"Cok yol sürmüş olmak tecrübe getirseydi, taksi soförleri F1 pilotu olurdu "
Yani çok yol yapmış olmanın insana tecrübe katmayacağını savunan insanların, Fuat domaniç bu kadar yol yapmış, şu kadar tecrübeli gibi yorumları onaylamaları daha önceki söylemlerinin tam aksi.
Dün farklı / bugün farklı konuşan insanların tutarsızlıklarını görmek rahatsız edici.
"Cok yol sürmüş olmak tecrübe getirseydi, taksi soförleri F1 pilotu olurdu " sözü yol sanatı'na dayalı eğitimlerde kullanılır. Ben de yol sanatı'ndan yana, bu eğitimleri öven bolca yazı yazan bir kişi olduğum için ve yukarıdak mesajlardan birini beğendiğim için sanırım muhatap(lardan biri) ben oluyorum. O yüzden açıklamaya çalışayım. Rahatsızlık için özür dilerim fakat göreceksiniz ki düşünce tutarsız değil.
Paolo Volpara geçen yıl Hacettepe'de verdiği teorik eğitimde gelişimin üç aşamasını şöyle sıralıyor. 1 eğitim, 2 bilinçli pratik, 3 sınırları ilerletme. Volpara ve diğer yol sanatı eğitmenleri hiç eğitim almamış bir kişinin tecrübesi ile eğitim sonrası öğrendiklerini pratik eden adamın tecrübesini birbirinden ayırıyor ve ikincisini daha değerli buluyor ve buna "bilinçli pratik" diyor. Eğitimlerde, tecrübe ile eğitim birbirinin yerine geçebilen kavramlar olarak görülmüyor. Önce eğitim alınacak, ardından bu öğrenilenlerin pratik edildiği bir tecrübe yaşanılacak. Bu ayrımı göz önünde bulundurunca görüyoruz ki adam taksicilerin kötü araba sürdüğünü, tecrübenin kötü bir eğitmen olduğunu, eğitimsiz tecrübe ile öğrenmenin pahalı ve kötü sonuçları olduğunu söylerken veya taksiciler örneğini verirken esasen tutarsızlığa düşmüş olmuyor. Dolayısıyla, forumda yol eğitimlerini öven ve taksiciler örneğini kullanan kişiler de esasen tutarsız olmuyor. Eğitim almamış adamın tecrübesi başka, eğitim sonrası öğrendiklerini pratik eden adamın tecrübesi başka. O yüzden eğitimsiz tecrübeli sürücüden sürüş tavsiyesi yol sanatı kafasında değerli değildir, ciddiye alınmaz. "He abi, he çok haklısın." denir, gülünür geçilir.
Mesela bir sürücü düşünelim, yol eğitimi aldı. Sonra arkadaşlarıyla sürüşe çıktı. Normalde sol virajda konumlanmayı, çevresel bakışı kullanmayı, limit noktası okumayı, virajın keskinliğini önceden anlayabilmek için araziyi ikincil bir bilgi kaynağı olarak okumayı, tabelaları kaçırmayıp, sürüş planına dahil etmeyi pratik edebilmesi için normalde önceden gittiğinden daha yavaş gitmesi gerekiyor. Zira tekniğe hız katılıyor ama hıza teknik katılmıyor. Ama bu eleman kendinden hızlı diğer arkadaşlarıyla aynı tempoda sürüyor. Bir günde 400 km yol yapıyor. Ama öğrendiklerini pratik edemedi. Sadece zevk alarak, arkadaşlarıyla senkronize sürdü. Buradaki tecrübe de "bilinçli pratik" değil, değerli değil. Taksicinin tecrübesiyle aynı biçimde, boşa zaman ve para israfı. Veya daha iyimser konuşalım, zevk için yapılmış, gelişime katkı sağlamayan bir sürüş olur.
Başkalarının kazalarından kendime ders çıkarmanın daha uygun olduğunu düşünüyorum, Fuat Domaniç'in yerine ders çıkarıp ona akıl vermek bence ben de dahil olmak üzere forumdaki genel kullanıcının haddi değil. Fuat Domaniç "Gençler sizce nerede hata yapıyorum, motoru bırakmalı mıyım, daha güçsüz motor mu alayım sizce?" diye sormadıkça en azından.
Ortada kaza yok, tamamen somut öneriler üzerinden öğretiler arasındaki farklar konuşulur çünkü onda başkalarının yararı var, kişisel bir kavram değil. (bzk:
http://www.motosiklet.net/forum/mot...aj-onerileri-vs-yol-egitimleri.html?highlight)