- Katılım
- 22 Kas 2006
- Mesajlar
- 102
- Konu Yazar
- #1
20 Ocak gecesi gecenin 10'unda gök yüzündeki yıldızları fark edince Oki'yi aradım, bir sonraki gün için bir plan varmı diye, o da bana saat vererek ÇMSK önünde buluşalım dedi...
Büyük bir zevkle sabah kalkarak kahvaltımı yapıp, robotik kıyafetlerimi giyerek (malum krosa gidiliyor, bacağımızı kolumunuzun altına almadan gelmek lazım, tabi kolu sağlam tutabilirsek
) ÇMSK yolunu tuttum. Şansımıza hava çok güzel günlük güneşlikti. Önce SoneR geldi, ardından da Oki. Küçük bir ciğer molası verdikten sonra yola çıktık...
İlk durak petrol istasyonu, depoları doldurduk... Ancak SoneR iki zamanlı makina kullandığından yedek bir depoya yağla karışık benzin almayı ihmal etmedi; ancak bu sefer durum biraz farklıydı, neden olduğunu anlamadığımız bir şekilde aşağıdaki pozisyonda benzinle yağı karıştırmaya karar verdi...

anlam veremedik... Bir bildiği vardır diyerekde sormadık...
arazi de dolaşırken bir şey dikkatimizi çekti, ben iki tekeri zor idare ederken Oki tek teker dolaşıyordu,

bazen se uzamayı tercih ediyordu; fotograflarla anlatmak gerekirse;
Oktay uzamandan önce

ve oktay uzadığı zaman

Bir gün önceki yağmur maalesef Çiftçiyi güldürebilecek bir yağmur değildi, biz de bunu gittiğimiz zaman anlayabildik çünkü her yer kuruydu, ancak amacımız çamur sevdası olduğu için bulduğumuz her çamura girdik...

Bu kadar eğlencenin ardından biraz dinlenmemiz lazım diyerek saldık çayıra...

tabi her dinlenmenin ardından ortaya atılan sağa mı gitsek, yoksa sola mı sorusu üzerine etrafa bakınmaya başladık.

baktık ki hepimiz aynı yöne bakıyoruz, direk oraya doğru yola koyulduk...
Gezinin sonunda artık piller bitmeye başlıyordu... (bu cümle kendi adıma
)
Dönüş yoluna geçtiğimizde SoneR motorunun bir ayarı ile ilgilenmek için durduğunda son bir fotograf daha diyerek bastım deklanşöre...

Sevgilerle
Büyük bir zevkle sabah kalkarak kahvaltımı yapıp, robotik kıyafetlerimi giyerek (malum krosa gidiliyor, bacağımızı kolumunuzun altına almadan gelmek lazım, tabi kolu sağlam tutabilirsek
İlk durak petrol istasyonu, depoları doldurduk... Ancak SoneR iki zamanlı makina kullandığından yedek bir depoya yağla karışık benzin almayı ihmal etmedi; ancak bu sefer durum biraz farklıydı, neden olduğunu anlamadığımız bir şekilde aşağıdaki pozisyonda benzinle yağı karıştırmaya karar verdi...

anlam veremedik... Bir bildiği vardır diyerekde sormadık...
arazi de dolaşırken bir şey dikkatimizi çekti, ben iki tekeri zor idare ederken Oki tek teker dolaşıyordu,

bazen se uzamayı tercih ediyordu; fotograflarla anlatmak gerekirse;
Oktay uzamandan önce

ve oktay uzadığı zaman

Bir gün önceki yağmur maalesef Çiftçiyi güldürebilecek bir yağmur değildi, biz de bunu gittiğimiz zaman anlayabildik çünkü her yer kuruydu, ancak amacımız çamur sevdası olduğu için bulduğumuz her çamura girdik...

Bu kadar eğlencenin ardından biraz dinlenmemiz lazım diyerek saldık çayıra...

tabi her dinlenmenin ardından ortaya atılan sağa mı gitsek, yoksa sola mı sorusu üzerine etrafa bakınmaya başladık.

baktık ki hepimiz aynı yöne bakıyoruz, direk oraya doğru yola koyulduk...
Gezinin sonunda artık piller bitmeye başlıyordu... (bu cümle kendi adıma
Dönüş yoluna geçtiğimizde SoneR motorunun bir ayarı ile ilgilenmek için durduğunda son bir fotograf daha diyerek bastım deklanşöre...

Sevgilerle