Hocam niye ok atıyım. Bende ducati hayranıyım. Dizayn olarak çok beğenirim. Superbike şampiyonlukları olan yarış geçmişi çok parlak bir marka bu yönden de severim. Sen olayı pek anlamadın galiba
Nelere dikkat etmişşin dediğn şey ilk dikkat çeken şey zaten:queen: Filme ducati reklam vermiş.. Elinde 2 sn gözüken telefon için bile dünya paralar dönüyor.. 3 dakika yeni modelin reklamını yapıyor bir yandan adamlar.
Ducatinin marka imajı sesi karakteri herşeyi farklıysa orj,nal sesini niye gizliyorlar.. Ducatinin 4 silindirli seri üretim makinası yok! Ducati çift silindirli makinası ile övünen bir firma.. agırlık merkezi kendine özel sesi..
Hani o ses:mrgreen:
Hocam sen de doğru söylüyorsun. Yıllardan beri canımı sıkar o sahnedeki 4 silindir sesi. Ses mühendisinin denyoluğu diyorum sadece, başka da bir şey değil.
İşin aslına gelicek olursak, Ducati'nin sesi de Termignoni ile güzel. Şey gibi, Yamaha'ya Two Brothers'dan başkasını ben yakıştıramıyorum mesela, bu kişisel bir zevk. Ancak şu bir gerçek, dört silindir kültürü motosiklet kültürünün fiyat-performans açısından domine eden kültür durumunda. Gelir seviyesi ve alım gücü daha yüksek olan kullanıcıların garajlarında birden fazla motosiklet olduğunda, bu motosikletlerin Ducati, MV Agusta, Harley Davidson vb. markalara yöneliyor olmasının da bir sebebi aslında bu.
Ben şahsen sokakta çığlık atan motor sesi sevmediğime karar verdim bunca yıl sonunda. Pistte dört silindirli çığlığından şaşmam ama. Gazlamanın keyfi ayrı, haftasonu gezintisinin keyfi ayrı.
Ducati'nin sesini beğenmek için makinenin üstünde dinlemek gerekiyor o sesi, titreşimi ve altındaki torku hissederken derinden böğüren makineyi duymadığın sürece, gazı açtığında kelebeğin altında nefes alan ciğeri duymadıkça aşık olman zor. Japonun sesi plajda ipkinisiyle güneşlenen kadını beğenmek gibi bir şey, Ducati'nin sesini beğenmek için o kadına sahip olman gerekiyor. Aradaki farkı bu şekilde özetleyebilirim.