En güzel aşk..
Aşkın kendisi güzeldir zaten?
Kısa süren herşey güzeldir. ilk başlarda aşkla tutuşan bünyeler zaman aktıkça bu yoğun duygularını kaybederler, sonrası ya sevgi-saygı ya da ilgisizlik, bazen uzaklaşma olur.
Ama Aşkların en yoğunu en güzeli ulaşılamayandır bana göre.. Elini tutma, saçlarının arasında parmaklarını gezdirme, omzunda uyumasını hayal etmeyle tanışıp, tanıyıp -bu mudur ? dediğin süreçtir aşk.
Birbirlerini deli gibi seven çiftler vardır, ortak noktaları çoktur, iyi vakit geçirirler, sevgilidir onlar, uyumlu bir çift.
Ama aşk çok başka birşey, tanımı yok onun, tanımlanamayan duyguların genel adı sanki, insan doğasını alt üst eden bir duygu, duyguların en güçlüsü, en hissiz keresteyi bile tamamen değiştiren, bir gül yaprağına çevirebilen bir güç.
Anneyi kardeşi, kendi benliğini bir kenara attığın, sevdiğin sanki bir ölümsüzmüş gibi ölümünü düşününce saatlerce olmamış bir şey için ağladığın, fotoğraflarını oraya buraya astığın, ölmeyi bile sana güzel ve acısız gösteren bir duygu bu?
Günümüz ilişkileri derler ya hep.. Nerde o eski aşklar, aşıklar derler.. Bu tespitin altında yatanda tespiti yapanlarla aynı insanlardır işte. İnsanlar değişiyor, aşk aynı aşk. Ortam değişiyor, yaşam standartları, insanların aşka ulaşmak için kafalarına koydukları kriterler gelişiyor, setler koyuyorlar kendilerine ve çevrelerine, duvarlar, git gide ulaşılamaz oluyor o eski denilen aşklar. Maddi imkanları güçlendirme çabası giriyor devreye, kariyer giriyor, egolar giriyor, megaloman nüfusu hızla artıyor, bunların sonucu ilgiye ve övgüye aç bir yığın insan üretiyor toplum, bu insanlar ilgiye ve övgüye olan açlıklarını yaşadıkları ilişkilerde aşk olarak tanımlıyorlar. Bu açıdan baktığımda komşuluk ilişkileriyle aşk arasında kafamda hep bir ilişki kurmuşumdur neden bilmiyorum.
Aşkın ulaşılamaz ve imkansız olmasımı lazım illa.. Bünyeye göre değişir belki bu tam bilemiyorum. Ama neden olmasın diyor insan, belki daha hızlı ve acısız da yoğun yaşanabiliyordur bu duygu diyorum,
Diyorum diyorum bir yol bulamıyorum.. Saf sevginin içinde gömülü sanki bu duygu, saf ama. Riyasız, çıkarsız, yalansız pırıl pırıl tertemiz bir sevgi yumağı var ipekten, onun içinde bir yerlerde gizlenmiş.
Birisini görüyorsun bir gün, o gördüğün güzelin eli uzanıp çıkarıyor onu ordan, sende aynısını yapayım diyorsun uzanıyorsun yumağa doğru ama ellerin boş. Sinirleniyorsun yumağı iplik iplik dağıtıyorsun, saçıyorsun oraya buraya, dağıtıyorsun, yok orda da yok. Sonra yumağı toplamaya çalışıyorsun, olmuyor artık dağılmış iplikler düğüm olmuş hep.. O şekilde bırakıyorsun geri. Dönüp gidiyorsun. Ama o güzelde bir şeyi bırakıyorsun, unutuyorsun belki de. Senden aldığı bir şey..Tüm yoğun duyguların, en derin hislerin onun içindeydi halbuki.. uzun bir süre boş kalıyor saf duygularının içindeki o yer. Zamanla tamir oluyorsun, yavaş yavaş, yerine yenisi oluşmaya başlıyor, ama bir farkla.. artık saf duyguların oluşturduğu o ipek yumağın yerinde yeller esiyor, daha sert bir şey bu, daha karanlık bir yerde artık aşk, daha derinde ve daha da ulaşılmaz olmuş. değişiyorsun, değiştiriliyorsun..