Dini hayatın her yerine sokuşturmaya çalışmak, her şeyi dinle açıklamaya çalışmak bir hastalıktır. Yapmayın bunu. Ülke bu hastalığın pençesinde can çekişiyor. Ayrıca bilim ilerleyip insanlığın bilgi dağarcığı genişledikçe dinle açıklanmaya çalışılan şeylerin ister istemez yanlışlığı ortaya çıkıyor. Kendi inancınızı kendiniz zedeliyorsunuz. Dünyayı ve evreni, kısaca içinde yaşadığımız gerçekliği olduğu gibi tarif etmek bilimin işidir. Bu konulardaki yorumlarınızı bilim çerçevesinde yaparsanız isabet yakalarsınız. Bilimden uzaklaştıkça da savlarınızın isabeti azalır, bu kadar basit.
1-nahl sûresi 49. ayet: ve Allâha secde eder ne (var) göklerde ve ne (var) yer(yüzün)de dâbbeden (kımıldayandan, canlıdan) ve melekler ve onlar büyüklenmezler.
2- şûrâ suresi 29. ayet: ve Onun (Allâhın) âyetlerinden (belirtilerinden) , yaratılış
(tarz)ı gökler ve yer(yüzünü)n ve ne yaydı o ikisinde dâbbeden (kımıldayandan, canlıdan) ve o (onların)toplanmalarına dilediğinde kadîr (çok iyi ölçüler koyan).
...Bu iki âyette bahsedilen gökler, uzaydır . Gökler kelimesi her ikisinde de çoğuldur, bu da bildiğimiz evrende her yerde hayat olduğuna delildir . İkinci âyetteki yaydı kelimesi tozun yayılmasını ifâde eden besse fiilidir . Bu fiil ile ifâde edilen yayılma, tozun yayılması gibi, üste, alta, öne, arkaya, sağa, sola, her yöne yayılmayı anlatır . Öyleyse âyette bu fiille anlatılan , göklerde, uzayda yayılmadan anlaşılan, evrenin her bölümünde hayatın varlığıdır .
_______________________buraya kadar olan kısım alıntı idi____________________
evet, görüldüğü kadarıyla kuran bize şifreler ile hayatın özünü sunuyor fakat ilimi ilerletmek insana kalmış. yani jimi arkadaşım bir ayet paylaştı fakat bu ayet onun atomun çekirdeğini araştırmasına engel değil ki dimi?
insanı salak olması geriletir dindar olması değil.