............
BİRTANEM

sahiplerini bilmiorum ama süper şiirler :salut:
 
Katılım
15 Eyl 2005
Mesajlar
2,381
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
SEVGİLİM..

SANA BU MEKTUBU GÜVENLİ KİPTE YAZIYORUM..
HER YER 16 RENK..
SESSİZ VE SENSİZ..
BELKİDE BU MEKTUBU SEN OKURKEN..
BEN BAD SECTORLER ARASINDA KAYBOLACAM..
MAALESEF SENİ UNUTACAM...
KIRILMA NİYE YEDEK ALAMADIM DİYE..
SANA OLAN AŞKIM
NE CDYE NE DVDYE NE DE DİSKE SIĞDI..
SENİN İÇİN SEAGATE MÜHENDİSLERİ BİLE ÇARE BULAMADI.
SENİ SEVİYORUM AYTEN..

:salut:
 
Katılım
1 Ara 2005
Mesajlar
56
Bütün şiir severlere merhaba. Ben bu sayfayı açarken amacım hergün yeni bir şiir eklemekti, farklı farklı şairlerden. Başka bir sitede de yaklaşık olarak 3 aydır her gün yeni bir şiirle eşlik ediyordum. İstedimki bu sitede de böyle birşey yapalım. Ancak ilk şiirimi yazdıktan sonra işlermin yoğunluğundan diğer sitedeki şiir köşesini de aksattım. Ancak enerjinizi hemen arcamayın. Şiirleri hergün ve tek tek yazmaya çalışırsak süreklilik arz etmiş olur.

BİR MEKTUP YAZ BANA
Bir şiir yaz bana bir mektup,
kelimeler kalemin yüreğinden alsın cesaretini
harfler umudun gözlerinde hayat bulsun

bir şiir yaz bana bir mektup,
erdemlerin yaşanılası bir hayal olmadığını Buda'dan
uçsuz bir okyanus gibi masmavi hayallerin gücünü Soktrat'tan
firavunların taçlarını oyuncak eden parmakların Maharetini Kutup'tan
tabuları paçavra gibi savuran özgür düşünceyi şeriati'den
kafatasçıların aciz diktalarıyla sindirilemeyen illegaliteyi Che'den
anlat bana anlat tuz dağlayan yaralarıyla sızılayan kalbime

bir şiir yaz bana bir mektup,
uzaklardan, ölümün sonsuz yüzünden
gülmeyen gözlere ağlamayı öğreten
güneşin kızıllığından
sabaha ellerinde gülmemiş güllerle gelen
susuz ve suçsuz genç kızların yüreğinden
ağaramayan ağaramadıkça ağırlaşan saçlarından
bütün bilgileri bir bilgiden öğrenen kara topraktan
leyla'dan mecnuna özverilerden

kabuslardan, zindanlardan, karalardan, geçmişlerden
geleceklerden, unutulmayanlardan, unutulamayanlardan
dolunaydan, dolunaydan söz et bana......

Sevgiyle....
 
Katılım
1 Haz 2005
Mesajlar
8,608
KABUS

Her gece gibi bu gecede düsüncelere daldim
Elimde olmadan yapiyordum bunu
Yatagima uzaniyordum ve dusunüyordum
Bundan hiç sıkılmiyordum...

Ama bir gece düsünmeden uyudum
Her gece rüya gören ben,bu sefer kabus görüyordum
Kabusum neydi biliyor musun??
Sendin!!

Aklimdan geçmemene ragmen
Kalbimde ki adini koyamadiklarim adina seni gördüm
O gece ilk kez mutsuzdum
Çünkü ben her gece seni beynimde bitiriyordum..

Her gece düsünmemin sebebi ne zannediyorsun?
Eger ki dusunmeden uyursam seni görecektim biliyordum
Ama ben imkansizlar1n pesinden kosmak için çok yorgunum
O yüzden sende sakin sevme beni...

Kendimi imkansiz olduguna inand1rmisken
Benim olmayacagina kalbim bu kadar eminken
Birak beni,girme sakin hayatima
YAklasma sadece sana yasak olan bu kapiya..

Yada gel ama gerçekten beni seveceksen gel
Oyunlar,yalanlar olmayacaksa gel...
 
