Türkiye'de "işgaliye" belediyeler tarafından
adeta sınırsız bir kiralama mekanizmasına dönüşmüş durumda. Belediyeler bunu gelir olarak yazdıklarından, çoğu zaman her durumda izin verip, işgaliye bedeli alıp, göz yumuyorlar bu meseleye.
Aslına bakılırsa "işgaliye" geçici olarak verilen bir muafiyettir. Bunun yasal dayanağı da 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'dur.
Resmî Gazete’de yayımlanan kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, yönetmelikler, tebliğler ve diğer düzenleyici idari işlemler tek metin haline getirilir ve güncel olarak yayımlanır
www.mevzuat.gov.tr
"Madde 52 – Belediye sınırları içinde bulunan aşağıdaki yerlerden herhangi birinin satış yapmak veya sair maksatlarla ve yetkili mercilerden usulüne uygun izin alınarak geçici olarak işgal edilmesi, İşgal Harcına tabidir:
1. Pazar veya panayır kurulan yerlerin, meydanların, mezat yerlerinin her türlü mal ve hayvan satıcıları tarafından işgali,
2. Yol, meydan, Pazar, iskele, köprü gibi umuma ait yerlerden bir kısmının herhangi bir maksat için işgali,
3. Motorlu kara taşıtlarının park etmeleri için il trafik komisyonlarının olumlu görüşü alınarak belediyelerce şehir merkezlerinde tesis edilen ve işletilen mahallerin çalışma saatleri içinde, taşıtlar tarafından işgali (Bisiklet ve motosikletler hariç)
Yukarıda sayılan yerlerin izinsiz işgalleri mükellefiyeti kaldırmaz."
Bizim memlekette ise pratikte olan şudur: Her dükkan kendi kapısının önünü, -ister kaldırım olsun, ister yol olsun, ister ne olursa olsun- kendi tapulu mülkü gibi kullanmayı kendine hak görür.
Çoğunun da aldığı herhangi bir izin falan yoktur. Ya da örneğin bir restoran 10 m2'lik yer için başvuru yapar ama sonradan yoğurt gibi süzülerek her yere masa atar. İtiraz edersin, "ben işgaliye ödüyorum" der. Sanırsın babasının malı. Üç kuruş işgaliye ödeyip, tüm sokağı kendi malı gibi kullanır. Berber kaldırıma çamaşırlık atar, market kaldırıma tezgah atar, büfe her yere dolap atar, cafe/restoran vs. zaten her yere masa atar, ve bu rezalet böyle böyle büyüyerek devam eder.
Aslına bakılırsa; işgal harcı alınması suretiyle işgale belediyece izin verilebilmesi için, işgali gerçekleştiren 3. kişinin gereksinimi yanında,
verilen iznin kamu yararı ve kamu düzenini veya diğer vatandaşların haklarını zedeleyecek sonuçlara mahal vermemesi gerekir.
İşgaliyede esas olan
işgaliye durumunun geçici olması, kiralama yönteminde olduğu gibi uzun süreli kullanıma dönüştürülmemesidir. Aşağıdaki makalede de zaten bu durum gayet açık dile getirilmiş ve,
"Belediyelerin GEÇİCİ nitelikte olmayıp süreklilik arz edecek şekilde meydan ve kaldırımlara yönelik Mali Hizmetler Dairesi Başkanlıklarınca işgal harcı temin edilerek hukuka aykırı gelir kaynağı yaratmaları dayanaktan yoksundur.
denilmiştir.
İşgal harcı, ecrimisil ve kiralama birbirlerinden tamamen farklı işlemlerdir. İşgal harcı, 2464 sayılı Kanun’da belirtilen yerlerin geçici işgaline karşılık, belli bir tarifeye göre alınan bedel iken; […]
tuncayilcim.av.tr
Görüldüğü gibi,
sadece geçici ve kısa süreler için verilen bir muafiyet, bizde belediyelerin de gelir amacıyla (veya tanıdık, rant, vs.) göz yumması ile adeta yasal bir kiralama yöntemine dönüşmüş durumdadır.
Ne yapabiliriz peki?
Pek bir şey yapamıyoruz maalesef. Öncelikle belediyeye yazılı şikayette bulunuyoruz, olmadı Cimer'e yazıyoruz, yine olmadı Hukuk mücadelesine girişiyoruz. Kaçımız yapıyor bunu? Hiç birimiz...