- Katılım
- 31 Mar 2006
- Mesajlar
- 302
- Konu Yazar
- #41
Yazıgöl yaylasına geldik
Plutonyum abi hemen şarj moduna girdi
Yakındaki yörük çadırına gittim, iki muhabbet edelim diye.
Maalesef beyler yok, bayram namazı için şehire gitmişler.
Çocukları sevdik, oyuncak verdik.
Sağolsunlar onlar da bize ayran ikram ettiler.
Dinlendikten sonra yola koyuluyoruz .
2700 mt civarındaki platodayız.
Önümüzde epeyce düz yol var, bunun gibi
Biraz daha yükselip
İnişe geçiyoruz.
Şu karşıdaki yola ineceğiz.
Burada da dünkü gibi önden tek başıma gidiyorum.
Keyfim katlanıyor.
Bi su başı buldum, burada bekleyeyim arkadakileri.
Ana! burda dev bir ağaç ta varmış
Ana Ardıç Ağacı
Bu arada tayfa geldi
Sarılıyomuşum gibi çek panpa
Dev ağaçla herkes resim çekildikten sonra devam ediyoruz.
Demeye kalmadı önümüz kesildi
Oha!
Lan Allaan dağında yol kesik, kapı kilitli.
Ne yapıcaz, 100 km geldiğimiz yaylalardan dağlardan geri mi dönücez, olur mu öyle şey.
Araştır-et, sağ tarafında bi boşluk bulduk, dar falan ama motorları geçiririz gibi.
Birkaç deneme ve desteklerle motorları geçirdik.
Oh be!
Nefis manzaralar eşliğinde devam ediyoruz.
Bol oksijenli
Konaklama noktamız Çamlıyayla'ya yaklaştık.
İyi, erkence geldik, acıktık ta..
Lan!
Şaka mı bu!
Olm bunlar manyak mı?
Ne diye habire yolu kesip duruyolar.
Dağ yolu la bu, başka geçiş yok ki, yan sokaktan falan aşamayacağıma göre buradan başka yol yok.
Bakınıp duruyoruz, biraz geri gidip alternatif yollar arıyoruz, yok.
Zincir de sağlam mı sağlam.
Kaldırıp altından geçme şansımız da yok, ortasından yere sabitlemişler.
Karşıda bir bina var, bağrınıyoruz ama kimse yok.
Ortadan yere bağlanan kısmı kanırtarak sökmeyi başardık, zincir biraz kalkıyo ama hala motorları altından geçirecek kaldar yüksek değil.
Motorları teker teker yan yatırarak birkaç kişi elle geçirelim diyoruz.
Başlıyoruz ilkine, önü geçiriyoruz ki biri baarıyo uzaktan. Hooooo...
Hemen geri çekiyoruz, çaktırmadan da söktüğümüz yeri takıyoruz.
- Baba bu ne yaaaa. nerden geçicez?
- Siz nasıl girdiniz ki oraya? Yasak bölge orası. Yukarıda kapı kapalıydı?
(Haaa... şu kapalı kapıdan buraya kadar ki kısım yasakmış demek ki)
- Kapının yanında boşluk vardı ordan geçtik, onu boşver de nereye gidelim? 200 km geri mi dönelim dağdan?
- Tabiatı koruma sahası burası, av yasağı var ondan böyle.
- Baba biz avcıya benziyomuyuz, aç ta geçelim gidelim zaten geldik sayılır.
- Tamam.. ama plakalarınız kaydedicez
- Niye?
- Bi durum olursa falan mecburi
- İyi al baba arkadan, ben yürüyorum..
Bu arada 10.000 Dolara mı ne turistik avcılık yaptırıyolarmış, bi de tabiatı koruma diyolar.
Paran varsa sorun yok ama beleşe avlanmak yok.
Geçip Çamlıyayla'ya varıyoruz. Samet'in memleketi. Burada evleri var, ata evi.
Çocukluğu buralarda geçmiş, buralar eskiden yaylaymış şimdi bildiğin şehir olmuş.
Depoları doldurup Samet'in bağ evine geçiyoruz.
Ev artık yaşayan olmadığından bakımsız ama o doğanın içinde 5 yıldız otel gibi
Bu arada benim midede de hareketlenme başladı.
Biz bişeyle zehirlendik belli ki.
Taner'le haberleştik, hastaneye gitmiş, bağırsak enfeksiyonu demişler, iğneler falan toparlamış biraz, çıkıp geliyorlar ama varmaları geceyi bulacak.
Samet daha iyi, kıyısından atlattı gibi, sıra bana gelmiş demek ki.
Samet tanıdıklarına güveç benzeri bir yemek hazırlatmış, gidip onu yiyeceğiz.
Pişmesine birkaç saat var, şehri gezelim diyolar, ben siz gidin ben duş falan alıp geleyim diyorum, halsizim.
Biraz dinleniyorum ama durum pek hoş değil, bağırsaklar bozulmuş.
Yemeğe gidiyorum. O güzelim yemek bile iştahımı açmıyor, biraz atıştırmaktan öteye gidemiyorum.
Keyifsizim. Şehirde biraz dolanıyoruz.
Tatlı bi kız buluyorum, azcık seviyorum
Yöresel lezzetleri tadıyoruz
Ben erkenden izin isteyip gidip yatıyorum, dinlenip yarına iyi olmayı umuyorum.