Katılım
1 Ara 2005
Mesajlar
56
BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..

ATTİLA İLHAN

Sevgiyle...
 
Katılım
1 Ara 2005
Mesajlar
56
GİDERSEN YIKILIR BU KENT

Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken

Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
Bir de seni ekliyorum susuşlarıma

Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

Gidersen kar yağar avuçlarına üşürsün
Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde
.

Ahmet Telli

Sevgiyle...
Yusuf Bilgiç
 
Katılım
1 Haz 2005
Mesajlar
8,608
Özlemek

Birden özleyiveriyorsunuz...
Çoktan unuttugunuzu sandiginiz
ya da yalnizca bir kere karsilastiginiz
ve özlemek için yeteri kadar tanimadiginiz birini
bir sabah çilginca özleyerek uyaniyorsunuz.

Rüyalariniz, içinizdeki o gizli,
esrarini ele vermez büyücü,
siz çarsaflarinizin arasinda,
bütün tehlikelerden uzak,
güvenle yattiginizi sandiginiz bir anda,
usulca ruhunuza sokulup,
sizden habersiz oralara yigilmis cephanelikleri
birer birer atesleyiveriyor.
infilaklarla sarsilarak uyaniyorsunuz.
Hayatinizda olmayan birini hayatiniza almak,
ona dokunmak,
onun sesini duymak için kivranirken
buluveriyorsunuz kendinizi...

Özlemek, o yakici istek,
bilinen herseyi ve önem sirasini degistiriveriyor.
Özlediginiz ise çok uzaklarda...
Yaninda olmasini istediginiz halde
yaninizda olmayan bir tek kisi,
yaniniza bile yaklasmadan,
hatta onu özlediginizden
ve onu istediginizden haberdar bile olmadan,
bütün hayati,
bütün görüntüleri eritip
baska kiliklara sokuyor...

Sevgiler................:)
 
Katılım
15 Eki 2004
Mesajlar
1,124
Bu gecede sensiz geçecek,
sokakları yalnız adımlayacağım,
dilimde senden kalma bir tat ve hayalimle seni kucaklayacağım.

Gelmeni bekleyeceğim,zaman geçmek bilmeyecek,
benim nedenli ızdırap çektiğimi kimseler bilemeyecek
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
11 Ocak 2006
Mesajlar
649
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
BEKLENEN

Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı
Seni beklediğim kadar.

Geçti, istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni.
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?

Necip Fazıl Kısakürek
 
Katılım
25 Tem 2005
Mesajlar
119
Gittin Öylemi ?

Yüzün Güneşe bakardı, günebakanlar kıskanırdı. Zaten sen bakmasan güneş parlamazdı. Ben senin yüzüne hayranlıkla bakarken, gözlerin bir sevdayı anlatırdı. Ben o sevdanın tutkunuydum ve bir sevda ancak böyle tutkulu yaşanırdı. Hüznün karanlığına teslim gecelere, senin varlığınla direnirdim. Varlığın beni çoğaltırdı. Ne kadar çoğalırsam aşkım o kadar büyürdü ve aşk sadece senin adınla vardı. Elimdeki birkaç umut kırıntısını her gün ama her gün yeniden besteleyip bitmeyen bir aşk senfonisine dönüştürürdüm. Her notası seni anlatırdı. Sen duymazdın ama dinleyen herkes seni anlattığını anlardı.


Günler solar, mevsimler değişir, zaman delice akardı. Yalnızlık bir kılıç olup yüreğime saplanırdı. Sensizliğe günce yazıp kimsenin bulamayacağı yerlere saklardım. Sensiz olduğum bilinsin istemezdim. Çünkü bu yürek sadece seninle atardı. Ağlardım, kimse görmezdi. Göz yaşlarım içime akardı. Seni özlemek bir fırtınayı andırırdı. Fırtınalar içimdeki sevda ağaçlarını kökünden kopartırcasına sallardı. Her seferinde bir yolunu bulup ağaçlarımı kurtarırdım. Bu yüzden benim sevdam yıkılmazdı.


