- Katılım
- 15 Eyl 2023
- Mesajlar
- 84
- Motosikleti
- Piaggio Medley 150 (2023-26), Piaggio Beverly 400 (2026-)
- Konu Yazar
- #1
Yaklaşık 140 kilometredir ilk motosikletimi kullanıyorum. Şimdilik pratik için bulunduğum ilçeden 10 km civarındaki yerlere, şehir içi ana yollardan gidiyorum. Fırsat bulursam gündüz, bazen akşam karanlığında yolda oluyorum. Maksat pratik yapmak, işe gidip gelmek için çevreyoluna acemilikle dalmamak. Şu ana kadar motosiklet kullanmaktan çok keyif aldım, hele motor üzerindeyken iyi ki almışım dediğim çok oldu. Öncesinde biraz araba deneyimim var; motorumu almadan da Yamaha Riding Academy'den bir kur ders aldım, sürekli Zafer Akçay'ı takip ediyorum, ekipmanlarım tam... Buraya kadar işin olumlu, olması gereken yönlerinden bahsettim ama az önce yaşadığım bir şey, motorcular için kilit önemdeki "görülmek" meselesi hakkında beni düşündürdü.
Bir dönel kavşaktan çıkmak üzereydim. Sağda solda herhangi bir araç, yaya göremeyince makul bir hızla gideceğim yöne ilerledim; derken "Heyyy heeeyyy!!" diye bir haykırış duydum. Sanırım biraz benim, biraz da onun fren yapmasıyla kazayı atlattık. Meğer karanlıkları yararak şu Martı tipi elektrikli scooterlardan biri bana doğru geliyormuş. Dönel kavşakta ada içerisindekinin öncelikli olmasını vesaire geçtim, maalesef buna zaten kimse uymuyor. Ama akşam saatinde, bu karanlıkta doğru düzgün farı, ışığı olmayan, sesi zaten çıkmayan bir araçla son derece yoğun bir yolda gitmek nedir? Bu durumdaki birisi gerçekten görülmeyi umabilir mi? Allah korusun bir kaza anında, meşhur "Görmüyor musun?" repliği gerçekten bir anlam ifade eder mi?
Öte yandan, birkaç kez benim de, üstelik gündüz gözüyle görülmediğim oldu. Birinde tali yoldan bağlanan bir Vito, bütün hızıyla yolu daldı. Neyse ki o an acemiliğime rağmen adamın yola dalabileceğini ön görüp sol şeride kaçmıştım. Bazı şoförler umursamıyor, ama bazıları da gerçekten göremiyor. Fortnine'ın bir videosu vardı bu konuda, büyük bir ihtimalle gerçekten de biraz bilişsel tembellikle, şoförlerin araba görmeye şartlanması ile alakalı bir şey. Ama biz motosiklet kullanıcıları, bunun yarattığı tehlikeleri gidermek için çeşitli şeyler yapıyoruz; görünürlüğü arttıracak far tesisatı, ekipman, sürerken her araba her an şerit değiştirebilecekmiş gibi gitmek, her iğne deliğinden geçmemek vesaire...
Elektrikli scooter kullanıcılarının kask vesaire bile olmadan karanlıklar prensi gibi gezmesi, onlara da, bize de tehlike arz etmiyor mu sizce de? Bu gibi karanlıkların prenslerinden kendimizi ayrıştırmak, daha da iyi görülmek için siz neler yapıyorsunuz?
Bir dönel kavşaktan çıkmak üzereydim. Sağda solda herhangi bir araç, yaya göremeyince makul bir hızla gideceğim yöne ilerledim; derken "Heyyy heeeyyy!!" diye bir haykırış duydum. Sanırım biraz benim, biraz da onun fren yapmasıyla kazayı atlattık. Meğer karanlıkları yararak şu Martı tipi elektrikli scooterlardan biri bana doğru geliyormuş. Dönel kavşakta ada içerisindekinin öncelikli olmasını vesaire geçtim, maalesef buna zaten kimse uymuyor. Ama akşam saatinde, bu karanlıkta doğru düzgün farı, ışığı olmayan, sesi zaten çıkmayan bir araçla son derece yoğun bir yolda gitmek nedir? Bu durumdaki birisi gerçekten görülmeyi umabilir mi? Allah korusun bir kaza anında, meşhur "Görmüyor musun?" repliği gerçekten bir anlam ifade eder mi?
Öte yandan, birkaç kez benim de, üstelik gündüz gözüyle görülmediğim oldu. Birinde tali yoldan bağlanan bir Vito, bütün hızıyla yolu daldı. Neyse ki o an acemiliğime rağmen adamın yola dalabileceğini ön görüp sol şeride kaçmıştım. Bazı şoförler umursamıyor, ama bazıları da gerçekten göremiyor. Fortnine'ın bir videosu vardı bu konuda, büyük bir ihtimalle gerçekten de biraz bilişsel tembellikle, şoförlerin araba görmeye şartlanması ile alakalı bir şey. Ama biz motosiklet kullanıcıları, bunun yarattığı tehlikeleri gidermek için çeşitli şeyler yapıyoruz; görünürlüğü arttıracak far tesisatı, ekipman, sürerken her araba her an şerit değiştirebilecekmiş gibi gitmek, her iğne deliğinden geçmemek vesaire...
Elektrikli scooter kullanıcılarının kask vesaire bile olmadan karanlıklar prensi gibi gezmesi, onlara da, bize de tehlike arz etmiyor mu sizce de? Bu gibi karanlıkların prenslerinden kendimizi ayrıştırmak, daha da iyi görülmek için siz neler yapıyorsunuz?