iki köylü kurnalığı hikayeside ben ekleyeyim
90' lı yıllar.toptan et ticereti yapıyordum o zamanlar , işte dönen para anormal büyük olduğu için mecruben silah taşıdığım günler.
Karaköy meydanda bir bankada , çek provizyonu için beklerken , sıkılıp volta atarken başıma şöyle bir iş geldi.
Bir ayakkabı boyacısı , yanında bir çingene mangalı , içinde akkor olmuş uzunca bir demir parçası. bu demirle ara sıra korları düzeltiyor. sigara içiyordum,boyacı siftah yapamadığını , sigarada alamadığını belirterek bir tane sigara istiyor benden , bende verdim bir tane.
sonra verdiğim sigaranın hatırına ücretsiz olarak ayakkabımın tozlarını silmeyi teklif ediyor olur diye ayağımı koyuyorum ayakkabıcı sandığına , adam bir yandan siliyor bir yandan da memleketimi soruyor. Balıkesirliyim diyorum. adam bir başlıyor konuşmaya, güya o da Balıkesirliymiş.nerdeyse akraba çıkacağız. yok eşi evi terketmiş , yok 5 çocuğu varmış. vay bu muhhaç , hemşeri abiye bir güzellik yapmam lazımmış. o zamanın en büyük kağıt parasını istedi. S... Lan dedim.aldı demiri eline , yüzüme doğru tutuyor.sanki saplayacakmış gibi hareketler. deri montumun önünü açtım. Berattanın kabzasını gördü.birden yumuşadı . abi bu gerçekmi demeye başladı. bende istersen kıçında bir deneyelim dedim.aman abim , arslan abim , sen beni yanlış anladın abim. canın sağolsun abim. artık yersen. hoş silah olmasada yemem o ayrı ama , sindirebildiğinin alıyor parasını
çakal.
Yine 90' lı yıllar. validemin rahminde bir kanser oluşumu olduğundan ameliyatla aldılar, Şişli etfal hastanesinde yeterli yer olmadığı için kadın doğum bölümünde yatıyor. o zamanlar değil ,cep telefonu , kartlı telefon bile yok.Annem , boş özel oda olmadığı için , mecburen koğuşta kalıyor , bende refakatçıyım ama , servisin dışında , kapıda bekliyorum.gelen sarılıyor oğlum oldu , giden sarılıyor kızım oldu. servisin girişindede bir jetonlu telefon var. o sevinçle akrabalarını arıyorlar.bende de , ne olur ne olmaz diye sıkı jeton stoğu var , sevabına isteyene ücretsiz veriyorum.
Neyse bir adam zıpladı yine abi oğlum oldu.Allah bağışlasın dedim. abi jetonun varmı ? buyur. arıyor bir yerleri " dayı , oğlum oldu ama çok masraf çıkarttılar , borç verirmisin dayı ? dayı , Allah belanı vere " çat kapatıyor , abi bir jetonun daha varmı. ? buyur "Amca oğlum oldu , bana borç verirmisin , Amca Allah belanı vere " çat kapatıyor.
Neyse geldi yanıma , ben yine bir jeton uzattım. abi dedi ,
ben denizciyim.
eeee ?
kendime çok güzel bir saat almıştım. Türkiyede yok bundan.
eeee ?
bunu sana satayım.
İhtiyacım yok , sağol.
Abi bu altın kaplama.
Olsun , ihtiyaç yok.
Abi ama bu çok güzel
Bende de rolex var. şimdi ben ne yapayım senin saatini.
Abi , değerinin çok çok altına , ucuza vereceğim.
Senin karın nerde yatıyor şu an ?
Adamın tarif ettiği yatakta, annem yatıyor. tarif ettiğin kadın benim annem dedim
Adam kaçarak uzaklaştı , bende ne oluyor ilk önce anlamadım. sonra yolum tahtakaleye düştü. o adamın türkiyede bulunmaz dediği saati nerdeyse her seyyar satıyor. merak edip fiyatını sordum. Hastanedeki adam aynı saati 10 katına bana kakalamaya çalışmış meğer..
Tezgah güzel. doğum hane , adamın oğlu oldu , çok masraf çıkarttılar.parası olmadığından ambalajında sıfır saati satacak , artık yersen. Balıklama atlayan illaki olmuştur.
İki olay da pek tanıdık geldi...
İlki 6-7 sene önce, Taksim Gezi parkı metro girişinde; sık sık Galata köprüsü..vs yollardan yürüdüğümden hazırlıklıyım, altında bir numara yattığını biliyorum, bulaşmıyorum bu tip olaylara ama, boşluk mudur, nasıl olsa yok başımdan savacağım mıdır artık... Soru geldi ben yolda yürürken; "Birader bir sigaran var mı?", benim rahatlığım burada; "Yok abi kullanmıyorum.". Tam yola devam edeceğim derken bir soru daha geliyor: "Olsa verir miydin be?...", "Tabii abi verirdim, ne olacak.". Olayın devamında ağlamalar, sızlamalar, "Kimileri var, o kadar küçük görüyorlar ki bizi, yok vermem, ne vereceğim sana falanlar... Sevdim seni delikanlı gel ayakkabının bir tozunu alayım.":mrgreen: Ayağımdaki ayakkabı, spor bir şey, neresinin tozu alınacak bilmeden, anlamadan, amca kirli bir bezle yapıştı, 2 ovaladı, sürdü etti... "Borcun x lira" deyiverdi, zaten bacak kadar çocuğum, o para üstümde bile yok, kaldı ki kafa tutacak yapım da yok

Neyse ki dandik bir miktar bozuk parayla, "öğrenciyim"in kurtarıcılığına sığındım da, oradan geçtim gittim o gün...
İlerleyen yıllarda, daha bir kafa tutacak boya posa gelince, aynı soruya "Yemezler" ve benzeri yanıtları vermek de bir o kadar eğlenceli oldu sonrasında...
İkincisi; annem bir havayolu firmasında çalışmakta, bir gün yolcu diye bir adam gelir girer, içeriye, şuraya şuraya gideceğim, ne kadar? bu kadar... İyi rezervasyon yapalım gidiyorum...
Laf arasında adamın helikopter pilotu olduğu, bir devlet kurumunda, tam ayrıntısını hatırlamıyorum Karaköy'de bir yerlerde bulunduğu...vs konuşulur. Adam oradan buradan getirdiği ucuz parfümdü, saatti, telefondu, televizyondu, hatta yeni evlenecek bir elemana beyaz eşya takımıydı:mrgreen:, ucuz yollu sattığını söyler arada. Bizimkiler de ağızlarının suyu akıp, alacak listesi oluşturmaya başlarken, iş arkadaşlarından eşi cep telefonu satıcısı olan biri, fırsatı bulmuşken, yüklü bir miktar almayı ister, adam da o kadar büyük miktar için bir imktar para alması gerektiğini söyleyerek, malları getrirmeye gider, "Zaten rezervasyonum da var, hem getirmişken bileti de alırım..."

Gün biterken ses seda yok tabii...
Ertesi sabah ofisin şöförü Karaköy'e bina aramaya, tanıdık polisler, ihbar değerlendiren polisler, ofis-Karaköy arası mekik dokumaya, telefon alacak kişi, adama verdiği para için şirketten aldığı borcu kapatacak borç aramaya başlar...
Ağzı yanan, ama ciddi yanan 1 kişi dışında hasarsız kapanır gider iş... Nasıl olsa beleş rezervasyondaki isme de rastlanmaz zaten bir daha...