Plutonyum abi hemen şarj moduna girdi
Yakındaki yörük çadırına gittim, iki muhabbet edelim diye.
Maalesef beyler yok, bayram namazı için şehire gitmişler.
Çocukları sevdik, oyuncak verdik.
Sağolsunlar onlar da bize ayran ikram ettiler.
Dinlendikten sonra yola koyuluyoruz .
2700 mt civarındaki platodayız.
Önümüzde epeyce düz yol var, bunun gibi
Biraz daha yükselip
İnişe geçiyoruz.
Şu karşıdaki yola ineceğiz.
Burada da dünkü gibi önden tek başıma gidiyorum.
Keyfim katlanıyor.
Bi su başı buldum, burada bekleyeyim arkadakileri.
Ana! burda dev bir ağaç ta varmış
Ana Ardıç Ağacı
Bu arada tayfa geldi
Sarılıyomuşum gibi çek panpa
Dev ağaçla herkes resim çekildikten sonra devam ediyoruz.
Demeye kalmadı önümüz kesildi
Oha!
Lan Allaan dağında yol kesik, kapı kilitli.
Ne yapıcaz, 100 km geldiğimiz yaylalardan dağlardan geri mi dönücez, olur mu öyle şey.
Araştır-et, sağ tarafında bi boşluk bulduk, dar falan ama motorları geçiririz gibi.
Birkaç deneme ve desteklerle motorları geçirdik.
Oh be!
Nefis manzaralar eşliğinde devam ediyoruz.
Bol oksijenli
Konaklama noktamız Çamlıyayla'ya yaklaştık.
İyi, erkence geldik, acıktık ta..
Lan!
Şaka mı bu!
Olm bunlar manyak mı?
Ne diye habire yolu kesip duruyolar.
Dağ yolu la bu, başka geçiş yok ki, yan sokaktan falan aşamayacağıma göre buradan başka yol yok.
Bakınıp duruyoruz, biraz geri gidip alternatif yollar arıyoruz, yok.
Zincir de sağlam mı sağlam.
Kaldırıp altından geçme şansımız da yok, ortasından yere sabitlemişler.
Karşıda bir bina var, bağrınıyoruz ama kimse yok.
Ortadan yere bağlanan kısmı kanırtarak sökmeyi başardık, zincir biraz kalkıyo ama hala motorları altından geçirecek kaldar yüksek değil.
Motorları teker teker yan yatırarak birkaç kişi elle geçirelim diyoruz.
Başlıyoruz ilkine, önü geçiriyoruz ki biri baarıyo uzaktan. Hooooo...
Hemen geri çekiyoruz, çaktırmadan da söktüğümüz yeri takıyoruz.
- Baba bu ne yaaaa. nerden geçicez?
- Siz nasıl girdiniz ki oraya? Yasak bölge orası. Yukarıda kapı kapalıydı?
(Haaa... şu kapalı kapıdan buraya kadar ki kısım yasakmış demek ki)
- Kapının yanında boşluk vardı ordan geçtik, onu boşver de nereye gidelim? 200 km geri mi dönelim dağdan?
- Tabiatı koruma sahası burası, av yasağı var ondan böyle.
- Baba biz avcıya benziyomuyuz, aç ta geçelim gidelim zaten geldik sayılır.
- Tamam.. ama plakalarınız kaydedicez
- Niye?
- Bi durum olursa falan mecburi
- İyi al baba arkadan, ben yürüyorum..
Bu arada 10.000 Dolara mı ne turistik avcılık yaptırıyolarmış, bi de tabiatı koruma diyolar.
Paran varsa sorun yok ama beleşe avlanmak yok.
Geçip Çamlıyayla'ya varıyoruz. Samet'in memleketi. Burada evleri var, ata evi.
Çocukluğu buralarda geçmiş, buralar eskiden yaylaymış şimdi bildiğin şehir olmuş.
Depoları doldurup Samet'in bağ evine geçiyoruz.
Ev artık yaşayan olmadığından bakımsız ama o doğanın içinde 5 yıldız otel gibi
Bu arada benim midede de hareketlenme başladı.
Biz bişeyle zehirlendik belli ki.
Taner'le haberleştik, hastaneye gitmiş, bağırsak enfeksiyonu demişler, iğneler falan toparlamış biraz, çıkıp geliyorlar ama varmaları geceyi bulacak.
Samet daha iyi, kıyısından atlattı gibi, sıra bana gelmiş demek ki.
Samet tanıdıklarına güveç benzeri bir yemek hazırlatmış, gidip onu yiyeceğiz.
Pişmesine birkaç saat var, şehri gezelim diyolar, ben siz gidin ben duş falan alıp geleyim diyorum, halsizim.
Biraz dinleniyorum ama durum pek hoş değil, bağırsaklar bozulmuş.
Yemeğe gidiyorum. O güzelim yemek bile iştahımı açmıyor, biraz atıştırmaktan öteye gidemiyorum.
Keyifsizim. Şehirde biraz dolanıyoruz.
Tatlı bi kız buluyorum, azcık seviyorum
Yöresel lezzetleri tadıyoruz
Ben erkenden izin isteyip gidip yatıyorum, dinlenip yarına iyi olmayı umuyorum.