----------------------------------
Adana genelevi önünde taksicilik yapan amcayı mahallenin yeni yetmeleri kandırıyorlar,
yalvar yakar edip ve bir kaç şişe de rakı hediye edince, taksici yaşları tutmayan genç grubunu geneleve sokmaya çalışıyor.
Kapıda aksi mi aksi bir de bekçi olunca işler epey zorlaşıyor,
yine rakı hediyeleri, yine yalvarmalar falan...
Bekçi sonunda razı oluyor ve kurban bayramı sabahı getir gençleri diyor.
Gençler hevesli, bunca yıldır duydukları mekanı görecekler vs...
Sabah namaz sonrası taksici bunları genelevin kapısında bırakıyor.
Kapıda bir kuyruk ki sormayın gitsin.
Gençler taksiden inip, bekçi ile bir selamlaşıp sıraya girmeden küt giriyorlar kapıdan içeri.
Sıradaki kuyruk homurdanıyor, sesi yüksek çıkanlar itiraz ediyor tabi;
"Olur mu ya böyle, hem sıra bekletmedin, hem de yaşı tutmayan gençleri aldın
falan şeklinde...
Bizim bekçi de zaten aksi,
Başlıyor bağırmaya;
''Bunlar orspu çocukları.
Bayram sabahı analarının elini öpmeye geldiler.
Size ne ULAAAAAAAAAAN !!!...''
----------------------------
9 Kasım 1989 tarihinde berlin duvarı yıkıldığında,
çevrede bulunan vatandaşlar bu anlamlı ve değerli günün anısına evlerine götürmek amacıyla yıkılan duvarın küçük parçalarını alırlar...
Bu taş parçalarının üzerinde zaman içinde sprey boyayla, yağlı boyayla yazılmış protesto içerikli yazılar yer almaktadır...
" Almanya'ya özgürlük ! "
" tek Almanya ! " vesaire vesaire...
Kırk yaşlarında bir karı koca da bu tarihi günde misyonlarını yerine getirmiş,
yıkıntılar arasından ilk gördükleri parçayı evlerine götürüp,
belki de torunlarına göstermek amacıyla
kutsal bir emanet gibi saklamışlar...
Evde mutluluk gözyaşları içinde birbirine sarılan ikili, önemli günün anısını daimi olarak yaşatacağına inandıkları duvar parçasını incelemeye başlarlar...
Fakat !
taşın üstünde bugüne kadar hiç görmedikleri bir lisanda yazılmış bir yazı bulunmaktadır.
Yıllar boyunca kimsenin çözemediği bu duvar parçasındaki yazıyı çözmek için bir gün yaşlı çift telefona sarılır ve yakın arkadaşları olan bir dil bilimcisini ararlar.
Dil bilimcisi ve ekibi uzun bir araştırma sonucu duvar parçasının üstünde yazan yazıyı çözümler,
yaşlı çifte taşın üstünde yazanları tercüme eder ;
" Yetmiş ikiye bir tertip Samsunlu Nuri
kimseyi .ikemeden bu diyarlardan gidiyor... "
-----------------------------
18 yaşındaki kız, annesine iki aydır adet görmediğini söyler.
Annesi, çok tedirgin olur ve eczaneye bir hamilelik testi almaya gider ve sonuçlar kızın hamile olduğunu gösterir.
Anne çıldırmıştır, bağırır çağırır ve "bunu yapan hangi domuz,bilmek istiyorum" der.
Kız telefon açar ve yarım saat içinde bir Ferrari evin önünde durur,
içinden hafif kırlaşmış saçları ve çok pahalı bir elbisenin içinde manyak yakışıklı bi baro iner ve kapıdan içeri girer.
Anne baba ve kızla beraber otururlar.
Herif, "kızınız durumu anlattı" der , "kişisel durumumdan dolayı kızınızla evlenemem" der,
"ancak tüm sorumluluğu alıyorum" der.
Eğer bir kız çocuğu doğarsa;
Annesine bir ev, bir yazlık villa ve 1 milyon dolarlık bir banka hesabı,
Eğer bir erkek çocuk olursa;
Birkaç fabrika ve bir milyon dolarlık bir hesap,
Eğer ikiz doğarsa;
Her ikisine de 500 bin dolarlık hesap ve bir fabrika vereceğim, der.
Ancak düşük olursa....
O zamana kadar sessizce bekleyen baba elini dostça adamın omuzuna koyar ve
" o zaman bi daha s......sin evladım" der.
---------------------------------
Bir çift, bayram arifesinde otogarın hınca hınç olduğu zamanda hışımla otogara girip bilet aldıkları otobüsün hangi peronda olduğunu sordular.
Ordaki canından bezmiş görevli de otobüslerinin 15 dakika önce kalktığını ve geç kaldıkları için biletlerinin yandığını söyledi ve bütün otobüslerin dolu olduğunu ve yapabilecekleri hiç bişey olmadığını söyledikten sonra film koptu.
Adam eşinin İstanbula acilen gitmesi gerektiği gibi birşeyler söyledi derken tartışma iyice alevlendi.
Çevrede bulunan firmanın otobüs şöförleri ve muavinleri de tartışmaya katılınca tartışma kavga boyutuna geldi götürüceksiniz otobüs erken kalkmış diyor adam görevliler hayır olmaz diyor
adam götürceksiniz karımı biz bilet aldık yine aynı cevap....
Bu diyalog bikaç kez tekrarlandıktan sonra adam tartışmanın verdiği gazla iyice coşup,
-Götürüceksiniz karımı hemde s.ke s.ke götüreceksiniz deyince orada bulunan bütün şöför ve muavinlerden bi kahkaha koptu hatta bi tanesi iiice abartıp tabi abi ne demek deyince
Adam söylediğinin farkına vardı ama iş işten geçmişti...
onları ayırmak da otogardaki emniyet görevlilerine düştü
--------------------------------
Olayın kahramanları Ç : Çocuk - B : Baba
Ç : Baba, sevişmek neden eğlencelidir ?
B : Sevişmek sana aynı, parmağınla burnunu karıştırmak gibi bir zevk verir, bu yüzden çok zevklidir.
Ç : Peki kadınlar neden erkeklerden daha çok zevk alırlar ?
B : Burnunu karıştırdığında burnun parmağından daha çok rahatlar, değil mi ?
Ç : Kadınlar neden tecavüze uğramaktan, bu derece nefret ederler ?
B : Tecavüze uğramak, yolda yürürken birinin gelip burnunu karıştırması gibidir. Bu hoşuna gider miydi ?
Ç : Hmm.. Kadınlar neden adet günlerinde seks yapmazlar ?
B : Burnun kanarken karıştırırmısın ? Onun gibi birşey.
Ç : Erkekler neden sevişirken prezervatif takmaktan hoşlanmazlar ?
B : Elinde eldiven varken burnunu karıştırmaktan zevk alır mısın oğlum ?
Ç : Baba, sana ooohaaaa demek istiyorum, süpersin yaaaaa !!!
--------------------------------
Yetişkin bir kızı olan bir dul ile evlendim diyelim,
Babam da üvey kızım ile evlendi.
Bu durumda babam aynı zamanda damadım oldu,
üvey kızım da babamın karısı olması dolayısıyla ANNEM oldu.
Benim karım bir oğlan çocuk doğurdu.
Bu çocuk tabiatıyla BABAMIN KAYINBIRADERI ve benim üvey annemin BİRADERİ olması nedeniyle de benim DAYIM oldu.
Babamın karısı da bir oğlan çocuk doğurdu.
Tabi doğan çocuk benim KARDEŞİM oldu fakat aynı zamanda kızımın oğlu olması dolayısıyla da TORUNUM oldu.
Böylece, karımda annemin annesi olması dolayısıyla benim BÜYÜKANNEM oldu.
Kocası ve aynı zamanda onun torunu olduğumdan,
bir kimsenin büyük annesinin kocası da büyük babası olacağından dolayı,
Sanırım
KENDİ KENDİMİN BÜYÜK BABASI oldum.
Ve sanırım akraba evliliği bu yüzden kötü birşey