Aşkın yarını yoktu ama bizim beklediğimiz hep yarındı. Bu ne sana nede bana uyardı ama çaresizlik elimizi kolumuzu bağlardı. Hayata isyan ederdim, isyan tek arkadaşımdı. Beynimde yüreğimde seninleyken bir başkası bana sadece yabancıydı. Ben yabancılara teslim etmedim kendimi, kimse de beni teslim alamadı.


Mükemmel değildim ben, hatalarım vardı. Ama hatalarımı fark edip düzeltmeyi bilirdim. Yaptığım en ufak hata seni biraz incitse beni yıkardı.


Şimdi ‘gittim’ diyorsun öyle mi? Hiç kalmadın ki benimle gidesin.... benimle kalan hep yalnızlıktı. Olmayışının hiçbir önemi yok bir tarafında hep sen olsan da benim aşkım bağımsızdı. Hayatta tatlı anlar yoktur ya,nasıl yaşadıysam seni, acıyı da yaşamayı bilirim. Aslında çokta üzülecek bir şey yok çünkü bu aşk baştan sona imkansızdı.:pr:
Her Hakkı Mahfuzdur...! 09.03.2002 Hakan DEMİR
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
11 Ocak 2006
Mesajlar
649
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
BORÇLU

Erik çiçek açmış da bahçenin kıyısında
Sen ona hiç bakmadan geçmişsen oracıktan
Leylek dansa durmuş da bacanın tepesinde
O baharlım laklakını durup dinlememişsen
Şakır şakır bir tren bir gece köprüsünden
Islıkla dalmamışsan gurbet türkülerine
Akasya,mor akasya,ak akasya,sarı sarı sarkmış da bahar mavilerinden
Yaşamak ne güzel şey diye ağlamamışsan
Çocuklar birdirbir oynuyorlar da çöplük arsada
Dikilip yanıbaşlarına göğüs geçirmemişsen
Yanından geçip gitmiş de çilekçinin arabası
Kaçtan veriyorsun hemşerim diye yutkunmamışsan
İskelenin tepesinden türkü döken gurbetçi gence
Varolasın koçum benim diye el sallamamışsan
Bahar dalı gömleğiyle utangaç bir uçurtma
Bu ne şıklık delikanlım diye laf atmamışsan
Ve çapkınca bakmamışsan
Göğsü domur domur yeni yetmeye
Sesi bambam
Sesi ramazan topu
Kendini herkül sanan delikanlıyı
Yaşıtınmışçasına süzüp selamlamamışsan
Öpmemişsen gözlerine bakıp duran bir gözleri şenlikliyi
Yaşama itmemişsen e-iter gibi denize
Girmemişsen koluna bir yıkılmışın
Yalanla da olsa avutmamışsan umutsuzu
Su diyene bir avuç su
Bir yaralı parmağa işememişsen
Kolay gelsin dememişsen taş kıranlara
Günaydınsız bırakmışsan bahçe bezeyenlerini
Eğilip koklamamışsan çitten gülen çiçeği
Bayram bayram donanmamışsan
Sevinciyle dostlarının
Acısını dostlarının
Yüreğinde duymamışsan
Kapı kapı dolaşmamışsan iş dilenerek
İşsizliğe düşmemişsen hakkım dedikçe
Ve bayraklı pankartlı yürüyüşlere
Halaylı horonlu grev şenliklerine
Katılmayı aşk gibi duymamışsan şuranda
Ağrın ağrım
Acın acım
Dememişsen insan kardeşlerine
Ve dilinin en görkemli
Ve dilinin bando-davul sövgülerini
Sıralayıp sallamamışsan deyyuslar saltanatına
Hangi yaşta olursan ol
Kardeşim
Kaptırıp gönlünü sevda fırtınasına
Evin yolunu şaşırmamışsan
Sende iş yok be kardeşim
Sen artık hapı yutmuşsun
Borçlusun sen ağaçlara kuşlara
Borçlusun sen trenlere otobüslere
Borçlusun sen her şeye
Gözdeki ışıltıya
Alındaki çizgiye
Eldeki şaşkınlığa
Borçlusun her şeye
Kardeşim
Yaşamın kendisine

Hasan Hüseyin KORKMAZGİL
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst